EMİRSULTAN MEKTUBU
Bilal Maruf Şimay parlakay@msn.com
Derman Yüce Allah'ta
Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar
...........................
Maddi durumu son derece kötü olduğu halde, bol bol ihsan ve yardımda bulunmaya devam eden Hasan b. Sehl'e:
İsrafta hayır yoktur, dediler.
O da şöyle cevap verdi:
Hayırda da israf yoktur...
…………………….
Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi'ye:
- Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir......
............................
Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını
istemişler.
- Bu hususta son derece acizim demiş.
Israr etmişler.
- Gönderilen, gönderenin şanına lâyık olur, buyurmuş. Onu gönderen Allah (c.c.)
olduğuna göre, gerisini anlayın artık.
MÜHİM MESAJ
Bu kelime içimize tam yerleşti... Daha ilkokula giden çocuklar, sabahleyin öğretmeniyle karşılaştığında GÜNAYDIN öğretmenim diyor.. Öğretmen de çocukları GÜNAYDIN çocuklar diye karşılıyor...
Memuru, hizmetlisi amirini sabahleyin karşılarken GÜNAYDIN efendim diyorlar...
SELAMÜN ALEYKÜM islami olduğu için, müslümanım diyenlerce bile kaba ve nahoş olarak kabul ediliyor... Maalesef karşılaşırken veya ayrılırken SELAMÜN ALEYKÜM demeyi kendimize yediremiyoruz...
Aaah Akif merhum ne güzel söylüyor;
Selam ver be herif ağzın aşınmaz ya
Ne selam vermeyi bilir hergele
Ne de versen alır
Bir de BAŞARILAR diyorlar, ŞİFALAR OLSUN diyorlar, MUVAFFAKİYETLER diyorlar, RASTGELE diyorlar... Kullanılan bu kelimeler boşluğu doldurmuyor... Niçin?
Çünkü gerçek makama müracat edilmiyor... Edilmediği içinde kişi bocalıyor, gerçek makamı bilemiyor ve herşeyi kendinden biliyor...
Onun için herşeyde gerçek makama müracaat etmek gerekir... Allah cc 'den yardım dilemek, Allah'tan muvaffakiyet dilemek gerekir:
** Allah muvaffak etsin
** Allah işinizi rast getirsin
** Allah yardımcınız olsun
** Allah rahatlık versin
** Allah şifa versin vs..
demek lazım... Bunlar birer dua cümlesidir... İstenilen şey için makama müracat etmek gerekir... ALLAH MUVAFFAK ETSİN dediğimiz zaman, bilhassa yeni nesle söylediğimiz zaman, tabbii muvaffakiyetin Allah ile irtibatı kuruluyor... Başarılar deyince kişi her başarıyı kendinden biliyor ve mühim mesajdan mahrum kalınıyor.. Netice de de karşımıza edeb-haya bilmez, din-iman tanımaz kimseler çıkıyor...
Velhasılı kelam; Mü'minler konuşurken, yazarken kullanacakları kelimeleri çok yerinde kullanmak zorundadırlar... Ancak, hayırlı ve başarılı neticelere böyle ulaşmak mümkündür...
............................
Tövbe etmeyenler zalimdir :Allahu Tealâ yeryüzünde kusur işlenmesini istemeseydi, nefis ve şeytanı yaratmazdı. Tevbeleri kabul etmeseydi, "tevbe ediniz" emrini vermezdi, Allahu Tealâ'nın haram ve isyanda rızası yoktur, fakat iyilik ve kötülüğü yaratan O'dur. O'nun yarattığı her şeyde bir hikmet, ibret, ilim ve terbiye vardır. O, kullarını hayır ve şer içinde imtihan eder. Böylece onlara tek ilâhlığını, mutlak rablığını, sonsuz kudretini, ilmini, hikmetini, rahmetini, lütfunu ve kahrını gösterir. Ayrıca bu imtihan içinde kulların acziyetini ispat eder, nefislerini tanıtır, terbiyelerini gerçekleştirir. Yüce Allah'ın her işinde hayır vardır. Kul günahta ısrar eder ve tevbeye yanaşmazsa, sonuç felaket olur. Kusurunu anlayan, haline ağlayan ve el açıp Rabbi'ne yalvaran bir kul ne güzel kuldur! Rasulullah A.S. Efendimiz'in şu beyanlarındaki inceliği düşünelim:"Bütün insanlar hata eder. Hata edenlerin en hayırlısı ise, çokça tevbe edendir." (Tirmizî, Ahmed, Hakim)"Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, günah işlediğinde hemen istiğfar eden ve kendilerini affettiği insanlar getirirdi." (Müslim, Tirmizî, Ahmed)Bu hadis-i şerifte, günah işlemenin normal ve basit bir şey olduğu anlatılmıyor. Burada dikkat çekilen husus şudur:Cenab-ı Hakk'ın "Rahman", "Rahim", "Gaffar", "Settâr", "Tevvab" gibi yüce sıfatları mevcuttur. O, bunlarla tecelli edip yüceliğini göstermeyi murat etmektedir, Bunun tezahürü için bir sebep ve mahal gerekmektedir. Bu sıfatların tecellisi için en güzel sebeplerden birisi, kusur içindeki kulun hatasını anlayıp, Yüce Rabbi'ne yalvarmasıdır, Kula düşen, kusurunu anlayıp ağlamak, Yüce Rabb'e layık olan ise bağışlamaktır. Böylece kulların acizliği, Mevlâ'nın yüceliği anlaşılmış olacaktır. Helali bırakıp harama girmek büyük bir kusurdur. Aynı şekilde günaha dalan bir kulun onu küçümseyip, "yaptığım ne ki?" diyerek tevbeyi terk etmesi, daha büyük bir kusurdur. Bunun için Yüce Rabbimiz: "Tevbe etmeyenler, zalimdir." (Hucurat /11) buyurmuştur, Derman Yüce Allah'ta
Tevbe herkese lazımdır. Tevbe, kulun hasta kalbine acıması ve ilâhî rahmete koşup ilacını istemesidir. Dert kulda ise, derman Yüce Allah'tadır,Günahların bir kısmına tevbe etmek de geçerlidir. Bir insan bazı günahları kolayca terk edebiliyor fakat bir kısmına tevbe ettiği halde koruyamıyorsa, tam tevbe ettiği günahları affedilir. Her günahın peşinden hemen tövbe etmek farzdır. Sonra tövbe ederim demek yanlıştır ve felaket sebebidir."Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." (Bakara/195) ayet-i celilesinin tefsirinde bazı alimler derler ki:Kendisini tehlikeye atan kimse, büyük bir günah işledikten sonra, ‘helâk oldum! Artık bana hiç bir amel fayda vermez, ben affolmam,' deyip, tevbe ve istiğfarı terkeden kimsedir, (Taberî, Camiu'l-Beyan; lbnu Kesir, Tefsir)
Eğer Yüce Rabbimiz kullarını ilk kusurlarının peşinden yakalayıp cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde ikinci kez günah işleyecek kimse kalmazdı. Bize verilen ilâhî emir şudur: "Ey iman edenler! Nasuh bir tövbe İle Allah'a tövbe ediniz. Bunu yaparsanız Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlerine koyar." (Tahrim/8) Samimi tevbenin bir diğer hediyesi de, daha önce işlenen günahların affedilmesi ve yerine iyilik yazılmasıdır. Bunu şu ayetten anlıyoruz;"Allah, tevbe ve iman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok affedici ve çok acıyandır." (Furkan/70)
SEVGİ VE MUHABBETLE HOŞÇA KALIN..........
Yazı Tarihi : 08 Eylül 2011 Perşembe
Bu yazı 105 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
HOCAM YENİ YAZINIZ ÇIKMAMIŞ...
ufuk @ 17.09.2011 19:56:22
"Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Şeytanın adımları ardına düşmeyin. Çünkü o (aranızı açan) apaçık bir düşmandır." (Bakara, 208)
yüreğine sağlık hocam......
zeki çebi @ 12.09.2011 21:48:40