"AĞLAMAYANA MEME YOK!"

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
EMİRSULTAN MEKTUBU
Bilal Maruf Şimay parlakay@msn.com

Bu haftaki yazımızda en çok ihmal ettiğimiz dua konusunda sohbet edeceğiz.

Bize bizden, şah damarımızdan daha yakın olan Rabbimiz kendisine dua etmemizi emrediyor. "Bana dua edin ki duanızı kabul edeyim." (Mü'min, 60)
İstemek her hangi bir şeye karşı ilgi duymaktır. O varlığın kendisinin olmasını temenni etmektir. İsteme duygusu insanlarda doğuştan var olan bir durumdur. Bebek ağlayarak karnını doyurmak ister. O nedenle sanırım "Ağlamayana meme yok!" tabiri çıkmıştır. Ağlamayana ( yani istemeyene) hiçbir şey verilmez. İstemek ise inanmaya götürecek en önemli duygudur. Biz hayattan çok şey isteriz. Aslında çok değildir… En başta hayatta mutlu olacağımız bir iş, bir eş ve mutlu sağlıklı bir aile isteriz. Bu mutluluğu oluşturmak bizlerin elindedir. Gayretimize bağlıdır. İstemek tek başına yeterli değildir elbette. İsteme olmadan da elimize bir şey geçmez. Bizi harekete geçiren en temel unsurdur. Dua her şeyin bereketidir. Dua ile hayat baştan sona mübareklik kazanır, ibadete dönüşür, zaten bütün ibadetlerin özü duadır. Dua bir çağrıdır. Allah'a sığınma ve onu imdada çağırmadır. Kendi kendine yetmeyen ve hiçbir zaman da yetmeyecek olan kulun yüce Yaratıcı karşısında aczini, tevazusunu ve arzusunu ortaya koyması, önce gönlünü sonra da ellerini açarak Ona arz-ı halde bulunmasıdır.
Bir nefes dua bizi Yaratanımıza yakınlaştıracağını unutmayalım.Dua ederken samimi olalım dilimizin söylediğine kalbimiz şahitlik etsin inşaallah. Sohbetimize bir tebessümle başlayalım ne dersiniz, hadi buyurun;

DUA HATTI

Caminin kuytu bir köşesine çekilmiş, avuçlarını olabildiğince semaya yöneltmiş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu:
ver... ver Rabb'im... Rabb'im ver... bu ihaleyi bana ver! ağlıyor; ama ne ağlama... bu ihale benim olmalı. tam bir milyon kazanacağım! bana ver, ne olur...

o sırada yanına biri sokuluverdi. hemen yan tarafına. o da ellerini açtı ve
ya Rabbi! Sen'den bu akşam çocuklarıma vereceğin rızkı taleb ediyorum. sadece 20 lira! ve mırıldana mırıldana aynı duayı tekrar etmeye başladı.
ya Rabbi! Sen'den bu akşam çocuklarıma vereceğin rızkı taleb ediyorum. sadece 20 lira!

bizimkinin konsantrasyonu dağıldı. kelimeleri toparlayamıyor... tam hıçkırmaya başlayacak, yan taraftan gelen ses dikkatini toplamasını engelliyor! bir iki sağa sola sallandı,

'şuna bir sus desem mi' derken ani bir hareketle elini cebine daldırdı ve bir yirmilik çıkardı. şişt! hemşehrim, baksana bir... buyur abi, ne vardı! al şunu dua hattını meşgul etme! çekil bakayım aradan sen!... adam, parayı aldı, doğruldu ve ayağa kalktı. hamd olsun! teşekkür ediyorum ey Rabb'im! dedi ve geldiği gibi gitti.

DUA İBADETİN ÖZÜDÜR

Allah, kendisine ibadet ve dua eden kullarına yakındır. Bu yakınlık elbette mecazi olup, Allah'ın kulun ibadet ve duasına önem verdiğini, bunları boşa çıkarmayacağını, dua ve ibadette bulunan kulun derecesinin yüksekliğini ifade eder. Allah (c.c.), dua eden, kendisinden isteyen, kendisine başvuran, âcizliğini, yetmezliğini idrak eden, bağışlanma dileyen kulunu sevmektedir. Çünkü dua etmek, bir anlamda Rabbe itaat ve boyun eğmektir, O'nun yüceliğine iman etmektir, O'nun her şeye gücünün yettiğini itiraf etmektir. Kulun bu şekilde davranması iman ve teslimiyettir. Dua etmeyen kulların Allah katında bir değeri yoktur: "De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki?" (Furkan, 25/77)

-"Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gerçekten O, haddi aşanları hiç sevmez. Düzeltilmiş olan ülkeyi ifsat etmeyin, karıştırıp bozmayın. Hem endişe, hem de ümit ile O'na yalvarın. Muhakkak ki Allah'ın rahmeti iyi kimselere yakındır." (A'raf, 7/55-56),
-"En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na onlarla (o güzel isimlerle) dua edin" (A'raf, 7/180),
-"Kâfirlerin hoşuna gitmese de siz, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na yalvarın." (Mü'min, 40/14),
-".. Bana dua edin, size icabet edeyim (duanıza cevap vereyim)." (Mü'min, 40/60) buyurarak kendisine dua edilmesini emreden Allah (c.c), kapısına gelip kulluğunu ilan eden ve kendisine el açıp yalvaranları huzurundan boş çevirmeyecektir.
Hz. Peygamber(s.a.v. ), ise, duayı şöyle tanımlar: "Dua ibadetin ta kendisidir." "Dua ibadetin iliğidir, özüdür." "Allah katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur." "Dua müminin silahıdır, dinin direğidir, göklerin ve yerin nurudur."
Enes bin Malik (r.a.) Rasulallah (a.s.)'in çoğu zaman: "Allah'ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, pislikten, doymayan azgın nefisten, senden korkmayan kalpten, fayda vermeyen ilimden, kabul olunmayan duadan, bunaklık derecesindeki ihtiyarlıktan sana sığınırım. Kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnelerinden de sana sığınırım." diye dua ettiğini nakletmektedir. İbn-i Abbas (r.a.) ise, Allah Resulü'nün üzüntü ve keder anında: "Ey Allah'ım! Senden başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Azamet ve vakar sahibi ancak sensin. Sen arş-ı azam sahibisin. Sen, ancak göklerin ve yerin sahibi, arş-ı kerimin sahibisin" diye dua ettiğini nakleder. Yine Hz. Peygamberin en çok yaptığı dualar arasında: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru." (Bakara, 2/201
Hemen şimdi, şu anda ellerimizi açıp Rabbimize içtenlik ve samimiyetle duada bulunalım! İstedikten sonra Rahmeti tecelli etmiş ve istediklerini vermiştir. Kuranı Kerimde şu nidaları ile Rabbimiz istemeyi emretmiyor mu?
"Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin?" Furkan, 25/77,
"Bana dua edin cevap vereyim" Mü'min, 40/60.
Bu iki ayetten anlaşılıyor ki rabbimiz bize vermek için istemeyi emrediyor. Bu iki ayetten şu anlam açıkça çıkarılıyor."Rabbimiz Vermek İstemeseydi İsteme Duygusu Vermezdi!"
Başarmanın başlangıcı istemektir. İSTEMEKTEN KORKMAYALIM
Selam ve dua ile…



Yazı Tarihi : 14 Mart 2011 Pazartesi
Bu yazı 0 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-