Bu zalimliği kim neden yaptı

Mücahit Türetken

Mücahit Türetken
Üniversite giriş sınavında Sakarya Üniversitesi Tarih bölümünü kazanmış olmam nedeniyle Sakarya'ya gelmiştim.
Depremin izlerinin hala silinemediği, İstanbul ve Ankara'ya yakın, gelişime açık, entelektüel tartışmaların hala kahvelerinde, bir takım ortamlarında yaşandığı, mütedeyyin bir kentti.
Kısa süre içinde yakın dostluklar kurdum. Arkadaşlarımın vesilesiyle hayatımızda önemli bir yer teşkil eden birisiyle tanıştım.
Sohbet halkasına dâhil olduk. İlk tanıştığımızda ne okuduğumuzu sormuştu. Zaten devamlı ilimden, irfandan, kitaplardan, sorgulanması gereken hayattan bahsederdi.
Daha sonra birlikte dersler yaptık. Uzun bir süre hep birlikte felsefe çalıştık. Bu derslerde çok şey öğrendik. Küçük ama nitelikli bir grubumuz vardı. Her ne kadar felsefe çalışıyor olsak da pergelin bir ucunu İslam'a ve İslam düşüncesine sabitlemiştik. Bulvar'da ve şehrin sokaklarında caddelerinde saatlerce yürüyüşler yaparak konuşurduk.
Bize devamlı okumaktan bahsediyordu. Okumak, devamlı, hiç ara vermeden, sonsuzluğa kadar okumak. Okumak ve düşünmek.
Birçok şeyi ondan öğrendik. En başta ezberlerimizi bozdu. Dinin bir bütün olduğunu, ibadetin elbette vazgeçilmez olduğunu ancak yanlışa yanlış, doğruya doğru demenin faziletini, her zaman, her şartta adaletten asla sapmamamız gerektiğini hep o söyledi. Zaten kendisi de adalet düşüncesi üzerine çalışıyordu.
Biz öğrenciyiz, anlayacağınız hepimiz açız. Hepimizin cebinde çok az para olurdu. O da öyleydi. Onun da parayla çok işi olmazdı, hatta hiç işi olmazdı. Kendisi de o dönemlerde işsizdi/işsiz bırakılmıştı.
Birlikte yer, birlikte içerdik. Memleketin en lüks mekanında en lüks yemekleri yemek, en lüks kıyafetleri giymek, en lüks harcamaları yapmak bizi Mutezile'nin düşüncelerini öğrenmekten daha fazla heyecanlandırmazdı. İbn Teymiye'yi, Abduh'u, Eflatun'u, Aristo'yu, Hayek'i ondan öğrendik.
Liberalizmi, Sosyalizmi, Sosyal demokrasiyi, muhafazakar düşünceyi ve tabii ki İslamcılığı da…
Taassup sahibi olmayın, her düşünceye açık olun, nezaketi elden bırakmayın, inançlarınıza, düşüncelerinize ters gelse de her zaman insanların farklı düşüncelerine saygı gösterin. Her daim kendinizi okuyup, araştırıp kendinizi geliştirin, Arapçayı ve İngilizceyi iyi öğrenin derdi.
Esat Pınarbaşı'ndan bahsediyorum. Bin yıl süreceği iddia edilen çok şükür 10 yıl dahi sürmeyen darbe döneminde SAÜ'den atılmış, 12 eylül'de cezaevinde yatmış, ömrünü ilme adamış bir dava adamından.
Mustafa Kemal Aydın, Bizim Sakarya Gazetesi'nde Esat hoca'nın SAÜ'den nasıl atıldığını yazmış.
Geçen yazımda, SAÜ'de yapılan baskılara biraz değinmiştim. Ömer İnan'a, Esat Pınarbaşı'na, Mustafa Kemal Aydın'a, Ömer Karaoğlu'na ve daha birçok akademisyene nasıl zulüm yapıldığını belirtmiştim.
O dönemin canlı şahidi olarak olup biteni bizden daha iyi bilen SAÜ Öğretim Üyesi Mustafa Kemal Aydın, SAÜ'de yaşanan zalimlikleri güzel ama az anlatmış.
Şimdi bir kez daha soruyorum, bu zalimlikleri kim, neden yaptı?
Bu bahsettiğimiz isimler kime ne yaptılar da bu haksızlıklara, adaletlsizliklere maruz kaldılar?
Bu zalimler gücünü kimden ve nereden alıyordu?
Neden kimse bu zalimlerin zulümlerine karşı koyamadı?
Kimler bu zalimlerle iş tuttular?
Esat Pınarbaşı'na, sarı zarfla okuldan uzaklaştırıldığını tebliğ edenler kimlerdi?
28 Şubat'ın kudretli paşalarına yalakalık yapıp, üniversiteleri askeri kışlalara çevirenlerin amacı neydi?
SAÜ'de muayeneye dahi gerek görmeden akıl sağlığının yerinde olmadığı apaçık olan isimleri hoca diye öğrencilerin karşısına çıkaran nasıl bir bilim ahlakına sahip? Acaba şimdi bu yaptıkları zalimliklerden ötürü hiç vicdanları sızlamıyor mu?
İnşallah tüm bu yaşanan haksızlıklar bir bir ortaya çıkarılıp, aydınlanacak. Hem de çok yakında aydınlanacağına inanıyoruz.
SAÜ'de 28 Şubat dönemi ve akabinde öğretim üyelerini ve öğrencileri fişleyen, okuldan uzaklaştıran 28 şubatçıların neler yaptıklarını, güçlerini nereden aldıklarını çok yakında öğreneceğiz.
Tıpkı Ergenekoncular gibi bunlarda mahkemelerde hesap verecekler. 28 Şubat dosyası yakında tamamen açılacak ve bunların yapıp ettikleri bir bir ortaya çıkacak.
Bu haksızlıkları, zalimlerin sözcülüğünü yapan ve bunların yapıp ettiklerine çanak tutanları da hep beraber öğrenmiş oluruz diye ümit ediyoruz.



