Yeni yılın geldiğini bir süredir anlamsız "hindi" telaşından anlıyoruz. Çevremizde gördüğümüz herkes değil belki ama gün geçtikçe artıyor yılbaşında hindi yemeyi gelenek haline getirenlerin sayısı...
"İsteyen istediğini yer" penceresinden bakacak olursak, zaten bu yazının da bir anlamı yok. Fikriniz "kafadan" bu yönde ise bu yazıyı okuyarak vakit kaybetmemenizi şiddetle öneririm...
Yılbaşını farklı geçiren bir sürü insan var. Bir bölümü hindi yerken, büyük bölümü de bu kesime "uyuz" olarak yılbaşına girmeyi tercih ediyor.
Yaklaşık 15 yıl kadar önce sağda solda
hindi sürülerini görmeye başlamıştık. Yeni yıla sayılı günler kala ince bir taktikle "hindi" alışkanlığı bir bölümümüze bulaştı. O gün bugün sayı sürekli artıyor...
Hindi konusunda internette küçük bir araştırma yaparak konuyla ilgili bilgilerimi tazeledim.
Önce şu yanlışı bir düzeltelim.
Avrupalılar, yani Hıristiyanlar bizin sandığımız gibi "hindiyi yılbaşında yemiyorlar!" Bir kere burada direk çuvallıyoruz!
Hıristiyan dünyasının Hz.İsa'nın doğumu olarak kutladığı "Noel" de sofralarında hindi bulunacak diye bir kuralları yoktur . Hatta kuralları olmadığı gibi uygulayan da pek yoktur.
Hindi Hıristiyan aleminde Noel de değil, "Şükran Günü'nde" (22 Kasım) kesilir. Ancak bir Hıristiyan bayramı olarak kutlanan (ki aslında dini bir bayramda değildir) bugün aynen bizim yurdumuzu da yansıtılamayacağı için bu tarihten bir ay sonrası olan ve yılbaşı mahiyetinde yurdumuzda kutlanan güne bu adeti çok sağlam bir pazarlamayla yansıtıvermişler.
Yani bazılarımızın yılbaşında yediği hindiyi Hıristiyan alemi Şükran Günü'nde yiyor.
Böylelikle dış dünyada ilgiyle karşılanan hindi pazarlaması, dini gereklilikten çıkarılıp, bir adet şeklinde yılbaşında pazarlanmıştır.
Peki Hıristiyan olmayanlara "büyük ustalıkla" pazarlanan hindi geleneğinin aslı nedir? Noel'de Hıristiyanların bile sofralarında olmayan hindinin bizim soframızda işi nedir?
Görmemişlik mi, yoksa "hıyarım var diyene bir avuç tuz alıp koşmak" için kendi kendimize yer mi arıyoruz...
Yine yaptığım küçük araştırmayı aktarıyorum.
Peki Şükran Günü nedir? Aslında gerçekten bir dini gün müdür?
Bu sorununda yanıtı olumsuz. Dini gün gibi kutlanan bugünün tarihçesini şu şekilde araştırdığım bir kaynaktan aktarayım;
"İngilizler, 387 yıl önce gemiden indiklerinde onları meraklı bakışlarla Kızılderililer karşılar, onlara yiyecek verir. Hindi avlamasını, mısır ekmesini öğretirler.Kızılderililer'in yardımı ile yeni hayatlarına başlayan İngilizler aradan geçen senelerden sonra hayatlarını düzene sokarlar ve ilk geldikleri gün kendilerine sofralarını açan, onlara yardımcı olan Kızılderililer'e şükranlarını sunmak için İngiliz Vali William Bradford tarafından büyük bir ziyafet hazırlanır ve Kızılderililer davet edilir.
Kızılderililer'in şefi Massoit, 90 Kızılderili ile bu yemeğe katılır. O günden sonra her hasat sonrasında bu yemek geleneği sürer.
Ama ilk olarak 1863 yılında Amerika'nın o dönemdeki Başkanı Abraham Lincoln, Şükran Günü'nün ulusal bir bayram olmasını meclise önerir.
Resmi olarak bu öneri bazı sebeplerden dolayı meclise taşınmaz ama Amerika'nın çoğu bölgesinde bu gelenek sürdürülür. Lincoln döneminde ele alınamayan bu öneri, 78 yıl sonra, yani 1841 yılında o dönemin Amerikan başkanı Franklin Roosevelt tarafından tekrar meclise taşınarak karara bağlanır ve bu tarihten itibaren her yılın Kasım ayının son Perşembesi ‘Şükran Günü' olarak, ulusal Bayram ilan edilir."
Kızılderililerle aralarındaki bir yas günü olarak anılması için belirlenmiş olan bugün, günümüzde artık bir kutlama halini almış , bayram gibi olmuştur.
Amerika'da şükran gününde 5 gün tatil ilan ediliyor, insanlar evlerinde büyük hazırlıklar yapıyor, giyiniyor, süsleniyor ve 5-6 saat boyunca patateslerle süslenmiş hindilerini kısık ateşte kızartıp komşularını, dostlarını, akrabalarını misafirliğe çağırıyor...
Aslı yukarıdaki gibi olan olay, bize yılbaşında yutturulmuş. Bizim aynı günlerde "Şükran Günü" diye bir kutlama yapmayacağımızı bilen "uyanık pazarlamacılar" bize de yılbaşında "hindiyi kakalamayı" büyük beceriyle gerçekleştirmişler!
İşin özü "özenti"den başka bir şey değil. Ama bu durumun İslamiyet'e göre sıkıntısı var mıdır, yok mudur? Bunu bilemem. Daha detaylı bir araştırma yapmak lazım. Ayrıca sadece "yılbaşında hindi yemek" değil, inceden inceye pazarlanan bir başka "çakma gelenek" daha var. Yılbaşında "kırmızı iç çamaşırı" giymek! Her taraf kırmızı iç çamaşırlarıyla dolu. Evet bildiniz, o da mükemmel bir pazarlamanın ürünü!..
Yazı Tarihi : 26 Aralık 2011 Pazartesi
Bu yazı 160 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar