KALP KIRIYORMUYUZ.. ?

Bilal Maruf Şimay

Bilal Maruf Şimay
EMİRSULTAN MEKTUBU
Bilal Maruf Şimay parlakay@msn.com
Müslüman, her bakımdan örnek insan demektir. Her işinde ALLAH'tan korkar,titrer. ALLAHü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır.Sabredici, affedicidir. Her geçimsizlikte, sıkıntıda kusuru kendisinde görür.
Her işte ALLAH'ın rızâsını düşünür. Kimseyle münakaşa etmez. Kalbleri "ALLAH'ın evi" bildiği için bir kalbi incitmekten çok korkar.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Bir Müslümânı haksız yere incitmek, Kâbe'yi yetmiş kere yıkmaktan daha günâhtır.) Her ne şekilde olursa olsun kalb kırmaktan son derece kaçmalıdır!Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir:Hiç kimsenin kalbini incitmeyin.

Yunus Emre diyor ki:

Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.

Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.
Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar
Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice
Boşa gitmesin hacca, bir gönül yıkar ise.
Gönül Çalab'ın tahtı, Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.

Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.

Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa,
Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil.
Yunus sözleri çatar, balını yağa katar,
Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil
İslam dini ve onun peygamberi insanlığa hep hoşgörüyü, alçakgönüllü olmayı, merhameti ve kalp kırmamayı öğütlemiştir. Yalnızca öğütlemekle kalmamış Resulullah aleyhisselam bunu tüm insanlığa yaşantısı ve ahlakıyla göstermiştir.
İslam dini insan merkezli bir dindir. Yeryüzündeki her şey onun emrine tahsis edilmiş, ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabileceği bir mekanizmayla donatılmıştır. Şüphesiz bu insanı her şeyden önce Malikine borçlu kılmaktadır. Varlık âlemine çıkışıyla başlayan bu ödev ahiret âlemine kadar sürecektir. Ancak bu kadar zarif yaratılan insanında merkezi olan bir noktası vardır ki, bu da kalptir.
Peygamberimiz ‘'kalp kırmak Kâbe yıkmak gibidir.'' Sözüyle bize bu eylemden sakınmamızı emrediyor. Çünkü Allah insana yeryüzündeki halifesi şerefini bahşetmiştir, bu kadar önemli bir vazife sahibine yapılan zulüm hiç şüphesiz varlığın gerçek sahibi olan Allah' ı Zül-Celale yapılmış gibidir. Bu zulmün cezası da basit olmasa gerek!
Yukarıdaki hadisi şerifi ilk duyduğumda ‘'Fil Süresi'' aklıma gelmişti. Sürenin tefsirini okuduğumuz da Allah'ın evini yıkmaya niyetlenen Ebrehe'nin nasıl bir ceza ile yüz yüze geldiğini görürüz. Allah Kâbesini korumuştur ve hep koruyacaktır. Peygamber efendimiz ‘'…Kâbe yıkmak gibidir.'' İfadesiyle bize en güzel bir örnekle kalp kırmanın ağırlığını anlatmaktadır. Allah'ı Zül-Celal süre-i celile de Kâbe'yi bırakın yıkmayı, yıkmaya niyetlenen bir insana nasıl bir ceza vermiş, ya yıkana nasıl bir ceza verecek? Kur'an da Allah düşünmemizi emrediyor. Düşünen bir insan hiç şüphesiz kalp kırmak gibi kötü bir fiilden kaçınacak ve Mevla'nın huzuruna bu büyük vebalden uzak şekilde çıkacaktır. Aksi durumda Ebrehelerle yan yana gelmemiz kaçınılmaz olsa gerek…
Kalp kırmadan yaşanabilir mi? Sorusu hepimizin aklına gelecektir. Allah, kulundan yapamayacağı bir şeyi istemeyeceğini kitabında söylüyor. Demek ki, bizler Kâbeyi yıkmadan yaşayabilecek bir düzeneğe sahibiz. Sorun bizlerin bu düzeneği hakkıyla kullanamamamızdan kaynaklanıyor. En ufak dünyevi meselelerde bile bu büyük günahı işleyebiliyoruz, kaldı ki dünyalık hiçbir mesele bizim ahiretimizi yıkacak kadar değerli olmasa gerek.
Merhamet sahibi, hoşgörü sahibi bir dinin üyeleri ve bunu yaşayarak insanlığa göstermiş bir Peygamberin ümmeti olarak bizler bu hassasiyeti göstermeli ve Allah'ın Kâbelerini yıkmak bir tarafa Kâbe sahiplerinin hepsini hoşnut edebilmeliyiz. Bu berzah âleminde beşerin emanetindeki kalpleri yıkmaktan kaçınarak bir yaşam sürmeyi kendisine düstur edinmiş bireyler, hiç şüphe yoktur ki varlığın sahibine göstermiş olduğu sadakatten ötürü fazlasıyla mükâfatını görecektir. Kalpleri Kâbe olarak görmek, emanetleri gerçek sahibi için sevmek ve o sadakatle sahip çıkmak…
Büyük bir bardağa su koydular,
Suyun içine de bir bardak.
Keskin nişancıları çağırdılar,
Dıştaki kırılmadan içteki vurulacak.
Kimse başaramadı bunu.
Silaha sarılanların boynu vuruldu.
Baktılar ki silah tutan kalmayacak.
Hocaya koştular "Bu iş ne olacak"
Hoca dedi "Bu bir temsildir,
O silahla vurulacak,
Bardak içindeki bardak:En büyük suç olan,
kalp kırmak ."
"İnsana Yakışan odur ki,
Bundan uzak durmak. Çünkü:
Kabe'yi yıkmaktan daha kötü,
İnsanın kalbini kırmak"

Selam sevgi ve muhabbetle Allaha emanet olunuz efendim….



Yazı Tarihi : 28 Ekim 2011 Cuma
Bu yazı 116 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

RABBİM SİZİN UFKUNUZU ,KALEMİNİZİN DE MÜREKKEBİNİ ARTIRSIN İNŞ...
MARUFU KERHİ @ 04.11.2011 01:41:55
. Peygamber efendimiz ???Kâbe yıkmak gibidir.?? İfadesiyle bize en güzel bir örnekle kalp kırmanın ağırlığını anlatmaktadır.
eyvallah üstad çok çok önemli bir konuya değinmişsiniz....
tolga @ 28.10.2011 14:00:18
Online Ziyaretçiler
-