Japonya bir deprem ülkesidir.
Şiddeti bizdekilerden çok daha fazla nice sarsıntılar yaşamıştır bugüne değin.
Her defasında meydana gelen afetten "Maddi-Manevi" en az zayiatla kurtulmasını bilen ve kısa sürede hayata dönen bir milleti barındırır, etrafı denizlerle çevrili toprakları...
En küçük ferdinden en zirvedekine, disipline önem veren, her işinde adaleti ön plana alan, sevinci olduğu kadar, üzüntüyü, kederi, elemi paylaşmayı bilen Japon Halkı'ndan alacağımız çok ders olmalıdır.
Ülkemizde yaşanan son deprem nedeniyle Japonlar, içi para dolu zarfları Türk Konsolosluğu'nun kapısının altından atıp hızla uzaklaşarak bir farklı erdemi, anlayışı ortaya koymuşlardır.
Onlar herşeyden önce depremle yaşamayı öğrenen ve hayatı o ölçüler üzerine bina eden hassas bir toplum haline gelmiştir.
Sadece doğal afetler sırasında değil, sosyal hayatın her safhasında benzer davranışlarıyla Japonlar, yakın bir geçmişte yaşanılan asrın en büyük tsunami felaketi sırasındaki dayanışmalarıyla da bütün Dünya'ya adeta parmak ısırtmışlardır.
Felaket anında dahi soğukkanlılıklarını muhafaza edip, kilometrelerce kuyruk oluşturarak ihtiyaçlarını gideren, ulaşım için ayrılan yollara tek bir adım dahi atmayan, bu haliyle felaketin izlerini güneş yemiş kar yığınları gibi eriten ve her defasında ayağa kalkmasını bilen Japonlar, bu halleriyle rol model olmuşlardır tüm Dünya'ya...
Bir de Van depremi sonrasında yaşanılan ilkel görüntülere bakın.
İki ülke arasındaki sosyal yaşam anlayışına örnek olacak çarpıcı görüntüler var.
Birinde hak-hukuk ve dayanışma, diğerinde tekme-tokat kavga ve yağmalama...
İşte iki millet ve iki farklı toplum...
Utandım televizyonda izlerken, yardım konvoylarının üstüne çıkıp ne varsa yağmalayan, hak-hukuk tanımaz, sevgi-saygı ve dayanışmadan nasibini almamış insanları görünce...
Bu ne hırs, ihtiras ve bencilliktir!
Ne hale geldiğimizin resmidir, yaşananlar...
Oysa ecdadımız böyle değildi...
"Komşusu açken, tok yatanın vay haline" anlayışından eser kalmamış günümüzde.
Nerede o "Ben siftah ettim, komşumdan yap alış verişi" zihniyeti...
İşte böylesine karamsar ve karmaşık duygular içerisinde, bugün sabahın erken saatlerinde deprem bölgesine doğru yola çıkacağız.
Bakalım ne göreceğiz, neye tanık olacağız.
Deprem yorgunu bir ilin gazetecisi olarak, elden birşey gelmese de iki öksüzün, birkaç yetimin başını okşayıp, acılarını paylaşacağız.
Sanırım depremzedeleri mutlu edecek, duygulandıracak da, bu içten ve samimi ilgimiz olacaktır.
Yazı Tarihi : 31 Ekim 2011 Pazartesi
Bu yazı 24 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar