Ord. Prof. Dr. Hayrullah Şanzumi
Münafığın alameti üçtür:
1) Söz verince sözünde durmaz,
2) Konuşunca yalan konuşur,
3) Emanete hıyanet eder.
Kadim dostum Cemalettin Efendiyle münafıklar üzerine bir mütalaa yaparken vakti
zamanında bir hocasına, hocam falan adam münafıklık yapıyor tespitine verilen cevap
çok vahimdir: Ne yapalım münafık olmayan mı var, cevabı çok enteresandır. Cemalettin
Bey bana hocam; münafıkların encamı ne olacak sorusuna, onlar şüphesiz
cehennemliktir deyince, öyleyse bu münafakat niçin kendi kendilerine boşu boşuna
eziyet ederler. Nasıl olsa huzurullahda esamesi bile okunmayacak bu münafık taifesi
kafirlik yapıp bütün beşeri ehvenatta bulunup ednalıklarının tadını çıkarsalar daha iyi
olmaz mı tespiti hakikaten kayda değerdir. Ancak o tabii ve sade hallerinden mütevellit
kendilerini, yani hakiki hüviyetlerini ifşa ettikleri takdirde kimseyi aldatma şansları
olmayacak ve adeta ideolojileri haline dönüştürülen istismar ve istimal imkanlarını
kullanamayacaklarından ötürü münafıklar için dünyanın kuruluşundan beri adeta düalist
bir hayat üslubunu sürdürme mecburiyeti hasıl olmuştur. Onlar için biri deruni olan gizli
ve mütesettir bir dünyaları vardır. Bir de adeta bukalemun hayvanının beceride nirvana
yaptığı gibi bulunduğu zemin, zaman, mevsim, kurum, kuruluş, ideoloji, kültür,
medeniyet, anlayış gibi artık ne derseniz deyiniz hangi mefhum ve bu mefhumun
hayata geçirilmiş hal ve de ahvalini baz alacak olursanız münafıkların politikaları ki, zaten
politika kavramı münafıklığın disipline edilmiş ve hatta bilimleştirilmiş en tekamül ettirilmiş
şekli olduğu kanaati bende ağır basmaktadır. Münafık, bir bakarsınız ki savunmaya
çalıştığı ve adeta bu savunmasında olağanüstü gayret sarfettiği halde bir de bakarsınız ki
düalizmin ana esası olan birbirine tamamen zıt olan ve biraz önce canhıraş bir şekilde
savunduğu fikirlerin adeta katledercesine karşısında set çekmek hali. Çünkü bu hayat
üslubunda namuslu ve de şahsiyetli, düz bir karakter yerine haklının veya batılın;
doğrunun veyahut eğrinin mücadelesi değil, sürekli güçlünün, daha güçlünün ve
nihayet en güçlünün yanında bulunmak ve onun borazanını öttürmek ve bu meyanda
bu zalim hakim gücün ara elemanı olarak parsadan ne koparabilirse ve payına ne
düşerse ona talip olup ama kanaat etmeme hali. Çünkü yarın kimin daha güçlü olacağı
meçhuldür. Eğer ertesi gün farklı bir ideoloji veya güç dengesinin hakimiyet göstermesi
halinde yüzlerine tükürseler elhamdülillah yağmur mu yağıyor diyerek yeni güce ulanma
üslubu. Bu kısacık hayat ve ömür bize öyle tecrübeler bahşetti ki, daha düne kadar çok
mütedeyyin bir yaşam üslubuyla maruf olan zevatı münafikun bir de bakıyorsunuz ki
cinsel organlara tapınanların güç dengelerini tarumar edip, bir şekilde muktedir olmaları
durumunda münafıkların hemen eski motif ve siluetlerini değiştirip daha düne kadar
tapındıkları mabutlarına taan eyleyip haddizatında tenasül uzuvlarının yaratma vasfına aracı kurum ve de kuruluş olarak en önemli işlevi üstlenmesi bakımından takdire şayan
olduğunu ve bu tespiti gözden kaçırdıkları için büyük günah işlediklerini, bunun için af
ve mağfiret dilekleriyle geriye kalan ömürlerini tenasülata tapınarak geçirdiklerini beyan
ettiklerine hep şahit ola gelmişizdir.
