EMİRSULTAN MEKTUBU
Bilal Maruf Şimay parlakay@msn.com
"Aşka uçarsan kanatların yanar ."/ Sadi Şirazi
"Aşka uçamazsan kanatların neye yarar ?"/ Mevlana
"Aşka varınca kanadı kim arar ? "/ Yunus Emre
Mevlana ;
"Anam aşk, babam aşk,
Peygamberim aşk, Allahım aşk,
Ben bir aşk çocuğuyum,
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."
sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.
Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ; "Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)
Cenab-ı Hak, Maide Suresinde, "Allah onları sever [Yuhibbuhu], onlarda Allah'ı severler [yuhibbuhüm]." Buyurur.Allah sevgisi müthiş bir iksirdir; inkârcıyı bir anda mümin yapar, mümini bir anda arif edip irfan mertebesine çıkarır.Allah sevgisi olan kalpten, şek ve şüphe silinir, yerine tam bir iman gelir.
Gönül sevginin yeridir. Maddî varlığımızda ikilik olabilir ama sevginin makamı olan gönülde iki sevgiye yer yoktur."Senin elinin, gözünün,ayağının iki oluşu doğrudur; fakat gönül ve sevgilinin iki olması hatadır. Sevgili bir bahanedir; asıl sevgili Allah'tır."Allah'ın "asıl sevgili" olduğu yerde başkasına yer kalmaz:
İŞİN GERÇEĞİ
Çevremizdeki bazı insanların zaman zaman ‘Bir mürşide bağlanmak gerek, tövbe alıp tasavvuf terbiyesine girmek lazım!..' diye söze başladıklarında, kendilerine nedense hep aynı karşılık verilir:
"Allah ile kul arasına kimse giremez!.."
Çoğu kimseler bu sözle, tasavvuf yoluna girenlerin Allah ile aralarına Allah'ın razı olmadığı kimseleri koyduğunu, bir mürşide bağlanmakla şirk tehlikesine düştüklerini, kendilerinin ise böyle bir tehlikeden uzak olduklarını anlatmaya çalışırlar.
Acaba işin gerçeği böyle mi?
Bu sözün gerçek manası bilinmezse fitne kaçınılmaz olur; zarar verir. Bu zarar imana dokunur, dini zedeler, din kardeşliğini sarsar, kardeşlik ruhunu öldürür.
Allah ile kul arasına kimse giremez sözü, niyete göre farklı sonuçlar doğurur. Eğer bu söz:
"Ben Allah'a kullukta önümde kimseyi istemem, peygamber, kitap, alim, mürşit tanımam, istediğim gibi kulluk yaparım, keyfimce ibadet ederim."
Anlamında söyleniyorsa insanı dinden çıkarır. Daha doğrusu böyle düşünen kimse küfür, isyan ve gaflet içinde kalmış demektir. Eğer bu söz:
"Ben Allah'a giden yolda Allah'ın peygamberi ve kitabı ile yetinirim, onlar ne diyorsa onu yaparım, başka kimseyi kabul etmem, alimlere bakmam, velilere bağlanmam, mezhepler beni ilgilendirmez, dini kendi anladığım gibi yaşarım"
Anlamında söylenmişse, söyleyen sorumludur. Bu kişi inanç esaslarını zorlamış, kendini tehlikeli bir sona doğru sürüklüyor demektir. Çünkü arada alimler olmadan kendi başına dinin öğrenilmesi, anlaşılması ve yaşanması nasıl mümkün olacak!?
Oysa Kur'an ve Sünnet, hak yolda birlik (cemaat) olmayı, bu beraberliğin başındaki imama itaat etmeyi, topluca Allah'ın ipine sarılmayı, hep birlikte tövbe etmeyi, bilmediklerimizi alimlere sormayı, takva ve iyilikte yardımlaşmayı, bunun için Allah'ın sadık kulları ile beraber olmayı açıkça emretmektedir.
Dinin hükmü bu iken, bir mümin hangi delil ve mantıkla, ‘Bana bunlar gerekmez' diyebilir? Dese bile bunun Allah katında ne kıymeti olabilir? Eğer bu söz:"Allah benim her hâlimi görüyor, biliyor, sözümü işitiyor, niyazımı dinliyor. Ben namazda, secdede, zikirde, duada ve tövbede kalbimi Rabbime bağlıyorum. Onun için gönlüme kimseyi koyamam, kimseden bir şey bekleyemem. Benim korkum, sevgim, niyetim, hedefim sadece Allah'tır."
Anlamında söyleniyorsa ne güzel. İşin doğrusu da budur, böyle olması lazımdır.
Zaten bütün peygamberler kalbi dünyadan çekip bu şekilde Allah'a bağlamak için gelmişlerdir. Onlara vâris olan alimlerin ve kamil mürşitlerin işi de budur. Buna Allah adamı olmak denir.
Ama ne var ki, kalbin bütün varlıklardan çekilip sadece Yüce Allah'a bağlanması kolayca elde edilecek bir nimet değildir. Bu tam bir hürriyet hâlidir. Arifler o hâli elde etmek için nefisleri ile bir ömür mücadele vermekte ve Allah ile aralarına giren engelleri yok etmek için mücadele etmektedirler.
Şu halde Allah ile aramızdaki engeller nedir?
Allah'a gitmek, Allah'a kavuşmak deyince ne anlaşılmalıdır?
Bizi ilgilendiren konu budur.
Allah'a gitmek gönül ile olur. Allah'a ulaşmak bir hâldir, sevgidir, aşktır. Bu kavuşma dışa doğru değil, içe doğrudur. Kalıp ile değil kalp iledir.
Kalpleriyle manevi engelleri geçenler, nefislerini aşanlar Yüce Mevla'yı bulurlar. Allahu Teala'nın insana şah damarından daha yakın olduğunu anlarlar. Bu buluşma O'nun razı olduğu amelleri yaparak gerçekleşir.
Bu iş insanın nefsi ve keyfine göre değil, Yüce Allah'ın çizdiği sınırlara göre olur. Bu sınırlara din denir.
Bizi Yüce Allah'a götürecek tek din İslam'dır. İslam, Kur'an ve Sünnetin çizdiği yoldur. Kur'an, Yüce Rabbine kavuşmak isteyenlere yolu şöyle tarif eder:"Kim Rabbine kavuşmak istiyorsa salih amel yapsın ve Rabbine ibadetinde hiç kimseyi ortak etmesin."
Demek ki Yüce Allah'a gitmek için iman, ihlas ve salih amel lazımdır. Allah'a giden yola uyanık kalple varılır, sevgi ile engeller aşılır, ihlasla hedef bulunur. Bu yolun başı ve sonu edepten ibarettir.
Bu yolun en büyük engeli nefis, en azılı düşmanı şeytan, en sarp yokuşu dünyadır. Nefis edeple süslenmeden, şeytan sindirilmeden, dünya sevgisi kalpten silinmeden Yüce Allah'a gidilemez.
Buna manevi terbiye ve arınma denir. Kendisini aşamayan insan, varlığın sahibine ulaşamaz. Bir arif şöyle diyor:
Allah'a giden yol iki adımdır:
Birinci adımda nefsine bas...
İkinci adımda Rabbine kavuşursun.
Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir (Necip Fazıl Kısakürek)
Allah yar ve yardımcımız olsun muhabbetle vesselam...
Yazı Tarihi : 05 Ağustos 2011 Cuma
Bu yazı 95 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
"AŞKA UÇARSAN KANATLARIN YANAR ."/ Sadi Şirazi
"AŞKA UÇAMAZSAN KANATLARIN NEYE YARAR ?"/ Mevlana
"AŞKA VARINCA KANADI KİM ARAR ? "/ Yunus Emre
eyvallah hocam n güzel demişler aynı kaynaktan Peygamberimizden s.a.v. beslenmiş oldukları nasıl aynı frekansdan söyledikleriyle belli bu Hak aşıklarının......
derdi Hak @ 08.08.2011 18:11:20