Geçtiğimiz hafta içerisinde depremin vurduğu Van ve Erciş ilçesindeydim.
Van Ferit Melen Havaalanı'na yaklaşık iki saat rötarlı indik. Rötar gerekçesi olarak bize söylenen hava muhalefeti ve yoğun uçuşlardı. Havaalanında yoğunluğu görmüş ancak televizyonların ve havayolu şirketinin söylediği kar, tipi yoktu. Kar dağların zirvelerindeydi. Hava soğuk ve yağmur çiseliyordu.
Havaalanında yardım getirmiş birçok kargo uçağı gördük. Şehre girişte de yardım malzemesi taşıyan farklı illerden çok sayıda kamyon ve tır dikkatimizi çekti.
Van şehir merkezinde hasarlı ve enkaz haline dönmüş binaları gördük ancak şehirde işyerleri açık ve hayat devam ediyor. Birkaç enkazı gezdikten sonra Afet Koordinasyon Merkezi'ne geçiyoruz. Kapıda yardım için bekleşen bir grup insan var, içeride ise hummalı bir trafik. Bakanlar, vali, vali yardımcıları ve çalışanlar hummalı bir şekilde koordinasyonu sağlamak için çalışıyor. Bir yandan bölgeler ve ihtiyaçları belirlenirken diğer yandan gelen yardım araçları yönlendiriliyor. Tüm bu yoğunluğun içerisinde çeşitli siyasi partilerin üst düzey yöneticileri gelip gidiyor.
Köylerden gelen, evlerini kaybetmiş insanlar, bir çadır için oda oda geziyorlar. Öylesine sakin ve sükûnetle konuşup, hareket ediyorlar ki şaşıyorsunuz. Bağırıp çağırma, en ufak bir isyan belirtisi yok. Ya hakikaten vakur insanlar ya da hala şoktalar diye düşünüyorsunuz.
Kriz merkezinden sonra Erciş'e geçiyoruz. Depremin en çok vurduğu Van yolu caddesine girdiğimizde polis ekipleri kurtarma çalışmaları sebebiyle yolu kapatmış. Aracımızdan inerek yürüyoruz. Yol boyu yıkılmış birçok apartman görüyoruz.
Minik Azra ve annesinin sağ kurtarıldığı enkazın başına geliyoruz. Kırktan fazla kurtarma ekibi, itfaiyeler, ambulanslar, iş makineleri koordineli şekilde çalışıyor. Enkazda kalanların yakınları ise bir kenarda ateş yakıp ısınmaya çalışarak umutla yakınlarından gelecek haberi bekliyor. Akşamüstü buraya tekrar döndüğümüzde bir gencin daha yüz küsur saat sonra kurtarılışına şahit oluyoruz.
Yol üzerinde minareleri yıkılmış, hasarlı camiler var. Avlusundan girdiğinizde soğukta abdest alıp, beton üzerinde huşuyla namaz kılan insanları görüyorsunuz. Namaz sonrası semaya açılan eller uzun süre inmiyor, dudaklardan dualar okunuyor.
İlçeyi gezerken birçok yardım kuruluşu ve sivil toplum örgütünün aşevlerini, yardım çadırlarını görüyoruz. IHH, Cansuyu, Kimse Yok Mu? Adını daha önce duymadığımız birçok vakıf ve cemaat de depremzedeler için aşevi kurup yardım dağıtıyor.
Kimse birbirini kırmadan, sessizce sırasını bekleyerek alıyor. Öyle televizyonlara yansıyan türden bir kargaşa yağma yok. Zaten depremzedelerin en çok üzüldüğü şey de kendilerine yağmacı denmesi. Bu söze o kadar çok alınıyorlar ki… Yardım konvoyunu yağmalayanların dışarıdan insanlar olduğunu söylüyor birisi; enkaz kaldırmaktan kanamış ellerini göstererek, "Ben canımın derdine düşmüşüm abi, ne malı, ne yağması" diyor. Onun gözleri doluyor ben ise kendimi zor tutup yutkunuyorum sadece.
İlçedeki futbol sahasına kurulmuş çadır kente gidiyoruz. Yağmur ve çamur var yollarda ama çadır alanı temiz. Çaykur, çay servisi için tır göndermiş, özel hastaneler çadır kurup hizmet veriyor ve üç öğün sıcak yemek dağıtımı yapılıyor.
Hava soğuk ve insanlar bir katalitikle ısıtmaya çalışıyorlar çadırlarını. Kalabalıklar ama hallerinden şikâyet etmiyorlar.
İnsanlarla konuşup, depremde yaşadıklarını, kayıpları olup olmadıklarını soruyoruz. Sekiz yakınını kaybetmiş bir adam oldukça vakur şekilde ‘kader' diyor. Bir ihtiyacınız var mı dediğimizde ise "devletimiz de milletimiz de burada çok şükür, sağ olun" diyor. Nereden geldiğimizi soran bir başkasına Sakarya diyorum. "Hakan Şükür'ün memleketi" diyor tebessüm ederek ama ona aynı zamanda Oğuz'un, Aykut'un, Bülent'in, Mustafa Pektemek'in de memleketi, futbolcu şehri diyorum. Hemen ‘Sakaryaspor çıkar mı Süper Lige' diye soruyor, inşallah diyorum. İçlerinde deprem dönemi Sakarya'da çalışmışlar var ve Sakarya'nın çok güzel memleket olduğunu söylüyorlar.
Çadırkent'te yanımızda getirdiğimiz bir miktar nakit parayı dağıtmak için aramızda pay ediyoruz. Çoğu kimse ihtiyacı olmadığını söyleyerek teşekkür edip geri çeviriyor bizi. Parayı alan da büyük bir mahcubiyet içerisine bürünüyor. Bir kısmı cebine sıkıştırdığımız parayı ‘biz iyiyiz elhamdülillah, siz ihtiyaç sahibine verin' diye çıkarıp uzatıyor. Birisi ‘boş ver parayı kardeş siz Sakaryalardan kalkıp buraya kadar gelip bizi sordunuz ya; bu bize yeter' diyor.
İnsanların bu metaneti, olgunluğu, tevekkülü karşısında siz şaşırıp kalıyorsunuz.
Orada olan insanların barınma dışında en büyük ihtiyacı moral. Van ve özellikle Erciş, Sakarya'dan ve batıdan gözüktüğü gibi değil. Gidip gördüğümüz şehirdeki insanlar bütün algınızı yıkıyor. Bölgenin mayası hala sağlam, insanlar alçakgönüllü ve mütedeyyin.
Görüştüğümüz insanlar bütün bir bölgenin şiddet ve terörle ilişkilendirilmesine sitem ediyor, batıdaki kardeşlerinin bu algılarını değiştirmek için yanlarına bekliyorlar. Herkes gönderilen yardımlardan ve kardeşlikten son derece memnun. Türkiye'nin bir ucundan gelenler sadece maddi sıkıntılarını gidermiyor depremzedenin, aynı zamanda büyük moral veriyor. Onlar da en çok bu kardeşliği, şefkati görmeyi özlemişler.
Yazı Tarihi : 02 Kasım 2011 Çarşamba
Bu yazı 44 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Mücahit ne güzl anlattn hkes mütediyen batıdaki kardeşlerinden memnun batıdan gelen her yardımı hükümet kedi hanesine yazmak istiyor halkla ilişkiler olarak yine hükümetyaptığı acklamalar la adeta bölgenin kürtlerin adeta ayrılması ile igili ne gekiyorsa ortaya koyuyor bdpyi hedf gösteriyor malesef onun hariçind halkımızın gönderdiği her yadım barış kardeşlik kokuyor hükümet ise ayrılığı körüklüyor malesef bsın diyoki o kadar cok yardım yapalıkımkı pkk yi yenelim diyor muco selamlar v. saka
veyselsaka @ 02.11.2011 21:20:09