Bazıları lidere oy verir. Bazıları kendi fikirlerini hayata geçirecek olan bir partiye oy verir. Bazıları da futbol takımı tutar gibi oy verir.
Peki, siz oy verirken aklınızı mı kullanırsınız yoksa duygularınızı mı?
Aslında çoğumuz duygularımızla karar alırız, ama akılcı görünmek isteriz. Rakip partinin çok mantıklı, çok gerçekçi, çok tutarlı hizmetlerini bile bir bahane uydurur görmezden geliriz.
Bana göre bir lider seçmeniyle duygusal bir bağ kurmayı başardığı takdirde büyük avantaj sağlıyor. Gönül ilişkilerindeki gibi bir durum çıkıyor ortaya. İnsanlar duygularıyla aldıkları kararları savunmak için mantıklarını kullanırlar.
İnsanların oy verirken nasıl bir tutum içinde olduklarını üç gruba ayırmak mümkündür:
Bazılarımız bir partiye bağlanıyoruz ve sonra mantığımızı bir kenara bırakarak onun peşinden gidiyoruz. O partinin Lideri değişsin veya değişmesin ne yaparsa yapsın ne derse desin, onu desteklemeye devam ediyoruz. Söylediklerine her zaman inanmaya hazır bir duruş sergiliyoruz.
Bazılarımız bir partiye bağlanıyor. Bir futbol takımını tutar gibi, partinin taraftarı oluyoruz ve partinin sahiplendiği siyasi görüşler bizim görüşlerimiz oluyor. Bir kere "taraftar" olduktan sonra kolay kolay tuttuğumuz partiden vazgeçemiyoruz. Daha da ötesi, zihnimiz partinin hatalarına, kaba kuvvet gösterilerine, hatta ahlak dışı davranışlarına bile mantıklı açıklamalar ve gerekçeler icat edebiliyor. Zor günlerde takımını savunan taraftarlar gibi tuttuğumuz partinin "avukatı" oluyoruz.
Bazılarımız ise sahip olduğumuz fikirlerin iktidara gelecek parti tarafından hayata geçirilmesini istiyor. Ekonomik, siyasi ve toplumsal konulardaki fikirlerimizin ülkemizde uygulandığını görmek istiyoruz. Futbol takımı taraftarı gibi bir partinin "taraftarı" olan seçmenlerin aksine, mantıklı bir seçim yapıyoruz. Kendimize pek de yakın hissetmediğimiz partiye bile, yapacağı icraat bizim fikirlerimizle örtüşüyorsa oyumuzu bu fikir ortaklığına dayanarak o partiye kullanıyoruz.
Siyaset bizim "kim olduğumuz", "nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz", "kimler tarafından temsil edileceğimiz" sorularına cevap aradığımız bir alandır. Seçimleri hangi partinin kazanacağının anlamı derindir. Bizim var oluşumuzla ilgili bir konudur. Anketler her ne kadar ön plana çıksa da partilerin yaptırdığı anketler arasında farklılıklar olduğu gözden kaçmıyor.
Bana göre, Partilerin geliştirdikleri projeler, teknik konular, çözüm önerileri, parti tarafından seçmene anlatılması gereken ve hepimizin ilgisini çeken somut konulardır. Ama bir partinin seçim arifesinde plansız programsız ucuz söylemler ile sadece vaat üzerine politika inşa etmesi, meseleyi herkese maaş bağlama, Askerliği kaldırma, bir liraya mazot satma gibi soyut ve ucuz politik konulara indirgemesi, kitlelerin duygularına dokunma şansını ıskalaması demektir.
Bence siyasi partiler ırkçılık gibi politikalara da hiç sapmadan pekala toplumun kimlik arayışına cevap verecek yaklaşımlar geliştirip ifade edecek duygusal bir dil geliştirebilir.
İnsanlar kendilerini yönetecek lideri ve siyasi partiyi seçerken sadece buz dağının üzerine bakmazlar. Tercihleri daha derinlerdedir. Eğer akıl buz dağının üstündeyse duygular altındadır. Bazı Partiler 12 Haziran yaklaştıkça her yolu deneme adına boş vaatlerle gündemde kalmak istiyorlar.
Bir siyasi lideri, bir siyasi partiyi tercih ederken kullandığımız yöntem bir markayı seçerken kullandığımız yönteme benzer. Marka tercihlerimizde olduğu gibi siyasi tercihlerimizde duygularımızdan güç alırız.
Oy verirken elbette mantığımızı kullanırız; ama bir liraya mazot, herkese maaş gibi konular daha önce denenmiş havanda su dövme politikalarıdır. Halkın arzu ve isteklerine cevap vermekten çok uzak ve içi boş vaatlerdir.
12 Haziran seçimleri yaklaştıkça vatandaş sukut içinde her markayı ayrı ayrı, değerlendirmeye çalışıyor. Çünkü Marka olmak algılarda önde olmaktır.
Yazı Tarihi : 02 Haziran 2011 Perşembe
Bu yazı 356 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın kamil Turna sizin gibi düşünse çanak yalayıcı olmayacak değilmi? Acaba iktidarın yaptıklarını beğeniyor alamazmı. Kimse martaval okumasın su an muhalefette olan diğer partilerin cemaziyel evvelini biliriz. Tüm Türkiye'ye yandaş kayırmanın yandaşlığın ne demek olduğunu yıllarca gösterdiler. Bide yüzünüz kızarmadan dürüstlük abidesi gibi çıkıp yorum yazıyorsunuz. Azıcık vicdan ve izanınız varsa birazda kendi partinizin siyasi geçmisine bakın.
evet_isyan @ 10.06.2011 12:41:35
isimsiz @ 09.06.2011 09:07:32
kalemine sağlık süper bir yazı salih bey herzaman kaliteli ve seviyeli bir gazetecidir.... arkadaşlar lütfen kötü yorumlar yazarak alçalma....
ddd @ 03.06.2011 18:51:27
durmak yok çanak yalamaya devam...
kamil turna @ 02.06.2011 13:31:01