Eski Adapazarı "kabadayısı" aranıyor!...
Mustafa Gümüşel e-mail mgumusel@sakaryahalk.com
Eski Adapazarı "kabadayısı" aranıyor!...
Geçtiğimiz cuma günü ardı ardına yaşanan cinayet haberleri üzerine "Adapazarı City" başlıklı bir yazı yazmıştım. Adapazarı'nın bugünkü halini anlatan bu yazı üzerine okuyucularımdan çok sayıda "elektronik posta" aldım. Herkese çok teşekkür ediyorum…
Gerçekten de Adapazarı'nın bugünkü halini çok iyi tetkik etmek lazım. Zira son günlerde Adapazarı'na bir haller oldu. Neredeyse her geçen gün bir öncekini aratır hale geldi…
Şöyle bir "nostalji" yapmak gerekirse bir zamanlar Adapazarı ülkenin en huzurlu ve sorunu olmayan illeri arasındaydı. Hatta "anarşinin" ülkeyi esir aldığı dönemlerde bile Adapazarı son derece huzurlu bir kent oldu…
Gözünü sevdiğimin eski Adapazarı bambaşkaydı. İnsanları, eşrafı, esnafı hele komşuluğu çok farklıydı. Bir evde pişen yemek mahallenin öbür ucundaki eve kadar dağıtılırdı. Birinin başı ağırsa mahalledeki bütün komşular hasta olurdu…
Esnaf desen müşterisini güler yüzle karşılar bir malı "fahiş" fiyatla asla satmazdı. Yani esnaf müşterisini asla kazıklamaz tam tersi zarar edeceğini bile bile müşterisini kaçırmazdı…
Çevre illerden Adapazarı'na alış verişe gelenler her zaman güler yüz, uygun fiyat ve kaliteli mallarla karşılaşırdı. Zaten bu yüzden de Adapazarı esnafı haklı bir şöhrete sahipti…
Sonra hemen hemen her mahallenin bir "kabadayısı" vardı. Ne yalan söyleyeyim eski Adapazarı'nın "kabadayıları" bile adamdı, adam. Bir "asaletleri" vardı…
Mahallede kimsenin malına, namusuna, kızına, ırzına yan bakmazlardı. Bakmaya kalkanların da karşısına "zorla güzellik olmaz" diye dikilir, kimseye de laf ettirmezlerdi. Bunu da öyle "kahpece" silahla falan yapmazlardı…
Sadece bu değil. Onlar aynı zamanda mahallenin "can simidiydi." Birinin başı sıkışsa imdada mahallenin "kabadayısı" yetişirdi. Biri hasta olsa hastaneye ilk o giderdi…
Mahallede gençler arasında bir anlaşmazlık yaşansa duruma o el koyar, tarafları barıştırırdı. Yanlışlıkla birinin başı bir şekilde derde girse karakoldan gençleri mahallemizin "kabadayısı" alırdı. Hem de anne ve babalarımıza hissettirmeden…
Maalesef bugün artık bu kültür yerini arsızlara, uğursuzlara, hırsızlara, ırz düşmanlarına, canilere ve katillere bıraktı. Ne o eski insanlar, eşraf, esnaf, komşuluk ve tabi "kabadayılık" kaldı…
Hele "kabadayılığın" yerini "mafya bozuntuları" aldı ki, bu sayede cinayetler, hırsızlık, arsızlık, uğursuzluk iyice arttı. İnsan öldürmek bir tavuk boğazlamaktan daha kolay hale geldi…
Nereden nereye… Bir zamanlar huzur içinde herkesin birbiriyle barışık ve dostça yaşadığı Adapazarı bugün sokaklarına "kan" bulaşan bir kent oldu. Böyle giderse yarın bu günleri de ararız…
Hani diyorum ki, eski Adapazarı "kabadayılarından" biri çıksa da bütün şehre bir çeki düzen verse. Ne dersiniz böyle biri kaldı mı? Orasını bilmem ama böyle giderse Adapazarı'na yazık olacağı kesin…
*****************************************************
Necip Fazıl Kısakürek'i hasretle anıyoruz!...
Bugün "Sultan-üş-şüarâ" yani "Şairler Sultanı" Necip Fazıl Kısakürek'in ölüm yıldönümü. Bugünün anısına "üstat" Necip Fazıl Kısakürek'in çok sevdiğim bir şiirini sizlerle paylaşmak istedim…
KARACAAHMET ŞİİRİ'NDEN
Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!
Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde?
Karacaahmet bana neler söylüyor, neler!
Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,
Kavuklu, başörtülü, fesli, baş açık taşlar,
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,
Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!
Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!
Yazı Tarihi : 25 Mayıs 2009 Pazartesi
Bu yazı 326 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
sayın emre adam ne yazmış sen ne yorum yapmışın, sanırım son madel kabadyı misalı canın sıkıldımı gazteciye haber sayfası yediren türdensin..şimdi bu son haberci diye beğenmediğin insanlar debremde yazılarıyla siyasetçinin sahip çıkmadığı iline saihp çıktı,sen çoluk çoçuğunu yanında ki bende dururken onlar haber uğruna gece gündüz koştular uçkuruşa bakmadan.sen basınına sahip çık bırak haber sayfası yediren kabadyı özentisini...
ataberk @ 25.05.2009 22:37:05
önceden Adapazarında Dürüst,kaliteli,ilkeli herşeyden önce AHLAKLI gazetecilerimiz vardı..Ne görüyorsa,yada doğru olan ne varsa onu yazılarına dökerdi ve insanlara doğru bilgi aktarırdı..Ama gel görki Eski Adapazarımın o düzgün habercileri yerini senin gibilere bıraktı..Sanırım Şehrin bugünkü halinden memnun olan kişilerin başında sen geliyosundur..çünkü,eski adapazarında senin gibi gazeteciye ne iş verirlerdi nede o yazılarında yapmana müsade ederlerdi..
emre @ 25.05.2009 18:26:25