Büyükşehir ve Cumhuriyetin kazanımları

Mücahit Türetken

Mücahit Türetken
Kemalizm sadece siyasi hayatın üzerinde bir tahakküm oluşturmadı. Aynı zamanda sosyal ve kültürel hayatımızda da belirleyici olmaya kalktı.
Bir zamanlar da insanların ne dinleyeceğine ilişkin batılı müzik formları pompalanırken öte yandan türkü dinlemek yasaklandı. Osmanlı Türkçesi gibi zengin bir dile sahipken yalnızca alfabemiz değil dilimiz de değiştirildi, hafızamızı kaybettik. Neye, nasıl inanacağımızı belirlemeye kalkan Kemalizm daha da ileri gitti nasıl giyineceğimizi diline doladı. Koca devlet işi gücü bıraktı kadınların kılık kıyafetiyle ilgilendi.
Bu yapılanların hukukiliğini bir kenara bırakalım, bu her şeyden önce ayıp bir davranıştır. Kim kimin ne giyeceğine, neye inanacağına, nasıl başını örteceğine karışabilir ki?
Bu devlet aklı sorunludur. Ne özgürlükten ne hukuktan ne de adaletten nasibini almamış bir yaklaşımdır.
Devlet aklına, erkine sahip olanlar vatandaşımın refah seviyesini nasıl yükseltebilirim, insan hak ve özgürlüklerini nasıl genişletebilirim, kentlerimi dünyanın gelişmiş kentleriyle nasıl rekabet eder hale getirebilirim, üniversitelerde bilimsel araştırmaların gelişmesini nasıl sağlayabilirim diye düşünmediler.
Fes'in yerine şapka takılırsa daha modern olunur.
Kadınlar başlarını açarsa… Klasik müzik dinlersek… Opera ya da baleyle ilgilenirsek…
Dini hayatı kamusal alandan çıkarırsak… Çocukları resmi bayramlarda tank eşliğinde yürütürsek…
Kürtleri yok sayar, Ermenileri, Rumları kovarsak…
Heykel sanatçısı yetiştirirsek… Modern sanatçılarımız olursa…
Ha bu arada yeri geldiğinde yoldan çıkanları düzeltmek için darbe de yaparsak. Toplumu hazır kıta hizaya getirirsek çağdaşlaşırız zannettiler.
Sonuçta bu anlayış başarılı olamadı. Dünya çapında, yeryüzünün çeşitli noktalarında merak uyandıracak çapta, insanlığın ilgisini çekecek, imrenilecek işler yapamadılar.
Çünkü toplumu olduğu gibi kabul etmediler, kodlarıyla oynamaya kalktılar. Toplumun kültürünü hiçe saydılar.
Halkın değer yargılarıyla uğraştılar. Farklılıklarımız zenginliğimizdir deyip halkı kucaklayamadılar.
Dönem dönem çeşitli grupları dışladılar. Küçük olsun ama bizim olsun dediler.
Bu zihin yapısının ideolojisi olan Kemalizm bir mimari anlayış ya da kültür sanat perspektifi de geliştiremedi. Yaptıkları her şey estetikten yoksun oldu.
Komik duruma düştüler, hatta entelektüel anlamda acınacak bir hale geldiler.
Kültür-sanat adamları dahi darbelerden medet umar, darbecilerin arkasına saklanır bir hal aldılar.
Çünkü demokratik, eşit koşullarda rekabet etmeye alışık değildiler. Sonuçta da başarısız oldular.
Kendilerinin yapmadığı her işi düşmanlık olarak gördüler. Cumhuriyetin kazanımları elden gidiyor teraneleriyle yapılan işleri değersizleştirme gayretine girdiler.

Şimdi aynı şey Sakarya'da yapılıyor. Aynı zihniyet belediyeler ve özellikle Büyükşehir Belediyesi tarafından atılan adımları bu şekilde değerlendiriyor.
Daha geçenlerde Karapürçek'te yapımı süren büyük park içersine yeni bir Atatürk heykeli yapılmasına karşın eskisinin yerinin değiştirilmemesi için yaptıklarını komiklikleri ibretle izledik.
Şimdi de CHP'li eski belediye başkanı merhum Ünal Ozan'ın yaptığı bir kaç havuzun, Adapazarı Belediyesi'nin önündeki tuhaf metal kazığın, TMO silolarının yıkılmasını Cumhuriyetin kazanımlarının elden gitmesi olarak görüyorlar.
Güler misin ağlar mısın. "Aahh ahh! eskiden Sakarya ne güzeldi, şimdi hatıralarımızı yok ediyorlar" romantizmiyle olayları manipüle etmeye kalkıyorlar.
Çünkü yenilik adına atılan her adımdan fena halde rahatsız oluyorlar. Yenilikten korkuyorlar ve bu yüzden değişime direniyorlar. Direniyorlar ama arkalarında halk desteği yok. Çünkü halk bu saçmalıkları ciddiye almıyor.
Sakarya statükosunun sözcüleri her söylediklerinde yanılıyorlar. Hep kaybediyorlar, hüzünlenip teselliyi iki kadeh rakıda arıyorlar.
Bunları dinlemek yanıltıcı, aldatıcıdır. Çünkü hiç haklı çıkmadılar, hep zarar verdiler. Her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Çağı hep geriden takip ettiler, ilerlemek isteyene de mani oldular. Mazrufa değil zarfa takıldılar.
Aslında yaşananlar gayet normal. Çünkü artık yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde bu insanların söyleyeceklerini dinleyecek bir kesim de yok. İşlerin eskisi gibi yürümediğinin farkındalar ve yeni sürece de adapte olamıyorlar. Ciddiye de alınmadıkları için her geçen gün daha da sertleşiyorlar, hırçınlaşıyorlar, zıvanadan çeşitli komploların içine dahil olup olayları manipüle etmeye çalışıyorlar.
Sonuç… Yine hüsran, hep hüsran...



Yazı Tarihi : 18 Ekim 2011 Salı
Bu yazı 430 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Adam doğruları yazmış. Takunya yalayıcılar zorunuza mı gitti? Aklınız düz mantığa çalışacak kapasitedeyse anlayacağınız dilden konuşalım; Toçoğlu'nu destekleyen ondan harçlık alıyorsa, eleştiren takunyacılar kimden alıyor ya da asker harçlıklarını kim verdi?
arsal @ 28.10.2011 20:09:00
Aferin Mücahit. Yine harçlığın bitmiş anlaşılan ve zeki baban bu yazıdan sonra sana yine harçlık verir. Evet Askere gittiğinde (gidersen şayet) orada da sana bakar. sen böyle yazmaya devam et.
cavit akyüz @ 27.10.2011 17:48:05
senin için askerlik yapmamış diyorlar.Mustafa Kemal Atatürkü ve devrimlerini eleştirme.cumhuriyet düşmanı bir zihniyetin var snin ...cumhuriyet ve devrimlerden memmun değilsen filistinde yaşasana..

senin dedelerin büyük ihtimal menemen olayında yer almıştır..
Türk @ 26.10.2011 10:10:11
Online Ziyaretçiler
-