Ahvalde zeval varsa
2006 yılının Kurban Bayramıydı. Rahmetli Muhterem Sabahattin Zaim Hocamızı Erenköy Bilim Sokak'taki evini ailece ziyaret edip duasını aldıktan sonra hocamız "Her kemalin zevali vardır. Bu kemal müspet de olsa menfi de olsa her şeyin encamının olacağını ancak, en hayırlısının encamınızda pişmanlık duyulmayacak efallerde bulunmuşluk olmalıdır" nasihatiyle hatıra kalması sadedinden kime ait olduğunu bilmediğim şu dörtlüğü bizlere yazdırmıştı:
"Herkesin gönlünde vardır bir kemal endişesi
Vardır eshab-ı kemalinde bir zeval endişesi
Mahına gayret eder bedri kâmil olmaya
Zannedersin yakındadır bedrin hilâl endişesi"
Evet, Rahmetli Hocamızın da buyurduğu gibi her kemalin mutlaka bir zevali vardır. Bu kemal iyilikte de zirve yapmış olsa ve hatta kötülükte de zirve yapmış olsa geriye ya bir hoş seda ya da zevalden başka bir şey bırakma imkanı yoktur.
Büyükler birer birer aramızdan yıldızlar gibi kayıp giderken ufukta da büyük adam olma vasfı pek de görünmezken endişelenmemek namümkün diyoruz.
Yine 24.04.2007 saat 16.09 bir televizyon kanalıyla mülakat yapmak üzere Üsküdar'dan Eminönü'ne gemiyle geçerken rahmetli fizik âlimi İstanbul beyefendisi Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre'yle karşılaşmıştık. Bendenize "Oooo Harname müellifi" diye iltifatta bulunmuş mutad olarak hocaların yaptığı gibi beni Harname konusunda imtihan edip Merzifon eşekleriyle ilgili sualler tevcih ettikten sonra hakkı sahibine bırakarak kendi el yazısıyla şu bilgileri tarafıma hediye ettiler. Orijinal metni hala saklarım.
"Fransa kralı I. Francon'nın 16 yaşında iken metresi olan ve daha sonra kralın yerine geçen oğluna ve de onun da oğluna metreslik eden Dianede Portier 66 yaşında öldüğünde vücudunun ve derisinin diriliğiyle 35 yaşındaki bir kadın gibiydi. Bu üç kere metres-i şahâne bunu 16 yaşından beri 50 sene boyunca her gün eşek sütüyle birkaç saat banyo yapmak suretiyle elde etmişti." (Sohbet mekânı Sirkeci Borsa Lokantası Eminönü İstanbul)
Evet, 2008'in yazında Ahmet Yüksel Özemre Hocamızı da Üsküdar Valide Sultan Camii'nde cenaze namazını eda edip ebedi istirahatgahına yolcu ettik. Mekânı cennet olsun. O güzel bir insandı. Pek tabiidir ki ameliyle muamele görecektir. Eskiler giderken bile geride kalanlara serzenişte bulunurlar; eğer adam olmamışsanız.
Bilvesile Diyarbakır Hanili Salih Beyden Sayın Dr. Ferit Toprak'tan menkulen:
"Yaparsan, eğer eşeğin sıpasına
Kisra'nın sarayında altından bir ahır
Ab-ı hayat suyundan su versen de
Saman yerine leziz yiyecekler versen de
Platon'u muallim olarak tutsan
İbn-i Sina'yı hizmetine versen de
Sanma ki ilerde hüner sahibi olacak
O da babası gibi eşek olacak
Sıpayı saraydan çıkardığın zaman
Anırma dışında hüneri olmayacak"
Tekerlemesinin bizlere yansıtmaya çalıştığı mesaj şu olsa gerektir. Pek tabiidir ki eğitimin önem ve ehemmiyeti muvacehesinde onun yerini tutabilecek hiçbir ameliye mevzubahis olmayıp ancak eğitim hizmetine muhatap olacak mahlûkatın bu verilecek eğitime müstahak olup olmadığı üzerinde çok ciddiyetle durulması gerektir.
Örneğin zurna yapmak için mutlaka erik ağacına ihtiyaç vardır. Hele, hele bu ağaç kara erik ağacıysa keyfine diyecek yoktur. Aksi takdirde lalettayin bir ağaçtan zurna yapmaya kalkışırsanız belki zahiri anlamda bir zurna üretebilirsiniz; ancak zurnanın sağır olduğunu ve istediğiniz işlevi görmediğine şahit olacaksınız.
Burada esas olan işin ehline lütfedilmesi meselesidir. Eğer eşek sütü metres-i şahaneye şifa veriyorsa bu onun hak ettiği ve kraliyet ailesine hizmet vermesine mebnidir. Bugün aramızda öyle insan siluetli edna mahlûkat hava, su ve ekmek tüketmektedir ki bırakın eşek sütü, cennetten her gün onlara huri sütü getirseniz adamı terbiye etmeye etkili olamaz.
Keza Hanili Salih Efendinin eşeğe, aslında biz mahlûkata zımnen ithaf ettiği şiirinde bu derdini dillendirme çabası göstermektedir. Eşek eşektir; onu ancak eşeğin kaldırabileceği seviyede eğitir ve onu eşek olarak istihdam ederseniz başarılı olabilirsiniz. Aksi takdirde eşekten filozof elde etmeye gayret etmenin hamakat timsali olmaktan öteye gidemeyeceği canlandırılmaktadır.
Binaenaleyh yeryüzündeki görev bilinci ve dağılımı mevzuunda canlıların birbirlerinin yerlerine ikame edilemeyeceği gibi değişik güç, kabiliyet, anlayış, ahlak ve de karakter yapısına sahip olan insanların da her türlü eğitime müstahak olamayacaklarıdır.
Genetiğin, geleneğin, çevrenin, iklimin, coğrafi şartların insan eğitiminde belirleyici olduğunu göz önünde bulundurularak hassaten ayakların baş, başların da ayak olmalarına fırsat verilmemesinin insanoğlunun geleceği açısından çok ama çok mühim olduğu ve "İt kapıda zebun gerektir" atasözünü de yabana atılmaması gerektiği kanaatindeyim.
Aksi takdirde liyakat kesbetmemiş cühelanın kendi işlerine bakmak yerine hep başkalarının işlerine maydanoz olma, insanları kapıştırıp bundan haz alma sevdalarının milletlerin akamete uğratılması için yeter de artar. Hal böyleyken ötekine de gerek kalmaksızın dünyanız zindana çevrilir. Ahvalimizin zevale dönüştürülmesine fırsat vermemek için bu tespitlere dikkat edilmesi gerekir kanaati hâsıl olmuştur.
Makalemizi şu anonim dörtlükle nihayetlendirelim:
"Kemal kemal böyle gururlanma
Her kemal bir gün bulur zeval
Minnetim yok, ben şehid evladıyım
Lakin yıkılası hanede evladı ıyal var".
Yazı Tarihi : 18 Mayıs 2009 Pazartesi
Bu yazı 97 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.