SAİT FAİK’İN DÜNYASI

Fahri Tuna

Fahri Tuna
Gümrükönü Yazıları-36 / Fahri Tuna

SAİT FAİK?İN DÜNYASI

Bir Kurban Bayramının üçüncü günü 18 Kasım 1906 tarihinde, yani bundan şöyle böyle yüz beş sene önce Adapazarı?nda doğar Sait Faik. Adapazarı?nda, Hendek?te, Düzce?de, İstanbul?da, Bursa?da, Fransa?da yaşar. Adalı Sait olarak da bilinir. Bu hem Adapazarı?na göndermedir, hem Burgazada?ya.
Sevengül Sönmez hanımefendi, hummalı bir çalışma sonucunda A?dan Z?ye Sait Faik?i hazırlar, yıllarca süren çalışmaları sonucunda.(1) Abasıyanık?tan başlar, Zincirlikuyu Mezarlığı?yla son verir çalışmasına; tam yetmiş beş madde. Sevengül hanımın bu çok takdire değer çalışmasının bir kısmını paylaşmak istiyoruz bu hafta sizinle; Sayın Sönmez?e, hem Türk edebiyatı hem de Adapazarı adına çok çok teşekkür ederek.

Abasıyanık
Aile ?Abasızoğulları? olarak (Oğuz Abasıyanık ?Abasızlar? olarak hatırlıyor f.t.) anıla gelmiş, Soyadı Kanunu çıktığında (1934) Sait Faik?in isteği üzerine ?Abasıyanık? soyadı olarak kabul edilmiştir. Sait Faik, Yaşar Nabi?ye gönderdiği 6 Mayıs 1936 tarihli mektupta bu durumdan bu durumdan şöyle şikâyet etmektedir: ?Sonra benim soyadımı Necip Fazıl Bey, Adalı koymuş. Belki güzel bir ad, fakat aile ismimizi soyadı aldığımız için siz şayet koyarsanız Sait Faik Abasıyanık deyiniz.?(2)

Adapazarı İdadisi
Sait Faik?in orta öğreniminin bir kısmını gördüğü okul. Abasıyanık Ailesi, Kurtuluş Savaşı?ndan sonra İstanbul?a göç edince Sait Faik iki yıl okuduğu bu okuldan ayrılarak İstanbul Erkek Lisesi?ne devam etmiştir.

Aleksandra
?Aşkla alay etti? dediği Aleksandra, Sait Faik?in büyük aşkıdır. Esmer, orta boylu, kıvırcık saçlı, yüz hatları sertçe bir kadındır. Amcası razı olmadığı için evlenemediği Aleksandra?nın kendisini sevdiğine bir türlü inanamayan Sait Faik, (?) Aleksandra?yı hiç unutmamış, unutmaya çalıştıkça, yaşadığı yere gitmiş, sokağında dolaşmış, gördüğü her yüzde onu aramıştır.

Anne
Sait Faik?in annesi Makbule Hanım, Adapazarı?nın ileri gelenlerinden Hacı Rıza Efendi?ni kızıdır. 22 Ocak 1963?te vefat etmiştir. Sait Faik?le annesi arasında hep çok özel bir bağ olmuştur. Ada?dan uzakta olduğu zamanlarda, bir a evvel Ada?ya ve annesine dönmek ister ve bunun için her tür çabayı gösterirmiş. Melih Cevdet, bir gün Sait Faik?e ?Eskiden Fransa?da sanatçıları koruyan zengin kadınlar varmış, şimdi nerede?? diye takılıyormuş. Sait Faik anında yanıt vermiş: ?Benim için böyle bir kadın var: Annem!? (3)

Baba
Sait Faik?in babası Mehmet Faik, Adapazarı?nda kahve işleten Sait Ağa?nın oğludur. İlk olarak tahrirat katipliği (Adapazarı Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğü) yapmış ardından da uzun yıllar boyunca kereste ve ceviz kütüğü alım satımıyla uğraşmıştır. (İstanbul) Vakıfhan?da bulunan yazıhanesi, Sait Faik?in zaman zaman uğradığı bir mekân olmakla birlikte, babası, Sait Faik?in ticaretten uzak durmasını hoş karşılamamıştır. Babasına yazdığı kartlardan da anlaşılacağı üzere, baba-oğul arasında hep uzak sayılabilecek bir ilişki varmış. Mehmet Faik Bey, 29 Ekim 1939?da bronşit nedeniyle vefat etmiştir. ?Babam hasta idi. Babam ne adamdı bilir misiniz? Dağ gibi bir adamdı. Güzel bir adamdı. Mavi gözleri vardı. Demir gibi kolları vardı. Başı dimdik yürürdü. Hassastı. Temiz, çok temiz giyinirdi.? (?Teşekkür?den)

Balıkçılar
Hayatı boyunca balıkçıları yazan Sait Faik?in son günlerinde şaşırtıcı bir ziyaret gerçekleşmiş Marmara Kliniği?ne. Hastalandığını ve hastanede yattığını duyan Burgazlı balıkçılar ?Sait, senin kana ihtiyacın varmış, duyduk hemen geldik? diyerek dalıvermişler odaya. Onları gören Sait Faik de çok heyecanlanmış. Odadaki diğer ziyaretçilerden Nevzat Üstün, bu durumun Sait Faik?i çok etkilediğini ve bu tür heyecanların ona iyi gelmediğinin fark edince çatkapı gelen ziyaretçilere engel olmaya çalışmış ve kapıya ?Sait?i seven girmez? yazan bir kâğıt asmış.

Baysal Faik
Sait?in adaşı. Faik Baysal henüz ortaokul öğrencisiyken tanışmış Sait Faik?le. Hem hemşeri olmaları hem adaş olmaları yakınlaştırmış onları, birbirine. ?Tatillerden birinde Ada?ya gittiğim bir akşam, iskelede başında hasır şapkası, elinde oltası ile Sait Faik bana seslenip, ?Adaşım, adaşım, sana bir şey söyleyeceğim. Ben öyküler yazıyorum? dedi ve Semaver öyküsünü okudu bana. Ben çok beğenince inanmadı başlangıçta; ama sonra ikna oldu. ?Ben bu öyküleri kitap yapacağım, adı ne olsun? diye düşünüyorum dedi. Ben de ?Semaver olsun? dedim. Herhalde söylediğimden etkilenmiş olacak ya da beni ciddiye aldı, kitabın adı Semaver oldu.? Sevengül Sönmez?in Faik Baysal?la 19.11.2002?de yaptığı röportajdan)

Beyoğlu
?Beyoğlu bir âlemdir. Beyoğlu yaşayan, cıvıldayan, kaynaşan, rahatlayan, gülen, eğlenen, yalnızlığa çare bulan ışıklı hem şıkır şıkır, hem koku gibi buram buram ışıklı nefis bir caddedir. Beyoğlusuz bir İstanbul düşünülemez. Beyoğlu?nu yeren ukalâ yazılarını sakın okumayın. Uyuyan koca şehrin ortasında iki üç yüz metre içinde geceleri atan bir tek yüreği vardır İstanbul?un. Sıkın; Sarıyer?de patlak versin. Çıkarın ölüversin.? (?Beyoğlu?ndan).

Burgaz Adası
Sait Faik Burgazsız, Burgaz Sait Faiksiz düşünülemez. Biri diğerini çağrıştırır her zaman, Burgaz ve Sait Faik, madeni bir paranın iki yüzü ya da bir fotoğrafın arabı ve beyazı.. Biri olmadan diğeri hep eksik kalacak artık.

Bursa Erkek Lisesi
Sait Faik, İstanbul Erkek Lisesi?nden aldığı ceza nedeniyle uzaklaştırılınca ?dağın eteğine beyaz minarelerle saarılmış? bu lisede yatılı olarak üç yıl okuyup 1928?de mezun olmuştur. İlk öyküsü ?İpekli Mendil?i bu lisedeyken yazmıştır.

Cimcoz Adalet
Namı diğer ?Fitne Fücur?, Sait Faik?in iyi arkadaşlarından biridir. Maya?ya gittiği akşamlarda eğer oradaysa, kafa kafaya verip onunla uzun uzun sohbet ederlermiş.

Cimrilik
Sait Faik?in cimriliği dillerde dolaşan ama kanıtlanamayan bir söylenti. Onun cimri bir adam olduğunu söyleyenler çok ama cimrilik ettiğine rastlayanlar az. İşin doğrusu, Sait Faik para harcamayı pek sevmezmiş ya da çoğunlukla parası olmazmış. Parası olunca da hemen bitirirmiş. (4)

Çelme
1940 yılında yayımlanan Şahmerdan adlı kitabının içinde yer alan bu öyküde yazdıklarıyla halkı askerlikten soğutmakla suçlanmış ve askeri mahkemeye verilmiştir. Bu olay hem kendisini hem annesini çok üzmüş ve korkutmuştur. Sait Faik, 10 eylül 1940 tarihinde Ankara Müdde-i Umumimiliğinde (Cumhuriyet Savcılığında) yapılan ve kendisini Avukat Fuat Ömer Keskinoğlu?nun temsil ettiği duruşmaya bizzat katılmış ve beraat etmiştir. Annesi, oğlunun başına başka belalar gelir korkusuyla yazmasına engel olmaya çalışmıştır. Peyami Safa, bu öyküsü nedeniyle Sait Faik?i ?Marksist? olmakla suçlamıştır. (5)

Çeviri
Fransızcadan çok sayıda çeviri yapan Sait Faik?in çeviri edebiyatına katkısı henüz yeteri kadar fark edilmiş değil. Uyarlama denilebilecek çeviriler de yapan Sait Faik, kimi çeviri öyküleri kendi adıyla yayımlamaktan çekinmemiştir. ?Müthiş Bir Tren?, ?Gümüş Saat?, ?Ecel Atı? bu öykülerden bir kaçıdır.

Dino Abidin
Kamondo Hanı?na Abidin Dino?yu görmeye giden Sait Faik, Dino eğer orada değilse, bir kenarda oturur beklermiş. Kimi zaman çıkar gider, bir daha gelirmiş. İstanbul?daki evlerinden biri gibi görürmüş bu daireyi. Abidin Dino ile Sait Faik, 1930?lu yıllarda Küllük Kahvehanesi?nde tanışmışlar. Uzun ayrılıklara rağmen dostlukları hep sürmüş. 21 Ocak 1940 tarihinde Tan gazetesinde ortaklaşa yazdıkları ?Yeni Neslin İddiası ve Davası? adlı yazı sanat çevresinde büyük yankı uyandırmış.

Evlilik
Sait Faik?in Aleksandra ile evlenmek isteğine, amcası (Veteriner / Adapazarı Belediye Başkanı (1935-46) Ahmet
Faik Abasıyanık) karşı çıkmış; ömrünün sonlarına doğru Vedat Esin?le de evlenmek isteyen Sait Faik, bu kez de teklifine olumlu cevap alamamış. Hayatı hakkında bilgiler arasında, Fransa dönüşünde annesinin isteği üzerine Lütfiye (veya Fikriye, amcaoğlu Oğuz Abasıyanık Lütfiye olarak hatırlıyor f.t.) adında bir hanımla nişanlandığı da vardır ama bu nişanlılığın ayrıntıları bilinmemektedir.

Gide Andre
Andre Gide?yi okumak ve anlamak istediğini her fırsatta dile getiren Sait Faik, Gide için, ?o beni kendime alıştıran yazardır? diyor bir röportajında. Gide?den çevirdiği ?Son Turfandalar? adlı öykü, Varlık Dergisinde yayımlanmıştır.

Grenoble
1931 yılında Grenoble?a ulaşır. Fransızcasını ilerletmek amacıyla ilk olarak Champillion?da bir okula gider. Grenoble Üniversitesi?nde Edebiyat Fakültesi?ne üç dönem devam eder ancak eğitimini yarım bırakarak 1934?te Türkiye?ye döner.

Gülmek
?Ben hiç gülmedim demem; güldüm. Güldüm ama şöyle içten, candan gülmedim. Hem, ben en zaman böyle gülmek istesem anamın bir sözü hatırıma gelir: ?Çok gülen çok ağlar? sözü? Bir türlü istediğim gibi gülemem. Şöyle hani, insanlara selam kabilinden bir gülümsemek mecburiyeti vardır. En mesut anımda o kadar gülebildim.? (?Havada Bulut?tan)

Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi
Grenoble?dan dönüşünde canı sıkılmaya başlayınca bu okulda Türkçe öğretmenliğine başlamıştır. Okula sürekli geç kalan Sait Faik, ay sonunda gecikmelerinin dakika dakika hesaplanıp maaşından kesildiğini görünce çok şaşırmış. Bir gün öğretmenleri gelmeyen bir sınıfı susturmak için Sait Faik?i göndermişler; ancak çocuklar bir türlü susmamış; Sait Faik ?susunuz? demiş olmamış; 'susun' demiş, işe yaramamış; en sonunda 'susun ulan eşşeoğluları' diye bağırmış; bu bile kâr etmemiş, bütün bunlar olurken kapının önünden geçen papazlardan biri sınıfa dalıp 'Niçin çocukları susturamıyorsunuz?' diye sorunca Sait Faik dayanamayıp 'Ulan, sıkıysa sen sustur' deyip okulu bırakıp gitmiş. (6)

İçki
Siroz hastası olduğu kesinleşene kadar Sait Faik'in içki ile arasının hoş olduğunu onu tanıyan herkes söylemiş ve yazmıştır. 1944'ten sonra içkiden uzak durmaya çalıştığını ekliyor onu tanıyanlar.

İpekli Mendil
Sait Faik'in yazdığı ilk öykü. 1925 yılında Bursa Erkek Lisesi'nin onuncu sınıfındayken ödev olarak yazdığı bu öykü edebiyat öğretmeni tarafından çok beğenilmiş ve ertesi gün sınıfta yüksek sesle okunmuştu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
1928-29 öğretim yılında okumaya başladığı burada aradığını bulamamış, Uygurca öğrenmeye tahammül edememiş ve 1931 yılında babasının isteği üzerine, ekonomi öğrenimi görmek amacıyla, üniversiteden ayrılarak yurtdışına gitmiştir.

Kabak Çekirdeği
Cebinden hiç eksik olmazmış..

Kıraathaneler
'Soğuk, temiz, beyaz, mermerli, ince belli çay bardaklı, mavi, sarı, turuncu fincanlı, köylü, zayıf garsonlu, sarı yüzlü ocakçılı İstanbul kıraathaneleri! İstanbul'u, İstanbul halkını, derdini, zevkini, bilgisini, dirayetini, zekâsını, sinemalardan, yılışık ciddi tiyatrolardan, plajlardan, dükkânlardan, hatta evlerden daha çok siz temsil ediyorsunuz. Siz birer tembel yatağı değil, birer muhtar üniversitesiniz. Üniversiteden daha muhtarsınız.' ('Kıraathaneler'den)

Mark Twain Onur Ödülü
Mark Twain Derneği, çağdaş edebiyata yaptığı katkılar dolayısıyla Sait Faik'e onur üyeliği vermiştir.

Marmara Kliniği
Ölümüne nende olan şiddetli kriz, 5 Mayıs 1954 Çarşamba günü gelmiş, yemek borusundaki bir damarın çatlaması üzerine Şişli Marmara Kliniği'ne yatırılarak tedavi altına alınmıştır. Beş gün süren krizler sırasında kendisine birkaç kez kan verilmiş; yapılan bütün müdahalelere rağmen 10 Mayısı 11 Mayısa bağlayan gece 02.35'te vefat etmiştir.

Nayır Yaşar Nabi
Sait Faik'in en iyi arkadaşlarından biri olan Yaşar Nabi, onun edebiyat dünyasındaki yerini de belirleyen kişilerden biri olmuştur.

Nâzım Hikmet
Vedat Günyol'a "Sait Faik, Nâzım Hikmet'le tanışır mıydı?" diye sorduğumda bir fotoğraf getirdi. Fotoğrafı, Vedat Günyol çekmiş, yer Büyükada, Peride Celal?in evi, Sait Faik, Nâzım Hikmet, Münevver Andaç, Peride Celal ve Münevver Hanım?ın kız kardeşi bir arada. (7)

Yalnızlık
'Ben tek başıma. Milyonlar içinde tek başıma. Acı gitgide acıyor. Kavun acısı gibi bir acı...' (Yalnızlığın Yarattığı Adam?dan)

Zincirlikuyu Mezarlığı
Sait Faik'in ölümsüzlüğe açılan kapısı...



Yazı Tarihi : 16 Kasım 2011 Çarşamba
Bu yazı 142 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Sn. TUNA
Gerek büyük USTA ile ilgili bu çalışmanızı, gerekse bölge hakkında daha önce yapmış olduğunuz ve geleceğe taşınacağından zerre kadar şüphem olmayan benzer çalışmalarınızı gıpta ile izliyorum. Bölgede doğmuş, bölge dışında yaşayan bir kişi olarak takdirlerimi sunuyorum. Derin saygılarımla,
BURHAN DUMAN @ 16.11.2011 14:10:05
Online Ziyaretçiler
-