EMİRSULTAN MEKTUBU
Bilal Maruf Şimay parlakay@msn.com
Adamın Biri Sordu Bir gün ;
-Cemaatten misin?
-Evet dedim.
Dedi ki ;
... ... ... -Ne gerek var cemaate tek namaz ve ibadet edilmiyormu ki illa bir cemaate bağlanıyorsunuz?
Dedim ;
-Peki Urfa'ya mı yoksa Ordu'ya mı, ya da Belgrat ormanına mı yoksa Sahra çölüne mi daha çok yağmur yağıyor?
Dedi -Ordu ve Belgrat ormanına
Dedim -Niye peki ?
Dedi - Oralarda çok ağaç var
Dedim -Bak işte ağaçlar bile cemaat yapınca rahmeti çekiyor yani cemaat rahmet vesilesidir...
MESELE O KUYUMCUYU BULMAK...
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semercinesneye şöyle bir bakar, "Bu der"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünc yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nerede buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya
başlar:"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesiniistediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesikarışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindekinesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğertarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için herşeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasınıanlatır.Bilgesorar:"Bu karşılaştığındurumları izah edebilir misin?"
Öğrenci:"Çokşaşkınımefendim,nediyeceğimi bilemiyorum,kafam karmakarışık" diye cevap verir.Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark edenkuyumcular mutlaka vardır.Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...
İşte, aşkta, arkadaşlıkta, yaşamın her anında gerçek kuyumcuyu bulmanız dileğiyle....
SAMİMİ DUA KABULE İŞARETTİR..
"...Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum..." (Yusuf Suresi, 86) diyen Hz. Yakub gibi, ruhundaki tüm sıkıntılarını ve taleplerini O'na söyler, her türlü yardım ve hayrı O'ndan ister.Dua eden kişi bu tür bir samimiyet içerisinde değilse ve duayı sadece yerine getirilmesi gereken bir formalite ya da icabet edilip edilmeyeceği belli olmayan bir tılsım olarak görüyorsa, doğal olarak kalıplaşmışifadeler kullanır. Ne demek olduğunu hiç anlamadığı ya da üzerinde hiç düşünmediği birtakım süslü cümleleri sıralayarak kendince bir dua edecektir. Bunun Kuran'da tarif edilen dua olmadığı ise çok açıktır.Oysa dua, insanın Allah ile samimi bir bağlantısıdır. Her insanın içinde bulunduğu sorunlar, istekleri, arzuları, ruh hali birbirinden çok farklıdır. Dua sırasında önemli olan sözcükler değil kulun o anki ruh halidir.Kuran'da örnek olarak gösterilen dualar, peygamberler ve müminlerin ruh halllerini yansıtan çok samimi ve içten Allah'a yönelmelerdir...
Kim umar senden vefayi, Yalan Dunya degilmisin.
Muhammedu-l Mustafa'yi (s.a.v) Alan Dunya degilmisin.
Azizi Mahmud-u Hudayi (ks)
Selam sevgi ve muhabbetle Rabbim yar ve yardımcımız olsun……………
Yazı Tarihi : 23 Aralık 2011 Cuma
Bu yazı 310 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Ey canlar
Yaradanımızı bilme adına,her gönülde bir rab anlayışı var.Kimisi bilinmez bir mekanda oturur hisseder,kimisi her yerde ve kaplımış der.kimiside emin değil ama gönlümüzde der.Kimiside an'da
andığımız yerde der.Yaradanımızı bilme adına verilen bu caba bir gün doğruya ulaşacaktır.Yeterki sorguluyalım.Cekinmeden,sıkılmadan ve hiç bir mahcubiyet duymadan sorguluyalım.Aranızda tartışalım.bıkmadan usanmadan arayalım.O Allah ki hiç bir kulunu cevapsız ve sonucsuz bırakmaz
Bildim ve tanıyorum diyen tarif edemez.Bilme gayretinde olan canlar ise gercek dostlarını izlesin.
Siz canlar nefis terbiyesini aştınız.Nefsini bilen rabbini bilir sözüne Kulak verin.Dışarıdaki kardeşlerimiz gibi senden dışarı,gözümüzün önünde rab aramayalım.Ondan O na sığındık O ne dilerse olur.Ondan gayrı sığınacak limanımız kalmadı.
şahbazın kulu @ 29.12.2011 18:29:54