VATAN SAĞOLSUN

Zihni Açba

Zihni Açba
Yanlış hatırlamıyorsam 1991 yılının sonları idi.

Yapılan seçimlerin ardından iktidarı paylaşan Başbakan Süleyman DEMİREL ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İNÖNÜ (Merhum), birlikte gerçekleştirdikleri bir Diyarbakır gezisinde "KÜRT REALİTESİNİ KABUL EDİYORUZ" diye seslenmişlerdi, miting meydanını dolduran Diyarbakır' lı vatandaşlarımıza.

O zaman çok tuhaf gelmişti bu açıklama bana ve hâlâ da tuhaf gelir.

Çünkü; o günden sonraki siyasi söylemlerinde, her ikisinden de orada kabul ettiklerini söyledikleri bu "Realite" nin ne olduğuna dair, tek cümlelik bir teferruat dahi duymadım.

Ben o yıllarda bu açıklamayı, "Din Tacirliği'ne dayalı" politik söylemlerden sonra, oy avcılığına yönelik en tehlikeli tarz olarak değerlendirmiştim. Geçen zaman, bu değerlendirmemde ne kadar haklı olduğumu fazlasıyla gösterdi. O dönemlerde din ve inanç istismarı üzerine bina edilerek, geliştirilen oy devşirme metotlarının yerini, geçen zaman dilimi içerisinde etnik kimlik üzerine oluşturulan bölücü söylemler almıştır.

2005 yılına gelindiğinde Başbakan Sayın Recep Tayyib ERDOĞAN' ın; "Kürt sorununun varlığını kabul ediyoruz; daha evvel devletin ve hükümetlerin hatalarını kabul ediyoruz; büyük devletler hatalarını kabul ederler.." şeklindeki ifadelerini ise, daha büyük bir hayret ve dehşetle değerlendirmiştim.

Çünkü, birebir aynı olmasa bile anlam olarak ayniyet arz eden ve bana göre kolaycı bir politik söylemden öteye gitmeyen bu ifadelerin dile getirildiği yer yanlıştır her şeyden önce.

Bu sözleri gidip Diyarbakır meydanında söylerseniz, muhatabınız ne Diyarbakır halkı ne de Kürt kökenli vatandaşlarımız değildirler.

Orada sarf edilen bu sözlerin muhatabı, sadece ve sadece bölücü terör örgütü (PKK) ve onun elebaşı olan bebek katili Abdullah Öcalan' dır. Daha ilk adımda yapılan bu yanlışı, sonradan istense de düzeltmek çok zor oluyor. İlk düğmeyi yanlış iliklediniz mi, sonraki düğmelerin tamamı yanlış oluyor ve iki yakanızın bir araya gelmesi mümkün olmuyor. Neticede başladığınız yere geri dönmek zorunda kalıyorsunuz ve verdiğiniz uğraş, aldığınız yaralar ve çektiğiniz sıkıntılar yanınıza kâr kalıyor.

Daha besmelenizde siz, geçmişten bu yana bir şekilde bölücü teröre karşı verilen mücadeleyi hata, devletinizi suçlu kabul ederseniz, teröristlere ve onların yandaş ve destekçilerine yaptıklarını meşru sayma hakkı vermiş olursunuz. O zaman, karşınıza geçip, sergilenen; "Muhatabınız İmralıdır.." veya "TSK silahları bıraksın biz de bırakalım …" şeklindeki densizliklere, bizzat kendiniz zemin hazırlamış olursunuz.

Evet, Türk Demokrasisi sorunludur. Dün sorunluydu, bugün de sorunludur. Yargı sorunludur. Dün sorunluydu, bugün de sorunludur. Güvenlik, eğitim, sağlık, siyaset, v.s aklınıza ne gelirse mutlaka ve mutlaka eksik ve aksayan bir yanı vardır ve sorunludur. Dün sorunluydu, bugün de sorunludur ve hiç şüpheniz olmasın ki yarınlarda da sorunlu olacaktır. Ancak bu sorunların adını "Kürt sorunu, Laz sorunu, Çerkez sorunu veya Gürcü sorunu v.s" gibi etnik yakıştırmalarla adlandırırsanız ya da "Diyarbakır sorunu, Hakkari sorunu, Van sorunu v.s" gibi coğrafi sınıflandırmalara tabi tutarsanız, sonuçta çözümsüzlüğe mahkûm olursunuz. "Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur" misali dönüp, aynı noktaya gelirsiniz. İnanmıyorsanız dönüp bakalım.
Sayın Demirel ve İnönü'nün "REALİTE" yi keşfetmelerinden sonra azgınlaşan terör saldırılarında kaybedilen binlerce candan sonra gelinen nokta Kandil'e ve Cudi' ye havadan ve karadan operasyon yapmaktı. Sayın ERDOĞAN' ın "Sorun ve Hata" kabulünden sonra gelinen noktada da uçaklarımız aynı mevzileri bombalıyor ve eğer izin çıkarsa kara operasyonları da yapılacak. Peki ya giden canlar? Ya kendi askerimiz, kendi polisimiz, daha da ötesi kendi insanımız için güvenlikli sayamadığımız köyler, şehirler?



Yazı Tarihi : 13 Eylül 2011 Salı
Bu yazı 152 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-