CARİ AÇIK VE SIFIR SORUN

Zihni Açba

Zihni Açba
Ekonomiden anladığımı söyleyemem. Dolayısıyla ekonomik literatürde yer alan kavramları da çok derinlemesine bildiğimi söyleyemem. Son zamanlarda çok fazla kullanıldığı için, ilgimi çeken bir kavram oldu şu "Cari açık" diye dilden dile dolaşan kavram. Uzunca bir zamandan beri birçok ekonomistin "ısrarla risk oluşturacak boyuta ulaştığını" söylediği ve fakat hükümet sözcülerinin, "Ekonomimiz sağlam, ayaklarımız yere basıyor. Risk oluşturmuyor" diyerek, görmezden geldikleri cari açık denen şeyin ne olduğunu ben de merak ettim ve biraz araştırdım. En basit ve anlaşılır ifadesiyle; bir ülkeye giren dövizle, ülkeden çıkan döviz arasındaki farka cari açık deniyor. Bir başka deyişle; dışarıdan aldığınız mal ve hizmet bedeli ile dışarıya sattığınız mal ve hizmet bedeli arasındaki fark.

Türkiye ekonomisi 20. Yüzyılın son çeyreğinde hızlı bir dışa açılma süreci yaşamış ve uluslararası piyasalarla bütünleşmiştir. Bu bütünleşme hem mal ve hizmet hem de finans piyasasında gerçekleşmiş ve sancılı olmuştur. Ekonomimiz, 1994 ve 2001 gibi iki önemli kriz yanında pek çok daha küçük ölçekli kriz yaşamıştır. Yaşanan tüm krizlerin tetikleyicisinin dış ticaret dengesizliği olduğunu söylemek abartı olmaz. Her zaman sesli olarak dile getirilmese bile bugün de ekonomi uzmanları arasında ciddi bir kriz beklentisi oluşmuştur. Bu krizin yine dış ticaret dengesizliğinden kaynaklanacağı ve öncekilere göre çok daha şiddetli olacağı dile getirilmektedir. Bu beklenti haklı gerekçelere dayanmaktadır. Türkiye'de cari açık özellikle 2004 yılından itibaren rekordan rekora koşmaktadır. 2004–2007 yılları arasındaki ortalama cari açık 1984–2003 yılları arasındaki ortalama cari açığın 16 katından fazladır. Dedim ya, merak ettim araştırıyorum. Yalansa, ben verilerin yalancısıyım.

Türkiye'deki cari açığın asıl belirleyicisinin dış ticaret dengesindeki bozulma olduğu bilinmektedir. Özellikle 2001 yılından itibaren hem ihracatta hem de ithalatta çok belirgin bir artış trendi gözlenmekle birlikte ithalattaki artış ihracattaki artışı büyük bir oranda aştığı için hem dış ticaret dengesinde hem de cari açıkta ciddi bir kötüleşme gözlenmiştir. Cari açığın finansmanında bugüne kadar dış borçlanma ve daha çok özelleştirme gelirleriyle desteklenen doğrudan yatırımlar kullanılmıştır. Türkiye küresel likidite bolluğu nedeniyle uzun süren şanslı bir dönemden geçmiş ve dış borç ve sermaye akışına dayalı yüksek bir büyüme oranı yakalamıştır. Bu büyüme oranları iyimserliği artırmış ve risk faktörünün küçümsenmesine neden olmuştur. Küresel para hareketleriyle beslenen iyimserliğin, bir ülkenin gelişimini bir süre için sürdürmesine yardımcı olması doğal iken, bu iyimserliğin azalması tam tersine bir gelişmeyi doğurabilecektir. Türkiye'nin cari işlemler hesabı, tüm dünyada finansal krizin yaşanmaya başlandığı 2007 yılında 38 milyar 434 milyon dolar, 2008 yılında ise 41 milyar 959 milyon dolar açık vermişti. 2009 yılında 13 milyar 991 milyon dolar açık veren cari işlemler hesabı, 2010 yılında 48 milyar 557 milyon dolara yükseldi. Bu yıl ise;

Merkez Bankası tarafından açıklanan 2011 yılı Ağustos ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre, cari açık 2011 yılı ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 27 milyar 447 milyon dolar artış göstererek, yüzde 102,4 arttı ve 54 milyar 261 milyon dolar oldu.

Daha fazla rakamlarla kafa bulandırmanın bir anlamı yok. Böylesine büyük bir hızla büyüyen cari açık doğal olarak ciddi kaygılar yaratmakta, bu açığın sürdürülebilirliği ve bir kriz riski yaratıp yaratmadığı sorgulanmaktadır. Son yapılan ÖTV artışı hamlesiyle kasaya girmesi beklenen beş buçuk milyar lira ile de bu açığın yamanması mümkün olmadığına göre, "Alavere- dalavere, Kürt Mehmet nöbete" hesabı, heybe yine vatandaşın sırtına vurulacak. Bir de buna; daha birkaç ay öncesine kadar "Sıfır sorun" saçmalığıyla uluslararası arenada itibar sıfırlayan dış politikamızın, sorunsuz komşu bırakmayan bir dış politika haline dönüşmesi eklenince, yarın sabah neye uyanacağımızı kestirmek zor oluyor. Çünkü milletin, "Yarın" diye bir ümidi neredeyse kalmadı. Hayra uyanırız inşallah.



Yazı Tarihi : 17 Ekim 2011 Pazartesi
Bu yazı 60 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Sn. AÇBA,
Neden, "ekonomiden anladığımı söyleyemem" dediğinizi doğrusu anlayamadım. Mütevazi olmaya gerek yok. Eğer yazdıklarınız bir yerlerden alıntı değilse üç aşağı beş yukarı cari açık bu...
Halkın anlayacağı dilde basit bir tarif yapmak gerekir ise de ; Cari açık; ay veya yıl bazında 1.000 TL geliri olanın 1.500 TL gideri olması gibi bir şey. Ha bu durum nereden itibaren tehlikeli: Açığınız ister döviz ister Tl olsun, açığınız olan 500 TL'yi borç verenler olduğu müddetçe tehlikesi ve sakıncası yok...Ama bulamadığınız an tehlike çanları çalmaya başlıyor. Yine de tabidir ki en doğrusu ayağını yorganına göre uzatmak, yani ne dövizde ne de diğer kalemlerde açığa sebebiyet vermemek... Saygılar
BURHAN DUMAN @ 18.10.2011 16:03:28
Online Ziyaretçiler
-