Yeni ev verin, üstüne de sıfır otomobil!

İbrahim Bulut

İbrahim Bulut
Yeni konut ve otomobil ikramı sizi kesmediyse "maaş" bile bağlatabilirsiniz! Elinizi korkak alıştırmayın! Sonra "keşke verseydim" diye hayıflanırsınız ama iş işten geçer...
Konu malum, "orta hasarlılar." Bugünlerde pek fazla gündem meselesiyle haşır neşir olamıyoruz...
Orta hasarlılar...
Yıllardır su'istimale müsait bir konu olarak karşımızda durdu. Kimimiz gelişine öyle bir çaktı ki "manşeti çatala astı!"
Kimimiz, elinde rezerv olarak bulundurdu. Sönük ve "dandik" gündemlerin esiri olmamak için arada bir yayına verdi...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'ya her gelişinde gazeteler en cafcaflı mizampajlarını yine "orta hasar" manşetlerine ayırıp Başbakan'a "ayar" vermeyi de ihmal etmedik ara ara...
"Tamam da ne olacak bu orta hasarlılar..."
Türünden benzer başlıkları yıllardır bıkmadan usanmadan attık.
Başbakan'ın geldiğini, ya Şeker Fabrikası'na kesin çare isteyen gazete manşetlerinden ya da aslında çözümün imkânsız olduğunu kendi iç dünyamızda kısmen kabullendiğimiz halde Başbakan'a "çakmak" için de bulunmaz fırsatı gole çevirmek için yanıp tutuşan "santrafor gazeteci" duruşumuzdan da (!) hiç vazgeçmedik, yıllar boyunca...
Ama şimdi evirip çevirdiğimiz gündemimiz elimizden alındı. Hem de "pat diye..." Bu şaşkınlıkla kimimiz olayı kabullendi, kimimiz de giden gündemi elinde tutabilmek için akla hayale gelmeyen sebepler bulup buluşturmaya başladılar. İtiraf edelim ki başarılı da oldular.
Yıllarca sayfaların belini kırdığımız "orta hasarlılar ne olacak?" manşetlerimiz kül oldu gitti. Önce Başbakan sonra da yerel yönetim ve valilik ellerinden geleni artlarına koymadılar "ipimizi çekiverdiler(!)" Peki şimdi ne olacak diye saf saf sağa sola bakarken bu sefer de plağın öbür tarafını dinlemeye başladık!
"Orta hasarlılarda oturanların durumu ne olacak?" Yahu bunun sonu gelir mi?
Orta hasar diye diye dilimiz şişti. Şimdi orta hasar sorunu çözülmeye başlandı şimdi de tersini okutmaya çalışıyoruz...
Zamanında 19 bin orta hasarlı bina sahibi yememiş içmemiş binasını güçlendirmiş. Gerekli ruhsatını iznini almış gönül rahatlığıyla oturmaya devam etmiş.
Ama kalan bin küsur orta hasarlı bina sahibi de maalesef bu fırsatı kullanmamayı tercih etmiş! Sebepleri ne olursa olsun sonuçta bir işlem yapmamışlar. Ama "tabutluk" diye son moda tabir kullandığımız evlerinde oturmaya da devam etmişler...
Şimdi gün geldi, elektrik ve diğer kamu hizmetleri iptal edildi. Böyle olacağı 2009 yılında zaten belliydi. Van depremi de süreci hızlandırdı. Yıllarca orta hasarlıların yıkılması konusunda haklı ve büyük baskı yapanların bir bölümü şimdi de orta hasarlı bina sahiplerinin hakkının yendiği düşüncesinde birleştiler. Düşünmekle kalmadılar, kamuoyundan destek beklediler. Kısmen de olsa bu desteği buldular. İyi de kardeşim madem ki orta hasarlılara devlet sahip çıkacaktı 19 bin orta hasarlının günahı neydi?
Onlar neden o kadar masraf yapıp binalarını güçlendirdiler. Neden bu sıkıntıları yaşadılar?
CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç'un istediği kira yardımı gayet mantıklı. Özkoç'un da dediği gibi bu yardım ancak maddi durumu iyi olmayanlara verilebilir. Buna itirazımız elbette olamaz...
Ama neredeyse güçlendirme yapmayan orta hasarlı bina sahiplerine "yeni ev verin, konut yapın" gibi akıl izan yoksunu düşünceler oluşmaya başladı. Böyle bir ihtimal var mı? Mümkün değil...
Bugün Büyükşehir ve Valilik eğer kulağının üstüne yatmayı tercih etseydi, bambaşka tellerden çalacaktık. Ama öyle olmadı. Hızlı bir çalışma yapıldı ve beklenenden önce de bitirildi...
Daha önce de belirtmiştim, deprem randevuyla gelmiyor. Yetkililer işi ağırdan alsa ve o sıra bir deprem olsa bu sorumluluğu kim alabilir? Hiç kimse alamaz. Uygulamada bazı hatalar olabilir. Bunu elbette eleştireceğiz ama, zamanında ve binbir güçlükle binalarını güçlendirenleri de kimse "enayi" yerine koymaya çalışmasın! Bilim "yıkılacak" diyorsa aksini iddia etmek akıllılık olmaz! Olan bitenin tereyağından kıl çeker gibi çözülmesini beklemiyoruz. Sıkıntılar olacaktır ama o sıkıntılar orta hasarlıların içinde insanlar yaşarken bir depremde yıkılması kadar büyük sıkıntı kimseye vermez. Orta hasarlı bina sahiplerinin hakkını elbette savunalım. Ama bunu yaparken işin özünü kaçırmayalım. Orta hasar dedik, şimdi çözülüyor gerisi boş!..

Benzin istasyonu ve
5 bin kişilik spor salonu

Dünyanın başka yerinde böyle bir uygulama var mıdır? Bilmiyorum. Ama şehrimizde olmak üzere. Dün Haber Müdürümüz Hüseyin Cumalı yazdı.
Serdivan Belediyesi tarafından yeri verilen ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapımı devam eden bir spor kompleksi var.
Öyle böyle değil, tam 5 bin kişilik...
Yani neresinden bakarsanız bakın devasa bir spor merkezi. Serdivan'a da çok yakışacağına eminim. Ancak bu büyük spor kompleksinin hemen arkasına işadamı Tuna Tan tarafından akaryakıt istasyonu yapılıyormuş! Spor kompleksinin hemen arkasında benzin istasyonunun ne işi var. Ne estetik bırakır, ne işlevsellik! Ortalık egzoz ve akaryakıt kokusundan geçilmez. Üstelik yangın ve patlama riski de var.
Tuna Tan'ı şahsen tanımam. Bir iki gazeteci yazdı diye bu projesinden vazgeçer mi onu hiç bilemem. Ama naçizane mantığım Tuna Tan'ın bu "girişiminin" pek de hayırlı olmadığını söylüyor bana. İnşallah o alan akaryakıt istasyonu olarak hizmete girmez!



Yazı Tarihi : 13 Aralık 2011 Salı
Bu yazı 51 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-