Sabahın köründe polis kapınıza dayanırsa!..
Cuma sabahı saat 06.30 sıralarında evimizin kapısı çalındı. Eşim kapıyı açtığında karşısında 6 kişiyi görünce şaşkın bir şekilde "Neler oluyor?" diye soruyor.
Karşısındaki kişiler polis olduklarını evde arama yapacaklarını söylüyor.
Eşim yanıma geliyor ve polislerin savcılıktan düzenlenmiş olan arama tutanağını gösteriyor. Hemen yataktan fırlıyorum ve kapıya yöneliyorum. Tabi bu sırada polisler sık aralıklarla kapıya vurarak biran önce içeri girmek ve arama yapmak istediklerine dikkat çekmeye çalışıyorlar.
Polislerin yanında gözlemci olarak mahalle muhtarımızda Adem beyde var.
Arama hızla başlıyor.
Tüm evde arama yapılıyor.
Sonuç mu?.
Polislerin son derece kibar ve nezaket dolu çalışmalarının ardından evimiz tertemiz çakıyor. Herhangi bir suç unsuruna rastlanmıyor.
Tutanak tutuluyor, imza altına alınıyor, polisler evden ayrılıp gidiyorlar.
* * *
Gelelim, evimizde neden arama yapıldığına…
Büyük oğlum, köyde tanıştığı bir genç ile (S.D) telefon görüşmesi yapıyor. Savcılık kayıtlarında o gencin (S.D) silah ticareti yaptığına dair iddialar var. S.D oğlumla köy kahvehanesi önünde sohbet ederken, silah sattığını söylüyor. Oğlumda gençliğinin verdiği merak ile "düğünlerde silah atarım" düşüncesiyle S.D ile ilgileniyor. İlerleyen günlerde S.D oğlumu telefonla arıyor ve silah satma istediğini dile getiriyor. Oğlum da telefonda silahın markasını, fiyatını falan soruyor. Silah satma-alma gibi bir eylem ve girişim olmuyor ama bu konuşmalar S:D'nin Savcılık tarafından teknik takibe alınması nedeniyle doğal olarak kayıtlara geçiyor.
Evimiz işte bu nedenle arandı.
Sonra ne mi oldu?..
Polisin arama yaptığı sabah oğlum vardiyadaydı.
Yani işyerindeydi.
Polisler evden ayrılırken, oğlumu Emniyet'e getirmemi istediler. Ben de vardiya bitiminde oğlumu yanıma alıp doğru Emniyet'e gittim ve oğlumu ilgili birime teslim ederek kapıda beklemeye başladım. Yaklaşık 4 saat sonra oğlum serbest bırakıldı ve son derece stresli başlayan bir günün ortasında buruk bir sevinç yaşadık.
* * *
Tüm bunları niye mi yazıyorum.
Bir kere şunu belirtmeliyim.
Oğlumun yaşamının her saniyesine kefilim.
Yaptığı her işin, söylediği her sözün arkasındayım.
Tanıyanlar bilirler. Oğlum adam gibi adamdır. Bilerek ve isteyerek yasal olmayan hiçbir işe tevessül etmez, hiçbir olayın içerisinde yer almaz. Haa, elbette insanız. Hata yaparız, gaflete düşeriz. O da bir hata yapmış ve yasadışı yollarla silah satan bir gençle telefonla görüşmüş ve o görüşmede kayıtlara geçmiş. Ortada belirgin bir suç yok ama savcılık ve polis tedbiren böyle bir yola başvurarak evimizi arayıp, oğlumun ifadesini alma cihetine gitmiş…
Eyvallah…
Söyleyecek tek bir sözümüz bile olmaz.
Kanunlara ve adalete karşı boynumuz kıldan incedir.
Atalarımız bize böyle öğrettiler, biz de çocuklarımıza böyle öğretiyoruz.
* * *
Gelelim saadete…
Millet olarak meraklıyızdır.
Haliyle komşular sabahın köründe polislerin neden kapıya geldiğini merak ediyor.
Beni Emniyet Müdürlüğü'nün kapısında beklerken gören eş, dost ve arkadaşlarda neden orada olduğumu merak ediyor…
Polislerin neden evimize geldiğini, evimizin neden arandığını, neden Emniyet Müdürlüğü'nün kapısında olduğumuzu münasip bir şekilde anlatıyoruz ama yukarıda da dediğim gibi, meraklı bir milletiz.
Bu tür olaylarda bazı şeylerin çok olağan ve normal olduğunu anlamakta zorlanırız. Anlarız da işimize gelmez. Sürekli başka şeyler düşünür, öküz altında buzağı ararız. Hele biraz da adınız öne çıkmış ise, benim gibi gazeteci iseniz, toplum tarafından tanınıyor ve biliniyorsanız bu tür meraklar daha artar, önü alınamaz hale gelir.
Millet olarak bu özelliğimizi çok iyi bildiğim için yazma gereği duydum…
Polis savcılıktan aldığı emir gereği görevini yaptı.
Peki.
Oğlumun, benim, eşimin ve öteki çocuklarımın psikolojisi ne olacak?..
Hatta, o sabah yatıp kalkmakta zorlanan, omurga çökmesi nedeniyle hasta yatağında acılar içerisinde kıvranan annemin psikolojisi ne olacak?..
* * *
Sonuç olarak;
Bu tür polisiye tedbirlerin başka bir yolu ve yordamı olmalıdır. Bu yoıl ve yordam nasıl olur bilemem ama bildiğim bir şey var. Suçsuz insanların toplum vicdanında yargılanıyor olmasına asla izin verilmemelidir, asla zemin hazırlanmamalıdır.
Bilmem anlatabildim mi?..
Yazı Tarihi : 10 Temmuz 2011 Pazar
Bu yazı 212 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar