Bir rahmet ve bereket ayını daha geride bıraktık. "Bugün mübarek Ramazan ayının birinci günü." diyerek başlamıştık, 1 Ağustos 2011 günü bu köşede yayımlanan "RAMAZAN VE SÜRPRİZİ" başlıklı yazımıza. Farkına bile varamadan geçti bir ay ve umuyoruz ki; feyzinden ve bereketinden, yeterince nasiplenmişizdir. Yarın Mübarek Ramazan Bayramı. İdrakiyle şereflendiğimiz bu Mübarek Bayramın, birey olarak her birimiz, aile efradımız ve bütün insanlığın huzur ve refahına; vatanımızın, milletimizin ve devletimizin birlik ve dirliğine vesile olmasını bütün kalbimle diliyorum.
Ne yazık ki; hem Türk halkı olarak bizlerin hem de sınırlarımızın ötesinde din kardeşlerimiz olarak İslâm âleminin, geride bıraktığımız Ramazan ayını gönlümüzce ve özlediğimizce bir huzur ve sükûnet içerisinde geçirdiğimizi söylemek mümkün değil. Ülkemizin, özellikle de Güneydoğu Anadolu bölgemizin değişik noktalarında bölücü terör örgütünün alçakça saldırıları sonucunda şehit olan evlatlarımızın acısı yüreğimizi dağladı. Israrla bazı gerçeklere gözlerini kapatarak, görmek ve anlamak istemeyenlerde dâhil olmak üzere herkes bir kez daha gördü ki; terörle ve teröristle müzakere değil, ancak mücadele edilerek baş edilir. Bu mücadelenin de Ramazan'ı, orucu veya bayramı olmaz. Asla taviz vermeksizin, sürekli bir mücadele elzemdir terörü sindirebilmek için. Özellikle son 4- 5 yıldır "Demokratik açılım, İnsan hakları, Kesintisiz demokrasi v.s" gibi bazı söylemler geliştirerek sergilenen bir takım tavizkâr tutumların, terör örgütü mensuplarının cesaretlenmesine, ciddi manada devamlılık ve kararlılık gerektiren terörle mücadelenin zaafa uğramasına sebep olduğunu, artık herkes görmeli ve anlamalıdır.
Demokratik açılım mı? Evet, hem de üzerini kapatan hiçbir örtünün, önüne dikilen hiçbir engelin kalmayacağı kadar bir demokratik açılımdan yanayız. İnsan hakları mı? Evet, Yüce Allah'ın yarattığı en şerefli ve en mükemmel varlık olan her insanımızın, bir başkasının hak ve özgürlüğünün başladığı sınırı ihlâl etmeksizin, her türlü insani hak ve hürriyete sahip olmasından yanayız. Kesintisiz demokrasi mi? Mevcut beşeri sistemler içerisinde en mükemmeli ve insan fıtratına en uygunu olarak kabul edilen "Demokrasi"nin, toplum hayatımızda bir saniye bile sekteye uğratılmaksızın sürmesinden ve sürdürülmesinden yanayız. Bu kavramların, bir takım uluslararası örgüt veya güç odaklarının talimatları doğrultusunda, bazı bölücü etnik yaklaşımları azdırırcasına ağızlarda sakız edilmesinden öte, toplumsal hayatımızın her alanında ve memleketimizin her köşesinde, hiçbir şekilde bazı bölgelere mahsus pozitif ayırımcılık görüntüsü vermeksizin uygulanması ve geliştirilmesinden yanayız.
Yani; bir söz veya eylem, Diyarbakır'da ne kadar demokratik olarak kabul ediliyorsa Edirne'de de o kadar demokratik olarak kabul edilmeli; Sakarya'da veya Mersin'de ne kadar suç sayılıyorsa, Van'da veya Hakkâri'de de o kadar suç sayılmalıdır. Eğer varsa ve yapılmışsa dün yapılmış olan bir takım eksik, yanlış veya hatalı uygulamaların, tam aksi istikamette yine yanlış, eksik veya hatalı uygulamalarla onarılmaya veya giderilmeye kalkışılması, toplum vicdanında yeni acıların yaşanmasına, yeni yaraların açılmasına çanak tutmaktan başka hiçbir anlam ifade etmez.
Bilvesile; bu cennet vatan toprakları üzerinde kesintisiz sürdürdüğümüz bin yıllık varlığımızın, tek millet, tek devlet ve tek bayrak anlayışının sağladığı güç ve kudretle, dâhili ve harici her türlü fitne ve nifak çıkarma gayretlerine rağmen daha nice bin yıllar sürmesini yüce Yaradan'dan niyaz ediyor, herkese bayram tadında bayramlar diliyorum.
Yazı Tarihi : 05 Eylül 2011 Pazartesi
Bu yazı 39 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar