kızarmak istiyorum...

Hüseyin Cumalı

Hüseyin Cumalı
Usta kalem Cevdet Güngör dün yazdı. Sakarya'nın yeni teşvik sistemine dahil edilmesi için her kesimden destek geliyormuş. SATSO Başkanı Akgün Altuğ, AKP İl Başkanı Şenol Morgül ve SESOB Başkanı Hasan Alişan ilk destek veren beyler arasında yer alıyor. Bugün ve yarın bu destek verenlere yenileri eklenir.

Bu destek tıraşı da böyle sürer gider.

Tıraş diyorum, çünkü daha önce de bu teşvik hikayesini iyi bilenler arasındayım.

Şöyle bir hafızalarımızı yoklayalım.

17 Ağustos depremi sonrasında da Sakarya'nın teşvik alan iller arasına girmesi için suni bir gündem oluştu. Milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri gazetelerde boy boy açıklamalar yaptı.

Sonuç;

Tıraşş...

Düzce teşvik sistemine girdi, bize kol saati...

Şimdi gene aynı gündem ve aynı açıklamalar... Hikaye...

Neden?

Bugünleri yıllar önce yaşadık be kardeşim... Tecrübeliyiz, terliyiz. Başkalarını bilmem ama en azından ben terliyim. Yemem... Şu anda gelişen senaryo aynı senaryo... Milletin ağzına bir parmak bal çalıyorlar.

Siz asrın felaketi olarak kabul edilen 17 Ağustos depremi sonrasında Sakarya'yı teşvik alan iller arasına aldırmadınız. O acı ve gözyaşı dünyayı dağlarken, bir işi başaramadınız. Komşu Düzce Teşvik alan iller arasına girerken, seyirci kaldınız.

Şimdi...

Sakarya teşvik sistemine girsin...

Vayyy beee...

Kim yapacak bunu?

Herkes başladı 'Ben destek veririm' yalellisine... İki fotoğrafı gazeteye çıkacak diye, yap bir destek açıklaması gitsin...

Cevdet ağabeyin düşüncesi güzel ama oda biliyor ki bu teşvik masalı tutmaz.

Haaaa...

Keşke teşvik sistemine bizi dahil etseler de ben de bu yazdıklarımdan kıçıma kadar kızarsam. Keşke ben bu köşeden; "Hepinizden özür dilerim" desem. Başkent orada ise Sakarya da burada...

Göreceğiz bakalım bizi teşvik sistemine alacaklar mı, almayacaklar mı? Ama şunu peşinen söyleyin. Köşe malzemesi bulamadığım her gün Arap yalellisi gibi bu konuyu işler, "Hani şu teşvik sistemi vardı ya... Ne oldu" diye sorarım.

Bakın beyler...

Bu ülkede teşvik 3. sınıf kentlere veriliyor. Sakarya kendini birçok konuda aşmış bir kent... Bizim teşvike ihtiyacımız yok. Bizim bu kentteki potansiyeli, bu kentteki iş gücünü, bu kentteki ekonomiyi doğru yönlendirecek, girişimci, aktif, oturduğu koltuğun hakkını veren yöneticilere ihtiyacımız var.

Bırakın teşvik sistemi masalına destek vermeyi de, Başkent'te yıllardır çekişmelerden bir araya gelip kuramadığınız 'Sakarya lobisi'ni kurun. Bir araya gelinde işadamlarının ve esnafın sorunlarına çare bulun.

Olmayacak duaya amin diyeceğinize, acil servisten musalla taşına doğru yol olan Sakarya ekonomisine, esnafına, işçisine, çiftçisine, sanayisine, vatandaşına sahip çıkın.

Siz bunları yapın da ben de bu yazdıklarımdan kıçıma kadar kızarayım...

Aydıntepe ve kaktüsleri

Gazetelerin yalancısıyım, eğer doğru ise gazeteci Zeki Aydıntepe, Sakaryaspor başkanlığına aday olabilirmiş. Bir gazeteci olarak sevinsen mi, yoksa bir taraftar olarak üzülsem mi? Sakaryaspor'un düştüğü hallere bakın. Sakarya'nın kaymağını yiyen yüzlerce işadamı varken, takım başkanlığı Aydıntepe'ye mi kaldı? Aydıntepe bu takıma sevgisi ve gazete sayfalarındaki bahçesinden mimozalar göndermekten başka ne yapabilir?

Düşünün...

Aydıntepe başkan oldu. Takım yenilince Aydıntepe gazetesindeki 'Bizim Bahçe' isimli köşesinden; "Bütün futbolculara iri dikenli kaktüs gönderiyorum", takım yenince ise; "Bütün futbolculara leylak ve zambaklar gönderiyorum" der. Para vermiyor ya... Zaten yıllardır herkese çiçek göndere göndere bir hal oldu.

Benim başka önerim var.

Aydıntepe yerine bizim patron Adnan Yüksel'i başkan yapalım. Hiç değilse bizim patronun çiçekçi dükkanları var. Aydıntepe gibi gazete sayfalarından çiçek yollamak yerine, paraya kıyar da futbolculara canlı çiçek gönderir.

Bütün bunları bir kenara koyalım da, ben şunu merak ediyorum: Bu kentin kaymağını yiyen, bu kent sayesinde ülke çapında bir yere gelen, bu kent ve bu kentin insanlarının üzerinden parayı bulan kalantor işadamları Sakaryaspor'un içinde bulunduğu bu durumdan rahatsız olmuyorlar mı? Yoksa bu beylerin suratlarında estetik çarık mı var?

Eeee pes yani!

ATSO Ticaret Lisesi öğrencisi iki kız okul yanındaki bir sokakta birbiriyle kavga ediyor. Sonra biri çıkartıp diğerinin boğazını jiletle kesiyor.

Eeee yuh yani...

Olayın sebebi ve gelişimi bir kenara koyun. Ama iki kız öğrencinin içine girdiği duruma bir bakın. Jiletle bir genç kızın boğazını kesilmesine, hem de bunu bir genç kızın yapmasına üzülmemek, düşünmemek, sinirlenmemek elde değil. Yaşanan bu olay her ne kadar münferit olsa bile şunu sormak istiyorum.

Biz nereye gidiyoruz?




Yazı Tarihi : 30 Mayıs 2009 Cumartesi
Bu yazı 33 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk