Tabir yerinde ise unumuzu eleyip elegimizi astığımız,çoluk çocuga karıştığımız bu yaşta inanın imkanı olsa doya doya yaşayamadığım çocukluguma dönmek isterim.
10-11 yaşına dönüp, hala unutamadığım, hala tadı damadığıda olan o bayram günlerini yeniden yaşamak isterim.
Çünkü bizim oralarda bayram sabahları bir başka güzel birbaşka keyifli olurdu.
Yıllar önce memleketteki o tek katlı kerpiç evdeki bayram heyecanını hatırlıyorum. Rahmetli annem babamdan aldığı maaşla bize her bayram bayramlık birşeyler alırdı. Kendisi eski elbiselerini yıkayıp giyer ancak bize bayramlıklar alırdı.
Çünkü annem bayramlarda çocukların sevindirilmesi gerektigini söylerdi.
İşte bir bayram sabahı bizim o taraflarda "iskarpin"dedikleri kundura ayakkabı ile bir bayram arefesinde tanıştım..
10-11 yaşında iken rahmetli annem ve ablam elimden tutup bayram alışverisiçin beni çarşıya götürmüşlerdi .
Çarşı dediğimde de aklınıza hemen böyle ünlü büyük mağazalar gelmesin. Nufusu 7-8bin olan ilcenin çarsısıydı bu.
Bir ayakkabıcı dükkanına girdik. Bana yine naylon ayakkabı alacaklarını sanarken hiç unutmam ablam raflarda duranucu sivri siyah renkli ayakkabıyı alıp giydirdi. Ayakkaıyı ayağıma geçirdigimde ayağım bir anda ağılaştı.Sanki ayağımı kaldıramıyordum.
Naylon ayakkabının hafifligine alıştığımdan dolayı bu ayakkabıyı küçükçük ayaklarıma çok ağır geliyordu. Ayakkabıcı dükkanından ayrılırken rahmetli annemin eline sıkı sıkı yapıştım.
Çünkü ayağımdaki bu ayakkabılar yüzünden ayağımı taşıyamıyor, düşecek gibi oluyordum. Yol boyunca yeni ayakkabılarıma baka baka geldigim o Ramazan bayramı afesi hiç ama hiç aklımdan çıkmaz.
Çünkü o bayram ayakkabı ile tanıştım.
.....
Unutmaya yüz tuttugumuz eski bayram geleneklerinden biri de, aile fertlerinin büyük evindeki bayram yemeklerinde biraraya gelmesi. Anne babanın evindeki bayram yemeginde toplanan aile fertleri yemek öncesi bayramlaşırlardı.
Bizde en son son bayram yemegine 3 yıl önce yemiştik.
Hatırlıyorum da Rahmetli annem aylar öncesinde ölecegi sanki içine doğmuş gibi ısrarla bayram yemeginde biraraya gelmemizi istemişti.
Annemizin bu istegi üzerine 6 kardeş Hasırcılar Mahallesi'ndeki evde bayram sabahı bayram yemeginde biraraya gelmiştik. Annem bizi bir masanın etrafında çoluk çocuk toplayıp kendi eliyle pişirdigi yemekleri yedirmişti.
Annemin biz yemek masasında yaptığı yemekleri yerkenki yüzündeki ifade hiç aklımdan çıkmaz. Çünkü annemin yüzünde kelimelerle bile tarif edemiyecegiz bir mutluluk vardı..
O bizim ailece biraraya geldigimiz son bayram yemegimiz oldu. Bundan sonra bir daha biraraya gelemedik.
Çünkü annemizi kaybettik.
Yarın Ramazan bayram .Ben yarın annemin Emirsultan Mezarlığındaki mezarlığına gidecegim. Annemle kabrinin başında dualar ederek bayramlaşacağım.
Ben onu duymasamda onun beni duyup görecegine inanıyorum!.
Ve siz yaşam şartlarının hergeçen gün ağırlaştığı bu ortamda ne olur maneviyata verdiginiz degeri yitirmeyin.
Gidip anne babanızın elini öpün. Onlarla bayram yemeginde buluşun.
Bazı degerlerin kıymetini kaybettiginizde anlamayın
Yazı Tarihi : 25 Ağustos 2011 Perşembe
Bu yazı 36 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
ne olur maneviyata verdiginiz degeri yitirmeyin.
eyvallah hocam....
Bilal Maruf @ 01.09.2011 22:31:59