Yazı Tarihi : 30 Aralık 2011 Cuma
Bu yazı 1497 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Sn.Zeynel Demirci;
Demek kiş görmek istediğini görüyor diye boşuna dememişler.

Ben hala;

NE OKUYORSUNUZ?

sorusuna takılıp kaldım.

Selam ve Dua ile ;
Aydın Kış @ 04.01.2012 15:02:00
NE OKUYORSUNUZ..!!!

NE OKUYORUZ..!!!

Kaçımızın derdi ACABA..???
Haluk kurt @ 04.01.2012 14:54:21
Mücahit kardeşim, yazılarınızdan dolayı kutluyorum..

Esat Pınarbaşı'yı oradan buradan duyumlardan değil, bizzat yakından tanımak gerekiyor. Ancak yakından tanıyanlar gerçek Esat Pınarbaşı'nın ruhunu anlayabiliyor.
Seçim dönemlerinde bile yakın hocası O zamanlar İç İşleri Bakanı olan; Beşir ATALAY'dan, Yakın okul arkadaşı Ömer DİNÇER'den bile yardım istememe mütavaziliğini gösteren Esat PINARBAŞI böyle bir insan işte.

En büyük hatası belki siyasete bulaşması oldu. Ama birdaha siyasete atılacağını duşunmuyorum.. Çünkü siyaset bu devirde,seçim kaybedipte, darbe ile tekrar seçilenlerin, kirlilerin, belden aşağıya vuranların, özü-sozü doğru olmayanların işi..
Burak Gül @ 04.01.2012 14:51:02
Esat Hoca,görevden uzaklaştırıldıktan sonra zindana atıldı, hala orada esir tutuluyor sanki...
Hapse atılması mı lazım canım, Üniversiteden uzaklaştırıldıktan sonra TÜVASAŞTA kaynakçılık yaparak geçimini sağladı,bu da bir mağduriyet değil midir derseniz eyvallah denir tabiiki...
Zeynel Demirci @ 03.01.2012 17:48:35
Ben Esat Pınarbaşını'nın Artvin Çoruh Üniversitesi'nden öğrencisiyim.
Onun sayesinde Artvin bizim için yaşanabilir bir yer haline geliyor. Artvin gibi bir yerde Hoca'yla tanışmamız bizim için gerçekten büyük bir şans. Bizi bırakıp da belediye başkanı ya da milletvekili olacağını zannetmiyorum. Ayrıca şu sıralar bildiğim kadarıyla bilimsel-felsefi çalışmalara ağırlık veriyor.
A. Mert @ 31.12.2011 17:00:12
Mustafa Kemal Aydın'ın yazısını da okudum. Esat Hoca'nın hikayesinden kendisine pay çıkarması gerçekten üzücü bir durum. (Yazının son cümlesine bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.)
A. Safa @ 31.12.2011 16:26:18
Seni yürekten kutluyorum Mücahit kardeşim..O kadar azaldı ki sen gibiler ve öyle içim acıyor ki; senin yaşında daha gencecik bir delikanlıyamı kaldı bunları söylemek,nerde bu şehrin adam geçinenleri..neredeler o haketmedikleri makamlara kurulup tüm geçmişlerini bunamış rolü yaparak unutanlar..arkadaşlarını en zor günlerinde yalnız bırakıp dünyalarına,masalarına sarılanlar..hayatları boyunca her türlü haksızlığa karşı gık çıkartamayan korkaklar zavallılar eşraf geçinen gerçek şerefsizler neredesiniz..nerde olduğunuzu biliyorum;makamlardasınız yine,listelerdesiniz,önlerde,yukarlardasınız alçakça..Esat Abinin tavsiyesi,kefaleti ve dostluğuyla o makamları işgal eden ve ona onun emanet ettiklerine ihanet edenler sözüm size; bekleyin az kaldı..!
Hakan SEZER @ 31.12.2011 03:55:44
Esat Hocayı yakından tanımak gerekir.
kendisi ile 2-3 kez sohbet ederseniz bir daha onun ile sohbet etmek için sıraya girersiniz. Görüşleri ne olursa olsun gerçekten son derece mütevazi ve kitap aşığı bir insan olduğunu görürsünüz.
İnsanları başka görüşte olduğu için asla incitmeyen ve seni olduğu gibi kabul eden son derece sevecen ve zevkle fikir tartışmasına girebileceğiniz çok keyifli bir dost..Şu anda Artvin de Üniversite kurmak için mücadele veriyor. Kendisini tanımaktan son derece mutluyum... Allah yolunu açık etsin Esat hocamın...
C.Bilir @ 30.12.2011 14:13:57
Her yazınız ne kadar kin ve öfke dolu.Kamunun faydasına değil, kendi sorunlarınıza odaklanan yazılarınızla, kendi ideallerine bağlı insan portrenizi bile gölgeliyorsunuz.her konuya her düşünceye açık olmak, olabilirse her an herşeyi benimsemek gibi bir liberal bakış açısına sahip olmaktan mutlusunuz ve her zamanki gibi kin kokuyor yazınız!Rabbimden kalbinizi yumuşatmasını diliyorum!Yazık halinize...
munise @ 30.12.2011 11:22:15
Bu yazdıklarından sonra Esat Pınarbaşı'nın aday olamadığınz üzüldüm.
Rabbim kader denilen çizgi ile hayatımızı nakış nakış dokuyor.
Zalimler ve onlara yardakçılık ve yalakalık yapanlar bir daha bilsinler ki,
"Zulümle abad olunulmuyor".
Sakarya'da kendilerini tarafsız olduğunu iddia edip,Perinçek'e emirerliği yapan,
Öğretmenler,senkikacılar,yazarlar ve hovardalara hovardaca çanak tutan siyatsetçiler var.
Milletimiz basiretle baktığı için bunları görüyor çok şükür.
Teşekkürler Sayın Türetken.
Andelip @ 30.12.2011 11:11:10
Esat Pınarbaşı büyükşehir belediye başkan adaylığına mı hazırlanıyor acaba ?????????
KARACA @ 30.12.2011 10:53:57
inşallah ..Mücahid gardaşım...

bu zulmün maşaları..bu gün buiktidar döneminde bir yerelere getirilmiş olabilirde..
yarın yine belkide ap dönemiğnde kamudan ekmek yiten arsız hırsızlar yine olacak..
derdi adalet olmayan ,bilgisiz donaNIMSIZ insanlar makamlara atanırsa huzur asla gelmez.
sesi köşe kapınca çıkmayanlar,adalet aklına gelmeyenlerde var...sahte hocalar olduğu gibi...maskeler düşer inşallah..o dönemde susan sakarya basının hiç mi suçu yok...beslendi mi?
iyiler gelsin inşallah...zalimin hesabı daha hızlı görülürmüş..bu dünyada da görülecek inanıyoruz.
efe mert @ 30.12.2011 10:32:31
Online Ziyaretçiler
-