Diken

Hüseyin Cumalı

Hüseyin Cumalı
Bir süre ara verdiğim köşe yazılarına başladık. Aslında başlamak ve başlamamak arasında çok düşündüm. Ama sokakta, "Neden köşe yazmıyorsun? Ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin memleketine neden sahip çıkmıyorsun? Sen de biliyorsun ki, düz haberlerle bu işler yürümüyor. Perde arkası, haberle değil, yorumla gündeme gelir" diyorlar.

Doğru...
Doğru diyorlar aslında...
Bu memlekete sahip çıkacağız.
Ama sahip çıktığımız bu memleket bize ne kadar sahip çıkıyor? Biz yanlış yapan, hırsız, uğursuz, malı götürenlerle bu köşeden savaşırken, bu memleketin insanı bize ne kadar sahip çıkıyor?
Gün gelip arkanıza baktığınızda kaç kişi sizi destekliyor?

İşte bu tartışılır...
Ama olsun...

Biz doğma, büyüme Sakarya çocuğuyuz. O zaman ister bize sahip çıksınlar, ister çıkmasınlar...
Biz taşın altına elimizi sokmak zorundayız...
İşte bu nedenle ulusal gazete ve kanallar nedeniyle yoğun ve bir o kadar da stresli günler geçirdiğim için bıraktığımız yazılara yeniden başladık.

Neyse bu kadar traş yeter.
Murat Soğancıoğlu Kız Yetiştirme Yurdu'nda yangın çıktı. 2 kızımız yandı. Diğerleri kurtarıldı. Savcılık ve bakanlık olayı soruşturuyor. Olayın bu boyutuna girmek istemiyorum.
Ancak bize geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım…
Sabah gazetesinden usta kalem Savaş Ay geldi ve birlikte öğrencileri ziyaret ettik. İşte o sırada olay gecesi nöbetçi olan Ruşen Yapar geldi. Bütün öğrenciler, 'anne' dedikleri Ruşen Yapar'a sarılarak ağlamaya başladı. Çocuklarla birlikte ağlayan 3 çocuk annesi Yapar'ın psikolojisi bozulmuş.

Bir tek onların değil. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nde çalışan herkesin psikolojisi bozulmuş.

Üzgünler...
Acılılar...
Kırgınlar...
Çünkü bazı çevreler onlar hakkında dedikodu üretiyor.
Arkadaş...

Kim bu çocukların bırakın ölmesini, kılının zarar görmesini ister? Toplumun bazı kesimlerinde olaylar her zaman abartılır, ama bu kadar da abartılmaz. Yapmayın, günahtır...

Ayrıca gözlerimle gördüm. Çocuklar ve görevliler etle tırnak gibi olmuşlar. İnanın bu yurtta kalan çocuklar sevmedikleri bir kişiye bırakın sarılmayı, yanlarına bile sokulmazlar.

Dün Bursa'da da hastane yandı ve insanlar öldü. Teknoloji devi Japonya'da da yangın çıkıyor ve insanlar ölüyor.

Haaa...

Olayda ihmal olabilir mi?

Bırakın da buna savcılık ve bakanlık müfettişleri karar versin. Bu dehşetin adını düz mantıkla biz koymayalım, uzmanlar koysun...


Hakiki Gazeteciler
Cemiyeti'ni kurucam


Bu sıralar basın meslek kuruluşları hayli hareketli… Bizi tanıyanlarda soruyorlar: Yahu ne oluyor gazetecilere böyle? Birileri istifa ediyor. Birileri büyük cemiyetler kurmaya çalışıyor. Niye karıştınız böyle? Hem sen ne yapıyorsun? Bir yere üye misin?
Merak edenlere söyleyeyim. Hiçbir basın kuruluşuna üye değilim.
Ancak bende Nurettin Eryılmaz'la beraber atılama geçtim.
Yakında Öz Hakiki Gazeteciler Cemiyeti'ni kurucam...
Böyle medyaya, böyle muhabbet...


Ayıp oluyor ama !

Nehirkent'te kenelerin bastığı evdeyiz…
Haberciler soruyor: Kimleri aradınız?
Korku ve panik içindeki aile: Herkesi aradık. Kimse gelmeyince Valilik Kriz Merkezi'ni bile aradık. Hatta oradaki görevli bize sordu, "Keneler zehirli mi, yoksa zehirsiz mi?"

Eeee yuh yani...

Oldu olacak, "İçinizden birinizi keneye ısırttırın. Isırdığı yer şişerse zehirli demektir" deseydiniz.

İnsafınız kurusun. Böyle kriz merkezi olur mu? Yahu siz kriz merkezi misiniz, kriz çıkartan bir merkez misiniz? Ayıp oluyor ama…



Dikencik !

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne haber takibi için gittim. Kapıda, güvenlikçiler klasik tam takım duruyor. Basın mensuplarıyla yaşanan o kadar olay sonrasında zaten kapının önünden bile geçmeye bile korkuyorum. Tırsıyorum abi... Televizyonda gördüğüm İHA Muhabiri Recai Yüksel gibi joplanmaya niyetim yok.

Eyy kurban olduğum Sakaryam... Geldiğimiz şu hale bak. Bir de bu memlekette iki basın meslek kuruluşu var. Bu meslek kuruluşlarının da başkanı ve yönetim kurulu üyeleri var. Benim gibi bir tosun bile hastanede gezerken korkuyorsa, gerisi hikâye...


Hey gidi günler heyyy... Nur içinde yatsın... Rahmetli Necdet Güngörsün'ü bize mumla arattınız.



Yazı Tarihi : 27 Mayıs 2009 Çarşamba
Bu yazı 49 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk