ARABA DEVRİLDİKTEN SONRA ....!

Zihni Açba

Zihni Açba
Bir hafta arayla ardı ardına yaşanan iki olay, Sakarya'nın en eski, en büyük ve fakat ne yazık ki en geri kalmış diyebileceğimiz ilçesi olan Akyazı'mızın, bir anda haber bültenlerinin birinci sırasına, gazetelerin manşetlerine taşınmasına sebep oldu.
Yerel ve ulusal medyada birçok kalem ve söz erbabı, konuyla ilgili değerlendirmeler yapıyor, şöyle veya böyle görüş serdediyor. Akyazı'da üç kişinin bir arada oturduğunu gördüğünüz her yerde inanın ki bu olaylar tartışılıyor ve doğru veya yanlış bir takım değerlendirmeler yapılıyor.
İlk olayın hemen ertesi gününden itibaren, Akyazı'nın her kavşağında araçlı veya yaya 3-5 resmi kıyafetli polis memuru görüyorsunuz. Akşamüzerleri şehir girişinde zaman zaman uzun araç kuyruklarına yol açsa da yapılan güvenlik kontrolleri, az da olsa rahatlatıyor olaylardan huzursuz olan vatandaşlarımızı.
Dedik ya türlü rivayetler dolaşıyor ortalıkta her iki olayla ilgili. Bu rivayetlerden bazıları, Akyazı'nın geleceği için çok tehlikeli gelişmelere sebep olabilecek boyutlarda ve tamamen asılsız, uydurma dedikodulardır. Öncelikle herkes tarafından bilinmesi ve en yetkili ağızlarca üzerine basa basa ifade edilmesi gereken husus; her iki olayın da ideolojik ve etnik bir sebebe dayanmadığı ve yine her iki olayın, aynı mahalde meydana gelmek dışında birbiriyle en küçük bir ilintisinin bulunmadığı hususudur. Sağ olsunlar, bugüne kadar kendilerine mikrofon uzatılan bütün yetkili ağızlar da bu konuda aynı şeyi söylediler. Olayların sebebi olmayan unsurlar hakkında bütün yetkililer hemfikir.
Ama henüz şu soruya cevap veren bir yetkili henüz çıkmadı; "Akyazı'da bir hafta arayla meydana gelen ve üç kişinin ölümü, bir kişinin yaralanması ve binlerce Akyazılı' nın huzursuz ve tedirgin günler geçirmesine sebep olan bu olaylar neden oldu? Sebebi nedir bu iki olayın?
Aklı başında ve sağlıklı düşünebilen her Akyazı' lı, aslında bu sorunun cevabını biliyor.
Tabii; Akyazı'da, Akyazılı olarak ve Akyazı'yı yaşamak kaydıyla. Aylar hatta yıllarca Akyazı'nın bir kahvehanesinde veya çay ocağında çay içmemiş, oturup bir lokantasında yemek yememiş insanların, ne bugüne kadar olmuş olayların sebebini, ne de bundan sonra yaşanabilecek gelişmelere karşı alınabilecek tedbirleri sağlıklı olarak değerlendirip, tespit edebilmeleri mümkün değildir.
Hiç kimsenin görmek istemediği veya herkesin görmezden geldiği bir gerçek; Akyazı'da aylardan hatta yıllardan beri süregelen bir güvenlik veya güvensizlik sorununun varlığıdır. Yine herkes bilmektedir ki; birileri, bu güvenlik zaafından sosyal, siyasi ve ekonomik rant elde etmektedir Akyazı'da. Korkunun sindirdiği insanları, her açıdan sömürmenin kolaylığını herkes bilir.
Geçtiğimiz hafta başında Sakarya Valisi Sayın Hüseyin Atak'ın nezaretinde iki güvenlik toplantısı yapıldı Akyazı'da.
Sayın valimizin görev ve sorumlulukları açısından, çözüme yönelik önemli bir adım bence bu toplantılar.
Etkili ve faydalı olmasını bütün kalbimizle diliyoruz.
Ama çok merak ediyorum; aylardan beri akşam hava kararmasından itibaren sabah gün ağarıncaya kadar, yaşları 17-25 arası değişen omzu düşük, serseri ve kendince bitirim takılan zibidi bir gençliğin Akyazı'nın cadde ve sokaklarında hüküm sürdüğü gerçeği o toplantıda dile getirildi mi? Veya o toplantıya katılan sevgili hemşerilerimizden kaç tanesinin bu gerçekten haberi var?
Yine çok merak ediyorum; bu iki olayın öncesinde de aylardan beri neredeyse her gece Akyazı'mızın bir köşesinde silahların patladığından, birilerinin vurulduğundan, orada bulunan zevat haberdar mıdır ve rahatsızlık duymakta mıdır? Eğer haberdar ve rahatsızlık duymuşlarsa, son iki olayın ardından Sayın Vali'nin daveti gelinceye kadar, bu olayların önüne geçme gayesine matuf hangi adımı atmışlardır?
En fazla merak ettiğim husus da; ilk olayın vuku bulduğu saatlerde Akyazı Emniyetinde hepi topu 5-6 görevlinin bulunduğunu, Akyazı'nın nüfusunun 40 binleri bulduğunu ve 15-20 kişilik emniyet personeliyle Akyazı'da huzur ve güvenin sağlanamayacağını, 5 yıl içerisinde üç kaymakam altı emniyet müdürü değiştirilmesinin hangi kriterler doğrultusunda yapıldığını dillendiren kimse oldu mu? Eğer bir beldede güvenlik yetkilileri veya görevlileri, suçluların veya zanlıların soyadlarından veya annelerinin kızlık soyadlarından korkar hale getiriliyorlarsa, o beldede güvenliğin tesisi asla mümkün olamaz.
Netice olarak; sinirlerin iyice gerildiği bu şirin ilçede yaşayan ve yaşayacağım diyen herkesin, aklını başına alması ve bir şeyler yapması gerekiyor. "Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur" derler. Rotayı, devrilmeden önce doğru çizmek gerekir. Aksi halde; devrildikten sonra yol tarif edenler, bayramdan sonra kına yakanlar durumuna düşerler.



Yazı Tarihi : 25 Mayıs 2009 Pazartesi
Bu yazı 64 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk