"Tık" dedi hayat nihayet durdu!

İbrahim Bulut

İbrahim Bulut
Sakarya'yı büyük maddi ve manevi kayıplar verdiren 17 Ağustos 1999 depreminden sonra yapılması gerekenler şimdi yapılıyor...

Bazıları gibi tribünlere oynayarak "şimdiye kadar neden yapılmadı bu işlemler. Nerede bu devlet, uyuyor mu?" Gibisinden ucuz bir eleştiriye kaçma niyetinde değilim!
Zira bu konuda yapılacak "efe"liklerin hepsi yapıldı, "hesap" sorulması gerekenlerin hepsinden tek tek(!) hesap soruldu...

Sonuç ortada...

Türkiye'de bazı şeylerin olması için, bazı şeylerin feda edilmesi gerekiyor. Uzun yıllardır gördüğümüz çözümlerin hepsi ancak bu yolla bulunmuştur...
Hani kötü ve aslında pek yakışıksız bir söz var "Türk'ün aklı..." diye başlayan, hepimiz biliriz. Biraz da durumumuzu bu minvalde değerlendirmek gerekir.
Atıp tutmakla, asıp kesmekle bu işleri çözemedik. Ne ona buna ders vermeler, ne de alabildiğine ahkâm kesmeler işimizi bir arpa boyu ilerletmedi...

Ne zamanki, o Van Depremi tüm acısıyla kapımızı çaldı, işte o zaman "aklımız başımıza geliverdi." Evet daha önce de depremler oldu. Daha önce de canlar kaybettik. Ama işte olmayınca olmuyor. Ağırdan alma ve sonuna kadar direnme hakkımızı olur olmaz yerde kullanmayı alışkanlıktan ziyade "huy" haline getirmişiz!

En kötü zararlı alışkanlıklar gibi kaldırıp atmamız gereken bir huyumuz var. Ama nafile, "ha" deyince işin içinden çıkmamızın mümkünü yok!..
O meşhur tarih geldi çattı bugün...
5 Aralık 2005 Pazartesi!

Orta hasarlı olarak kayıtlara geçen ve bugüne kadar ne onarımı ne de güçlendirmesi yapılmayan binalara kamu hizmeti verilmeyecek.
"Kamu hizmeti" deyince kulağa biraz havalı geliyor olabilir ama, kimse aldanmasın! "Kamu hizmetinin kesilmesi" bildiğimiz elektriksiz, susuz ve varsa doğalgazsız bir yaşam!

Yani "benim" diyebilen babayiğitin göze alamayacağı zor bir süreç...

Bu sıkıntıya ve zorluğa ilk olumlu cevap hatırlarsanız Adapazarı şehir merkezindeki orta hasarlıların "mecburi müdavimi" konumundaki öğrenciler cevap vermişti...
Eee, boşuna okumuyor çocuklar. Baktılar can güvenliği yok, doğru sağlam binalara. Öğrencilerin bu hızlı ve yerinde kararı diretmeye meyilli orta hasar müdavimlerine örnek olmasını dilerim...

Ağıza söylemek kolay! Bazılarının yıllarca biriktirip yaptığı binalar. Öyle hemen bırak git olmuyor belki. Sonuna kadar da haklılar ama, hiç bir mal da candan daha kıymetli değil. Kendi canlarının yanında çoluk çocuk ve belki de oturan kiracıların da canları bu hayati karara bağlı olacak...
Elektrik, su ve doğalgazları kesilmiş olsa da durumu idare edip, haklarını mahkemede arayacaklar için de naçizane bir önerim var. "Mahkemeye de vermiş olsanız ne olur o evlerde oturmaya devam etmeyin!.."

En azından mahkeme sonucunu bekleyene kadar kiralık bir yerler bulun kendinize. Depremin ne zaman geleceği belli değil. Siz "benimki sağlam kardeşim, ne orta hasarlısı" diye tuttururken mazallah olan olur, aman diyelim...

Sakarya Valisi Mustafa Büyük'ün bu hassas konuya yaklaşımı fevkâlade güzel ve doyurucu. Titiz, kılı kırk yaran ve yasalara sonuna kadar bağlı bir "devlet adamı" portresi var karşımızda. Öyle oldu bittiye getirip, devletin sert yüzünü göstermiyor hiç kimseye.

Mahkeme yolunun açık olduğunu her fırsatta ifade ediyor. Benzer sorunun kamunun kullandığı binalarda da olduğunu hatırlatan Vali Büyük bu konuda da titizliği elden bırakmıyor.

Olması gerektiği gibi davranıyor Vali Büyük. Gerçi bize kalsa ortalığı "velveleye verip, şimdiye kadar neredeydiniz?" Hesap falan sorarız "yankı vadilerine" ama işte boşa nefes tüketmekle, sorumluluk almak arasındaki fark buymuş demek...

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun bir süre önce öğrencilerin bulundukları orta hasarlılardan çıkmalarına yönelik açıklamaları da şimşek hızıyla yanıt bulmuştu hatırlarsanız. Öğrenciler "büyük" sözü dinleyip Yenikent'e taşındılar. Başkan Toçoğlu'da Yenikent ile Sakarya Üniversitesi arasında yeni bir ulaşım ağının sözünü verdi...

Zaman kaybetmiş ve uzun süre "lak lak" yapmış bir topluluk olarak yine de aldığımız yolun önemini kavrayalım.

İhmaller vardır ve bundan sonra da olacaktır maalesef. Ancak önümüzde sağlam ve sıkı işleyecek bir süreç var. Orta hasarlılar yıkılacak ve Sakarya belki de hiç olmadığı kadar en azından deprem yönünden rahat bir nefes alacak.

Her kim olursa olsun bu süreci desteklemek zorundadır. "Ama.." diye başlayacak olan "saçmalıklarla" vakit kaybetmeyelim. Orta hasarlıları tarihin tozlu sayfalarına hep birlikte gömelim!



Yazı Tarihi : 04 Aralık 2011 Pazar
Bu yazı 33 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-