Pek tabiidir ki münafıklık dünyanın değil kainatın en zor ve en önemli bir
hayat memat işlemidir. Bunlar öyle dikkatli ve ahenkli çalışmak mecburiyetindedirler ki
hiç ama hiç açık vermemeleri gerektiğini çok ama çok iyi bilmektedirler. Çünkü bunlar
hep büyüklere oynayıp dünya imkanlarını ve nimetlerini ellerinde tutmak için
gerektiğinde kendilerini ateşe bile atarlar. Bunlar inandırıcı olup sonucunda
muvaffakiyete vasıl olabilmek için sanki çok idealistmiş gibi görünmek zorunluluklarını
hiçbir dem ihmal edemezler. Size adres gösterecek olursak başta, bütün
peygamberlerin ve hatemül enbiya olan Hz. Muhammed s.a.v.min etrafını boş bırakmayıp ve hatta sahabe muamelesi görüp hadislere İsrailiyat karıştırmakla iftihar
edenlerden tutun da bütün seküler ve de uhrevi kudret sahibi olan ve yeryüzündeki
ister legal olsun, ister illegal olsun bütün kurum, kuruluş ve oluşumların etrafında ring
etmeye sayü gayret edenlerin arasındadır bunlar hep. Bu zevatı tanımak isterseniz
bunlar normal insanın ve normal olan hayat akışının hep karşısında olmuş hep aykırı, hep
sıra dışı ve hep en hiperaktif ve sanki neticeten mensubu olarak göründüğü aidiyetin
en önemli ve en hassasiyetli kişileriymiş gibi etrafındakileri ifsat edip felakete sürüklemeyi
başardıktan sonra içinde bulunduğu bu dünya gemisinin birazcık sarsılıp batmaya yüz
tuttuğunu hissedince de gemiyi ilk önce onlar terk edip o ana kadar düşmanlık
beslediklerini göstermeye çalıştıkları haramilerin gemilerine iltica edip el etek ve de
husye öperek ve halis zeytin yağıyla yağlayarak, ifsat edip ortadan kaldırdıkları eski
mensubiyetlerini yerin dibine geçirerek ve onlara olmadık yalan, iftira ve garazlarını
seslendirip ta ki, eski düşman gibi görünen otoritenin yanına sokulabilme faaliyeti ki,
genellikle münafıklar bu faaliyetlerinde de olağanüstü başarı göstererek ta ki, yeni güç
ve de kudretin gözüne girip o otoritenin olmazsa olmazı pozisyonunu tekrar gasp
edene kadar bu süreç pek de fazla bir zaman almaz. Bir de bakarsınız ki, gerek seküler
olsun ve gerekse metafizik kurum ve de kuruluşların temsilcilerinin etrafında bu
münafıkların buzdan duvarlar örerek halkla bu otoritelerin araları kesilmiş; münafıklar yine her zamanki gibi iş başında. Aman Tanrım! Eğer özel eğitim kurumlarında özel metot ve
yöntemlerle münafık yetiştirilse bu kadar başarılı olunamaz. Gerek dünyevi olsun, gerk
uhrevi olsun nokta adres vermek caiz olmaz; amma kainatın kuruluşundan bugüne
kadar bu faaliyetlerin böyle gelip böyle de devam edeceği kaçınılmazdır. Biz sosyoloji
yapmakla meşgul olan zevat olarak münafıklığın derece mi, dereke mi olduğu konusunda fikir ileri sürecek değiliz. Biz sadece durum tespitinde bulunuyoruz; hepsi o
kadar. Ancak bu vesileyle uğraşı alanımızı da büyük ölçüde insanlar ve de canlılar ve
nebatat oluşturduğundan naşi, üç aşağı, beş yukarı birileriyle münasebetimizde o zatın
münafık olup olmadığı veya münafıklıktaki derecesini anlayabilecek kadar tecrübe sahibi
olmaya olduk ama, münafıklığın mevcut dünyadaki bütün kanunlarda herhangi bir suç
ve yaptırım gerektirmediği, aslında kainatın en büyük suçu ve kabahati olduğu halde bu insanlık suçunu engelleyici hiçbir engelin olmadığı gibi münafıklığın adeta özendirildiği bu
dünyamızda, kanaatimce yapılabilecek hiçbir şey yoktur. Çünkü diğer kabahatleri
sivrisinek olarak telakki edecek olursak aslında bütün suçların ana rüknünün
bataklıklardan müteşekkil olduğunu ifade etmek istiyorum. Zira münafıklar ve münafıklık
eylemi bütün günahların mihveri ve çadırı mesabesindedir.
Eğer bir yerde münafık ve münafıklar söz konusuysa orada mutlaka
yalancılık, iftira, müzevircilik, arsızlık, hırsızlık, yüzsüzlük, edepsizlik, ahlaksızlık, adam
kayırmacılık, emanete hıyanet, sözünde durmamak, söylediğini inkar, yalancı şahitlik,
mukatele, savaş, tembellik, hak etmediği statü ve mevkilere gelme istek ve gayreti, adam harcama, ayak kaydırma, şerefsizlik, pezevenklik, homoseksüellik ve aklınıza
gelebilecek her türlü suç ve gizli faaliyetlerin ana sebebinin münafıklıktan başka hiçbir
şey olmadığı kanaati büyük bir tecrübe neticesinde hasıl olmuştur diyoruz. Yukarıda
sıralamaya çalıştığımız kötü efaller belki direkt olmasa da endirekt münafıklığın birer ara elemanı veya ünitesi olarak faaliyet gösterdiği gerçeği hemen hemen aklıselim sahibi olan ve özellikle münafıklık yapmayan herkesin katılacağı tespitlerdir.
Münafıklık çok girift, çok eziyetli ve çok gayret gerektiren bir hayat üslubudur. Münafık her yerden ve her fertten nemalanmak uğruna yapamayacağı iş, eylem ve davranış söz konusu değildir.
O her yerde varlığını en azından hissettirip sürekli sureti haktan görünüp,
zamanın şartlarını ve de zırhını kuşanan, kendini sonuna kadar meşru gibi gösterip adeta
bir buz patinajında olduğu gibi her tarafa ve her harekete göre tavırlanabilen, dansına dans kavuşmayan çok maharetli en mahir kişidir. O sürekli nemalanma faaliyetiyle
beslenerek hayatını idame ettirirken menfaatlerine en ufak bir zarar veya engel teşkil
edebilecek her türlü fenomenleri ortadan kaldırırken bile riske girmez. O her zaman
olduğu gibi hep iti ite kırdırarak mücadelesini sürdürür. Onun için belli bir fikir, ideoloji,
din, anlayış, mezhep, grup, hizip, parti, cemiyet, cemaat, vakıf veya derneğe
mensubiyet şartı yoktur. Münafığın ilgi ve faaliyet alanı, şairin de farklı bir şekilde ifade ettiği veçhesiyle esinlenerek yeryüzü ve yeryüzünde yaşamaya çalışan başta insanlar,
bilahare hayvanlar ve nebatat.
Onun için diyoruz ki, hey insanoğlu insan; sen yaratıldığın günden beri
büyük mücadeleler vererek medeniyetler tesis ettin. Ancak bu medeniyetleri bir türlü
koruma altına alınması yolunda herhangi bir tedbir zaviyeli tahlilde bulunamadın. Halbuki
medeniyetler tesis edilirken, daha öncekilerinin nasıl ifsat edildikleri konusunda çeşitli argümanlar toplayıp bunlar üzerinde kafa yorup insanoğlunun mutluluk reçeteleri
üzerinde zaman harcayabilseydin birilerinin sürekli ifade ettiği halde, aslında kendisinden
ve öz benliğinden bahsetmekte kullandığı mazarrat kavramını bertaraf edebilselerdi belki
bugün yeryüzünde yaşayan insanlar birbirlerini sömürerek hakimiyet ve de zenginlik
kurma yolunu tercih etmezlerdi ki, uluslar arası literatürde buna vahşi kapitalizm ve
emperyalizm ifadesi yakıştırılmaktadır.
Evet, neticeten münafıklık bu; ister peygamberlerin, ister devlet
adamlarının, ister ilim ve irfan adamlarının, isterse ticaret erbabının etrafını sinsice saran
bu habis urların temizlenmesine matuf bir faaliyet ve hatta seferberlik başlatılmadan içtimai kıyamet kaçınılmazdır diyoruz. Vesselam!
Yazı Tarihi : 13 Mart 2009 Cuma
Bu yazı 683 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar