TOKAT YİYEN POLİS VE ZAVALLI BÖLÜCÜLER..

Olgun Sert

Olgun Sert
Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com

Ben söylemiştim; kelimesini hiç sevmem. Hatta nefret ederim. Ama duyduğumda nefret ettiğim bu kelimeyi bu kez ben söyleyeceğim. Ben söylemiştim. Evet; ben söylemiştim. Yıllardır bu sütunlardan bağıra bağıra söylemiştim. Söylediklerim neydi? Söylediklerim şunlardı: Pkk terör örgütü strateji değişikliği ile legal görünümlü yapılanmaları kullanıp bölge halkını halk ayaklanmasına yönlendirmeye çalışmaktadır demiştim. Legal görünümlü olup ta meclisimize giren ve sadece adı barış ve demokrasi olan partinin Pkk terör örgütünün sözcüsü ve icra organı gibi çalışma yaptığını, bu çalışmalarına ağırlık vereceğini söylemiştim. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in bölücü faaliyetlerine dur demenin vaktinin gelip geçtiğini söylemiştim. Diyarbakır'ın sözde kurulmak istenilen federatif yapının başkenti olarak ön plana çıkarılmak istendiğini söylemiştim. Diyarbakır merkezli kurulan ve olası bir isyanda destekçi dış devletlerin muhatap alacaklarını düşündükleri Demokratik Toplum Kongresi'nin faaliyetlerinin tehlikeli boyutlara ulaştığından bahsetmiştim. Pkk terör örgütünün değişken stratejilerinden ve alınması gereken tedbirlerden, çözüm önerilerinden bahsetmiştim.
Bölücülerden ve bölücü düşünenlerden beklenen faaliyetler yavaş yavaş sahneye konulmaya başlandı. Geçtiğimiz günlerde BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,fırsat bu fırsattır diyerek Diyarbakır'da bir açıklama yaptı. Demirtaş; Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinde yaptığı ve yanında sözde Demokratik Toplum Kongresi Başkanı Ahmet Türk'ünde bulunduğu ortamda yine işkembe-i Kübra'dan sallamaya başladı. Taleplerini sıraladı. Türk Milletine ve Türk Devletine karşı talepler sıralayıp, tehditler savurdu.
Selahattin Demirtaş; hükümetten öncelikle dört talebin yerine getirilmesini istedi. Taleplerini sıralarken de ana dilde eğitim, siyasi tutukluların serbest bırakılması, askeri ve siyasi operasyonlara son verilmesi ve yüzde on seçim barajının kaldırılmasını istedi. Daha doğrusu emreder olma gaflet ve dalaletinde bulundu. Bu istekleri yerine getirilinceye kadar da sivil itaatsizlik yöntemiyle halk gücüyle meydanlarda olacaklarını söyledi.
Demirtaş'ın bu emreder talepleri doğrultusunda zavallı bölücüler hemen harekete geçtiler. En güvendikleri gün olan 21 Mart tarihinde nevruz kutlamalarında milyonları ayaklandırma hevesleri kursaklarında kaldı. İstedikleri kitle eylemleri şöyle dursun, yolun ortasına attıkları üç tabureye oturan üç zavallı olmaktan öteye gidemediler. Bir diğer figüran Osman Baydemir ise Sovyetler Birliğinin dağılmasını tetikleyen zamanın Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin'in 1991 yılında tank üzerine çıkarak ayaklanma ateşini yakmasına özenmiş olacak ki Türk Polis Panzerinin üzerine çıkıp isyan ateşinin fitilini yakmaya çalıştı. Ama izleyenlerin izlerken gülmeye başlayıp, gülme krizinden karınlarının ağrımaya başlayacağını hesaba katamadı. Orta oyuncu bir zavallı gibi bindiği ama kendisine büyük gelen panzerin üzerinden tıpış tıpış iniverdi.

Bir diğer zavallı Sabahat Tuncel ise milletvekili dokunulmazlığına sığınıp Silopi'de yaptığı bir eylemde Baş komiser'e tokat atma cüretinde bulundu. O tokat aslında Baş komisere atılmadı. O tokat aslında tarihi şan ve şerefle dolu olan, çağ açıp, çağ kapatan asil Türk'ün ecdadının kanlarıyla yıkadığı aziz hatırasına atıldı. Bizler bunun hesabını elbet göreceğiz. Şimdilik sadece ve sadece not ettik.

Neyse; sözü uzatmadan sadede gelmek gerekirse zavallı bölücülerin yaptıkları aslında klişe ve boş gayretlerden öteye gitmeyecektir. Genelleme yapmamak kaydıyla Kürtler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde habis bir mikrop gibi devletimizin hep en zayıf anını kollayıp uygun zaman bulduklarında sürekli ayaklanmaya kalkışmışlardır. Bu defa da aynısını yapmaya çalışmaktadırlar. Kendilerine göre Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki halk hareketlerini ve 12 Haziran'da yapılacak olan genel seçimleri fırsat bilerek halk ayaklanması yapmaya gayret göstermeye başladılar. Kendi aklıevvel beyinciklerine göre ayaklanma başlattıklarında başta Fransa, AB ve ABD'nin son Libya örneğinde olduğu gibi harekete geçip onlardan yana tavır alacaklarını, Türkiye'ye karşı yaptırımlar uygulanacağını zannettiler.

Ne diyelim; sayıları bir avuç kadar diyeceğimiz bu zavallılara Allah akıl, fikir versin. Bu zavallılar şu detayı kaçırıyorlar galiba. Türkiye artık oynanan değil oynayan ülke olmuştur. Türk ordusu artık bölgesel değil kıtalararası güce kavuşmuştur. Türkiye artık izleyen değil izlenen olmuştur. Devletimize yan bakanlara atılan Osmanlı Tokadı'nın adı artık Türk Tokadı olmuştur.

Bu arada tokat yiyen Baş komiser'e bir çift söz söylemeden geçmeyelim. Milletvekili dokunulmazlığı demek suç işleme özgürlüğü demek değildir. Milletvekili dokunulmazlığı sınırsız değildir. Milletvekili kamu adına doğrudan kovuşturulan suçlar ile ağır cezalık suçları işlediğinde veya toplumda infial oluşturacak mahiyetteki meşhut cürümlerde hiçbir dokunulmazlığa sahip değildir. Bu suçları işlediğinde kendisini değil kolluk gücü, sıradan bir vatandaş dahi "Fahri kolluk" statüsü ile yakalayabilir, etkisiz hale getirebilir. Tokat yiyen sevgili Baş komiser; Türk ecdadının şehit kanları ile yıkanmış o mertebeye layık olmanın önemli bedelleri vardır. O bedelin gereğini yapacak kudretin yoksa o mertebeyi lütfen terk et.



Yazı Tarihi : 25 Mart 2011 Cuma
Bu yazı 614 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

ah be mehmet bayram adlı kardeşim sende mi oyuna gelenlerdensin, yahu gül gibi yaşayıp gidilen yerde nedir demokratik talep allah aşkına nesi eksik oradaki kardeşlerimizin nesi eksik, öğretmen gidiyor eğitim için üç tane çapulcu bir araya gelip öğretmeni kovar halkı bilinçlendirmesin diye doktror gider doktoru kovar, bunlar böytle yapınca sonra, al sana istenilen kürt kavgası buradakiler, oradakiler olmaya başlar neyi paylaşılmıyorsa bu ülkenin, insan gibi kardeşi gibi yaşandı bu ülkede yıllarca yine de yaşanabilir yapmayın yahu,,
ilker @ 14.04.2011 09:12:44
BU ÜLKEDE ARTIK SAKALLI SAKALSIZ KİMSENİN SÖZÜ PEK DİNLENMEZ OLDU. AMA OLSUN DOĞRULARI SÖYLEMEKTEN YILMAMAK GEREKİR. GEÇMİŞTE KENDİNİ KÜRT ADDEDEN BAZI İNSANLARIN MAŞA OLARAK AYAKLANDIKLARINI OKUDUK BAZI OLAYLARI DA BİZZAT YAŞADIK. ARTIK ÜLKEMİZİN OYUN ALANI OLMAKTAN ÇIKTIĞINI HERKESİN İDRAK ETMESİ VE TALEPLERİN YASAL ARAMA YOLLARINDAN YÜRÜNEREK İSTENMESİ GEREKTİĞİNİ HERKES İDRAK ETMELİDİR.DEVLETİN GÜVENLİK GÜCÜNE KAYITSIZ ŞARTSIZ HERKESİN UYMASI GEREKİR. HAKLARA SAYGI BURDAN BAŞLAR. YASALARIN VERDİĞİ YETKİLER ÇERÇEVESİNDE DAVRANAN KİMSEYE HAKARET EDİLEMEZ, GÖREVİNİ YAPMASI GENGELLENEMZ. HAK ARAMA SİLAHSIZ VE SALDIRISIZ OLUR.
DK. @ 29.03.2011 18:07:12
Kimlik sorup üstünü aramak isteyen Mardin Havaalanı'nda görevli bir polisi fena halde dövdü.
AKP Van milletvekili Mustafa Bayram, 7 Temmuz 2004 günü gözaltına alınan oğlu Hamit Bayram için, adamları ile birlikte Bölge Trafik Müdürlüğü'nü bastı ve oğlunu kaçırdı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Milliyet'in haberine göre ''Olayla ilgili Emniyet Genel Müdürü'ne talimat verdim. Müfettiş görevlendirildi, olay inceleniyor'' demekle yetindi. Ya hırsızlık yapan milletvekillerinin dokunulmazlıkları
Ak Partili Milletvekilli Faruk Koca kapıda görevli bir memura tokat attı (...) Cilvegözü Gümrük Kapısı'nda görevli ve isimleri açıklanmayan polis memuru ile gümrük muhafaza memurlarının ise kendilerine tokat atıldığını iddia ederek, tutanak düzenlettir
Mehmet Bayram @ 26.03.2011 00:35:22
Keşke BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da dediği gibi "keşke yaşanmasaydı". Keşke Sebahat Tuncel Silopi'deki krizi daha serinkanlı yönetebilse, temsilcisi olduğu halka gaz ve su sıkan, meydan dayağı çeken polis şefi kadar sureti haktan görünebilecek biçimde öfke kontrolü temrinleri yapabilmiş olabilseydi...eşşek gördüklerinizin canını yakarsanız atı geçer.
mehmet Bayram @ 26.03.2011 00:33:42
Sebahat Tuncel'in dayanılmaz meydan okuyuşu

Tayyip Erdoğan'dan bir tek kelime olsun işitmedik bu atılmış tokatlar, yenilmiş dayaklar, basılmış emniyetler için... Bir polisin bir milletvekiline karşı zor kullanmasında şaşılacak bir şey yok, "görevini yapıyor"; ama bir kadın milletvekilinin zora boyun eğmemesi "ne ayıp", ne "densizlik" öyle mi?
Onlar ki, polise tenhada attıkları dayaklarla öğünür, ötekiler yedikleri dayakları sineye çekerler ama bir kadının, bir Kürdün, bir sosyalistin Tayyip Erdoğan'ın sultanlığının koruyucularına meydan okuması yüreklerini dağlar, memleket sevgisini, devlet aşkını ayaklandırır. Sebahat Tuncel'in at(a)madığı tokadın,ne kadar onurlarınız kırıldı o bu hakların onuru yokmu? bunlar sizin köle izavranız mı?
Mehmet Bayram @ 26.03.2011 00:22:00
Sebahat Tuncel'in dayanılmaz meydan okuyuşu

Tayyip Erdoğan'dan bir tek kelime olsun işitmedik bu atılmış tokatlar, yenilmiş dayaklar, basılmış emniyetler için... Bir polisin bir milletvekiline karşı zor kullanmasında şaşılacak bir şey yok, "görevini yapıyor"; ama bir kadın milletvekilinin zora boyun eğmemesi "ne ayıp", ne "densizlik" öyle mi?
Onlar ki, polise tenhada attıkları dayaklarla öğünür, ötekiler yedikleri dayakları sineye çekerler ama bir kadının, bir Kürdün, bir sosyalistin Tayyip Erdoğan'ın sultanlığının koruyucularına meydan okuması yüreklerini dağlar, memleket sevgisini, devlet aşkını ayaklandırır. Sebahat Tuncel'in at(a)madığı tokadın, bütün maçoların, bütün zorbaların, bütün fallus tapınıcılarının gururunu Mustafa Bayram'ın bastığı karakolda silah zoruyla polise diz çöktürmesinden daha da çok yaralaması işte bundan: Nasıl olur da hep ayaklar altında kalması, milletvekili de olsa boyun eğmesi gereken bir egemenlik nesnesi, bir kadın, bir Kürt, bir solcu, bir ezilen, dikilir ayağa, fiyakasını bozar muktedirlerin ve bir başkaldırı öznesine dönüşür.
mehmet Bayram @ 26.03.2011 00:16:36
Atıl(a)mayan Tokat ve Egemenin İncinen Gururu?

Bütün maçoların, bütün zorbaların, bütün fallus tapınıcılarının gururunu yaralayan atılamayan tokat değil başka bir şey: Nasıl olur da hep ayaklar altında kalması,o milletvekili de olsa boyun eğmesi gereken bir egemenlik nesnesi; bir kadın, bir Kürt, bir solcu, bir ezilen, dikilir ayağa, fiyakasını bozar muktedirlerin Gerçekten kolu kırılan kalçası kırılan yerlerde süründürülen gazla bombayla halkın demokratik taleplerine acımasızca saldırmak ve bu saldırıları görmeyen insanlıktan yoksun aynı şeyleri geveyerek bu meselenin çözülmesine katkı sunuyorsunuz sanki Irkcılık,şovenizm insanların gözlerini kör etmesi bu olsa gerek hep diplomalı cahiller bu ülkeyi bu durma getirdi. lütfen empati bira
Mehmet Bayram @ 26.03.2011 00:13:11
Online Ziyaretçiler
-