Azmanlaşmak
Azman kelimesi bazı dillerde gökyüzü, bazı dillere göre de azmak fiilinin aktif, yani eylem haline dönüşme olarak telakki edilir. Aslında azı, azı dişi de aynı kökten neşet eder. Keza azıtmak da tahtında müstetirdir. Kul azmadıkça müstahakkını bulmaz. Haddizatında azmak veya azmanlaşmak haddini ve de hududullahı aşmak ve de gayretullaha dokunmak manalarında istimal edilmektedir. Peki ya, kimlerdir bu zevat derseniz, önce kendinize, bilahare etrafınıza bakındığınızda fazlasıyla malzemeye duçar ya da muhatap olacağınızdan fazlasıyla eminimdir.
Adamcağız doğar, büyür, sağına soluna bakınır, bir de kabiliyetine göre endam eyleyip devşirme bir kırık sandalye edinir. Bu zevatın cinsiyeti, tabiiyeti, mensubiyeti de fazla önem taşımaz. Öz, cevher, faaliyet, niyet ve de netayic birbirinden mefruk değildir.
Evet, kırık sandalye dedim ya hemen çağrıştırdı. Yıllar önceydi. Antika merakı olan bir müderrisenin evine ziyarete gitmiştik. Yer gösterilip buyur edilmişti. Sert bir ağaçtan mamul sandalyede tam makatlanmış idim ki sandalye birden kırıldı. Adeta kılıç gibi keskin parçalar etrafımdan yükseldi. Maazallah bunlardan birisi bir yerime tesadüf etseydi en azından sakat kalırdım. Pek tabiidir ki sandalye bu gerçi biz bir saatliğine oturmuştuk ki bu denli bir tehlikeye maruz kalmıştık. Ya uzun yıllar makatlananların hal-i pür melali ne olacak, ona göre bir düşünün bakalım. Evet, sözüm ona adam veya âdeme makatlanır makatlanmaz aslında kendisinin ne kadar bir abdi aciz olduğunu çok iyi bildiği gibi haddizatında her mahluk gibi bizatihi bir necaset fabrikası ve de torbası olup bir ömür doldur boşalt yapan iğrenç bir makine olduğunu da bilir. Amma velâkin bunu hep göz ardı edip bir türlü görmezlikten gelmez. Ta ki kullanılma zamanı tükenip hayatının çöp tenekesini boylayana kadar bu hep böyle gelir, böyle gider.
Evet, sandalye, bu mobilite gerek statükoya göre statü, konjonktüre göre konjonktür. Bilvesile her an hazırunun dişleri sayılır. Ha hayvan pazarından eşek alırken diş kontrolü, ha insanlara uyarlanması, hiçbir fark göstermiyor. Tezellüm aday adayları her ne zaman ki dişli çıkar, hemen özür endam, işbirliği ve de yağlanma, yalakalanma ameliyesi. Sözüm ona bir defteri kebir, dişliler ve de dişsizler kaydı. Bu hengamede her şey kayıt altındadır. Sakın ola ki dişlilere diş gösterilmediği gibi, diş bakımları için diş kirası taltifatı mazlum ve de mağdurlar listesinden müteselsilen kurbanlar seçilir. Eski usulde olduğu gibi infazlar ana caddede yapılır ki bütün insanata korku salına ki sandalyeler mukim oluna.
Tezellüm, tezellüm, tezellüm… Çok güzel, ancak aynı insden, aynı anda birbirine tezat, hem de yüz seksen derece tezat teşkil eden muamelat. Bir taraftan kuzgun gibi leşe abanmışken dişli bir mahlukat tevcih edince o bütün kızgınlık, hiddet, endişe ve de zulüm gömleğinden sıyrılıp sanki melaike-i kiramdan bir cinsi latife.
Hey mübarek tiyatrocu olsan biliyor musun ne kadar pullanacağını senin bile havsalan almaz. O zavallı sanatçıların rol icabı ağlamaları için ne kadar zorlandıklarını, gözlerine soğan, sarımsak sürdüklerini, yine de muvaffak olamayınca en samimi dostlarından rol icabı nasıl tekme tokada maruz kaldıklarını bilenler bilir. Yine gülebilmek için de aktör ve aktrislerimizin eğer yatkın değillerse ne kadar zorlandıklarını bu işin ehli çok iyi bilir. Yani eğer maksat pul edinmek ise başka işlerde para pul sahibi olmanın daha kolay olunabileceği kanaatindeyim. Yok, ama güç, kudret kullanıp kul edinme sayü gayreti söz konusuysa hayat meylinizde bir eksiklik yoktur. Sakın ha hayat çizginizden vazgeçmeyin. Zulmünüzü ve de küfrünüzü ikmal etmek için inadına devam edin, edin ki Tanrı Teala'nın size verdiği mühlet muvacehesinde ziftlenin.
Bu azmanlaşmış zevat bir taraftan kendisine alternatif olabilecek kabiliyetli insanlarla hayat memat mücadelesi verirken ki, bu mücadelenin hiçbir ahlaki çizgisi olmayıp hedefine kilitlediği mevcudatı kahretmek için her türlü yöntemi reva görüp helal ve de meşru saymaktadır. Bir zamanlar meşhur bir sanatçı için denilirdi ki hançeresi müsait ve istikbal vadeden çocukları ortadan kaldırırmış. Sanki kendisi birkaç milyon yıl yaşayacağını zannederek zulmüne zulüm katıyor.
Zavallı zevatın amel defterini karıştırdığınızda kiralık mahlukat kiralayıp evvel emirde zat-ı adisinin haddizatında zat-ı ali olduğunu dillendirerek etrafına dehşet saçtığını, herkesin ondan korkmasını ve de en azından şerrinden korunmak için bir çeşit sindirildiğine hep şahit olmuşuzdur. Ne demişler şeyh uçmaz, şeyhi müritleri uçururmuş.
Bir de bakıyorsunuz ki Sultan Abdülhamit misali Yıldız kelimesini bile kullananlara acaba sen buradan ne kastettin takibatı. Neticeten bu korku imparatorluğuna umursamayanlarda bile olağanüstü bir endişe ve maalesef zayıf iman dolayısıyla bu uyduruk siluetlerin şerrinden korunmak için tam teslimiyet ve öyle bir teslimiyet ki en kuralcı zevatın bile bütün kurallarını ayaklar altına alarak tanrıcık müsveddelerine mabudiyet atfı nazarı önceleri adam adama markajla kişilerin duyarlıklarına rağmen azmettirilmeleri çapraz vuruşlar. Bilahare telefonlarla ulusal ve de uluslar arası tezvirat. Mükalematın ve mükatebatın her türlü melanetsel boyutundan sonra işin sanal boyutuyla hedefe kilitlenenlerin hunharca bertaraf edilmekten öteye katledilmesi taarruzatı. Genellikle devlet memuru ve ücretlileri inandırılabilen veyahut hiç olmazsa muhatapların tezviratı kabullenmiş gibi görünmelerine karşın işin siyasi ve de ticari erbabına götürüldüğünde tamamen birer fiyaskoya döndüğünü görünce bu cenahın ne kadar aklıselim sahibi olduğunu görmemek mümkün değil. Çünkü söylenenlerin vahametinin geriye yansıma mütekabiliyetine her ziruh şahit olmaktadır.
Yahudiler için söylenir. Yahudi reklamı ticaret kabiliyetine binaen çok severmiş. Reklamını yaptıramadığı yerlerde de parayla adam tutup kendisine küfrettirirmiş derler. Çünkü küfredilen kişi bir şekilde mağduriyete duçar kaldığından hem mazlum ve haklı konuma gelirken hem de en azından gündeme oturmaktadır. Salih Yücel dostum derdi ki "Katil olmaktansa maktul, zalim olmaktansa da mazlum olmayı tercih ederim".
Özetle azmanlaşan zevatın adet edindiği üzere ziruha sarılarak gerek kendisimden ve gerekse kendilerinden kudret vehmettikleriyle iş tutarak etraflarına korku salıp bir taraftan sandalyelerinin ömrünü uzatıp öbür taraftan ziftlenme gayreti içreyken yüce kudret sahibini hep göz ardı edip onu oyun dışı zannedip ondan müstağni olabileceklerini ve bu ehveniyatın kendilerine kâr kalacağını zannetmektedirler. Bu zevatın birilerine birilerinin adamıdır, lobisi güçlüdür deyip sataşmayı göze alamadıkları halde bazı mazlum ve de mağduratın Tanrı Teala'nın kuşatması altında olduğunu bir türlü akıl edemezler.
Evet, sahipli birilerine zulmettiğinizde bunun hemen karşılığını görebileceğinizden naşi her türlü tedbiri alırken bir gün bir hak dostuna vereceğiniz tezellüme binaen bir beyin tümörüyle taltif edilirseniz sürpriz olmaz. Ha bu sadece eğer biraz temiz iseniz belki kefaret ve uyarı babından hakkınızda hayırlı da olabilir. Encamını Hak bile. Vesselam binler selam.
Yazı Tarihi : 25 Mayıs 2009 Pazartesi
Bu yazı 195 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.