TES Genel Teşkilatlanma Sekreteri Mustafa Kızıklı bakan devir-teslim töreninde yaşananların bir analizini yapmış, güzel de yapmış anlayana…
Bilindiği üzere Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik, giderayak, hak hukuk dinlemeden, DMK'nın 76. maddesiyle Türkiye genelinde birçok müdür ataması yaptı.
Üstelik Bakanlıktan ayrılırken "Milli Eğitim Bakanlığını otomatik pilota" aldığını iddia ederek, yeni Bakan Nimet Çubukçu'yu küçümseyen, hiçbir şey yapamaz pozisyonuna sokan, Bakanlıkta "konu mankeni" olarak oturacak kişi durumuna düşüren laflar etti.
Görevde olduğu 6 yılı aşkın süredir çeşitli hukuksuzluklara imza atan, eğitimcilere hakarete varan laflar eden, mağdur eden Hüseyin Çelik'in giderayak yaptığı 76. madde icraatının siyasi sebepleri ve psikolojik alt yapısı hakkında soru işaretleri bazı ipuçları veriyor.
Burada irdelenmesi gereken sorular şunlardır;
1- Hüseyin Çelik, bakanlıktan alınacağını öğrendiğinde kamuoyunda tepkiyle karşılanan bu icraatı bilinçli şekilde yaparak AKP üst yönetimine prestij kaybettirmeyi hedeflemiş olabilir mi? ("Bana yok, içine b..k" mantığı.)
2- Milli Eğitim Bakanlığının otomatik pilotta olduğunu söyleyerek, yeni Bakan Nimet Çubukçu'yu beceriksiz, bir işe yaramayacak birisi pozisyonuna düşürüp, "Ben Bakanlıktan ayrıldım ama ipler yine benim elimde, bu kadın biblo gibi orda durur ancak" şeklinde bir mesaj vermeye mi çalışmıştır? ("Ben vazgeçilmezim, keramet bende" mantığı.)
3- Hüseyin Çelik'in, giderayak 76. maddeyle yaptığı bu atamaların yargıdan döneceğini çok iyi bilecek kadar kurnaz olduğu hepimizce malumdur. Bu atamaların iptalinin Milli Eğitimde yeni bir keşmekeş yaratacağı da ortadadır ki iptal edilmeden zaten başladı karışıklık. Bu durum yeni Bakan Nimet Çubukçu'yu, sendikaların ve eğitim çalışanlarının hedefine koyan, yıpratmayı amaçlayan, zor duruma düşürmek için tezgâhlanmış bir oyun olabilir mi? ("Ben size Hüseyin Çelik'in kim olduğunu gösteririm" mantığı.)
4- Bu atamalarda ağırlıklı olarak kendinse yağdanlık olan bir sendikanın yöneticilerini, bahane olsun diye de araya az sayıda diğer sendikalardan adam serpiştirerek atayan Hüseyin Çelik 6 yıldır diş geçiremediği, yaptığı her yanlışta karşısına dikilen, hep yetkili olan Türk Eğitim-Sen'den intikam almayı amaçlamış olabilir mi? ("Ben sizi bitiremedim ama bu da size ders olsun" mantığı.)
5- Hüseyin Çelik gibi birinin Türk Milli Eğitimi konusunda en ufak bir kaygısı, katkısı olmuş mudur, yoksa geride tahrip ettiği bir eğitim sistemi ve mağdur ettiği binlerce eğitimci mi bırakmıştır? (Bunun mantığını ve açıklamasını kamuoyuna bırakıyorum.)
Bu sorulara verilecek cevapların, hukukçu olduğu için yorumlama, muhakeme kabiliyetine ve donanıma sahip olduğunu düşündüğüm yeni Bakan Sayın Nimet Çubukçu'ya ışık tutacağını umuyorum.
Bu arada Sayın Nimet Çubukçu'ya sorulması gereken sorular da var.
Mesela;
1- Sayın Nimet Çubukçu, Hüseyin Çelik'in kendisine gösterdiği bu küçük düşürücü tavra kayıtsız kalacak mıdır?
2- Sayın Nimet Çubukçu, Hüseyin Çelik'in, kucağına bıraktığı 76. madde atamaları garabetine bir önlem alacak mıdır? Tümünün iptal edilmesi mutlaka gerekli olan bu atamaları yargı iptal etmeden kendi iptal edecek midir? Etmeyecekse; bu atamalar yargıda iptal edildiğinde, karizması çizilmiş bir Bakanlık ve o Bakanlığın yetersiz Bakanı rolünü oynamaya razı mıdır?
3- Hüseyin Çelik döneminde, Milli Eğitim Bakanlığında ve Türkiye genelinde yetersiz, çapsız, dar kafalı, üretmek yerine bütün meziyeti yalakalık olan, hemşerilik ilişkisi, partili olma ve etnik köken kriterleriyle; birçok bürokrat, danışman ve idarecinin görevlere getirilip getirilmediği konusunda Sayın nimet Çubukçu'nun bilgisi var mıdır? Getirildiyse; Hüseyin Çelik'i de yanlış yönlendirip, yanlış bilgilendiren, Milli Eğitimi sorunlar yumağı haline getiren, tahrip eden bu şahısları değiştirecek midir, yoksa "Emret bakanım" tv dizisindeki Bakan durumuna razı mıdır?
4- Hüseyin Çelik ve durumdan vazife çıkaran bazı yalaka bürokratların, idarecilerin hormonladığı, çapsız ve beceriksiz bir gurup makyavelist menfaatperestin yönetimindeki malum bir sendikayla ilişkileri hangi boyutta olacaktır? Bu sendikacı geçinenleri adam sanıp, güvenip, Hüseyin Çelik gibi baltayı dizine vuracak mıdır? Türkiye'nin en büyük ve yetkili sendikası olan, yalnız hak mücadelesi yapan Türk Eğitim-Sen'le ilişkileri nasıl olacaktır, demokratik davranacak mıdır?
5- Hüseyin Çelik döneminde, Milli Eğitim Bakanlığında çeşitli projelere aktarılan kaynakların, yapılan anlaşmaların ve bölüşümlerin kimlerle, nasıl yapıldığı konusunda ciddi bir inceleme başlatıp, varsa iç edilen milyon dolarların hesabını soracak mıdır?
6- Personel Genel Müdürlüğünde, özellikle Bilgi İşlemle ilgilenen kısmından sorumlu olan bürokrat ve bazı çalışanların el altından veya menfaat karşılığı yaptığı atamaların, yer değiştirmelerin, bilgi sızdırma ve satmaların olup olmadığı konusunda samimi ve ciddi bir inceleme başlatacak mıdır?
Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Türk'ün ataları; "Ârif olan anlar" demişler. Ârif değilse muhatabımız, zaten sözün hükmü yoktur.
Çok geçmeden hep beraber göreceğiz kim bakan, kim gören…
Yazı Tarihi : 14 Mayıs 2009 Perşembe
Bu yazı 141 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar