KOBRALAR VE SOLUCANLAR…

Erol Afşar

Erol Afşar
TES Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Mustafa Kızıklı'nın sendikal mücadelenin özüne dair önemli bir yazısı:
Kalabalıklar vardır solucan ailesine benzerler;
Solucanları herkes bilir. Karanlık ve nemli ortamlarda yaşarlar. Uygun iklim ve ortam şartlarının olmadığı yerlerde onlara rastlamak mümkün değildir. Genellikle saklanır ve görünmezler, kuytularda varlıklarını sürdürürler. Fakat nem, sıcaklık ve ışığın rahatsız etmediği uygun iklimlerde ortaya çıkarlar ve iklimin hiç değişmeyeceğini zanneden ahmaklar gibi rahat olurlar. Uyuşuk ve hımbıl yapılarına aldırmadan ortalıkta gezinir dururlar. Bazı zamanlar hımbıl bedenlerini şişirip büyüyerek kendi kendilerini yılan zannettikleri falan da olur.
Hangi familyadan olduklarının (milliyetlerinin) farkında olmadıkları gibi bunun pek önemi de yoktur onlar için. Akılları zaten olmayan bu solucanların içgüdüsel olarak böyle bir yetenekleri de yoktur.
Küçücük bir çöp parçasıyla dokunduğunuz zaman, korkuyla panikleyip, incelip, küçülerek ortadan kaybolmak isteyen zavallı yaratıklardır solucanlar. Hiçbir güçlüğe karşı direnci olamayan yağlı ve kaypak solucanlar, güneş ışıyıp nem bitince, yani değişmesi kaçınılmaz olan iklim değişince, yaşama takatleri de bitip eriyip, kuruyarak yok olurlar. Geriye kurumuş sümüksü bir iz bırakırlar. Bu âlemde bıraktıkları yegâne iz de bu olur.
İşte ancak uygun iklim şartlarında ortalıkta görebildiğimiz bu solucanlar, tarlamızda mahsulü talan eden, kökleri kemiren, her şeyi bölme parçalama, eğiliminde olan "sıçanlar"ın besin kaynağıdır. Tarlada solucanlar çoğaldıkça "sıçanlar" bol protein aldıklarından semirip irileşirler. İrileştikçe bölüp parçalama yetenekleri de arttığından, tarlayı daha fazla harap ederler. Fakat ahmak solucanların düşünebilme yetenekleri olmadığından, tarlanın ve mahsulün ne anlama geldiğinin de farkında olmazlar ve uygun iklim şartlarında ortaya çıkıp çoğalarak hain "sıçanlar"a gıda malzemesi olmaya devam ederler.
Bazı zamanlarda balık tutmaya çalışan bir insanoğlunun oltasına yem olarak takılıp işgal ettikleri statünün rolünü oynayarak bir balığın midesinde yolun sonuna gelirler.
Kalabalıklar vardır kobra ailesine benzerler;
Kobralar mücadeleci yaratıklardır. Onlarla oyun oynamaya gelmez. Değil bir çöple veya çubukla dokunmak, onlara birkaç metreden fazla yaklaşamazsınız. Kendilerini, alanlarını asilce ve ustaca koruma yetenekleri vardır. Karşılaştıkları her tehditten veya düşmandan kaçmazlar, başları havada dimdik mücadele ederler.
Her iklimde ve ortamda yaşayabilme ve varlıklarını koruyabilme yetenekleri vardır, en çetin iklim şartları bile onları etkilemez. Kesinlikle hımbıl değil, çevik ve enerjik canlılardır kobralar. Bir kobra, familyasının (milliyetinin) farkındadır ve bu onun için vazgeçilmezdir. Kendisiyle bir solucan arasındaki farkın ve yeteneklerinin içgüdüsel olarak ta olsa bilincindedir.
Kobralar tarlayı talan eden, mahsulü kemiren, bölen parçalayan "sıçanlar"ın baş düşmanıdırlar. Kobraların olduğu ortamda sıçanlar yaşayamaz. Dolayısıyla mahsul ve bereket artar.
İstediğini elde etmek için sabırla beklemeyi bildiği gibi, yeri geldiğinde de eyleme geçer ve şimşek hızıyla ileri atılırlar. Kobralar aksiyoner yaratıklardır.
Bir balıkçının oltasında yem olması ise mümkün değildir.
İşte TÜRK EĞİTİM-SEN kobra ailesi gibidir.
Bazı "sıçanlar" işlerine geldiği için biz kobralara rakip olarak solucanları gösterseler de, tarlayı geçici olarak kiralayanlar, kobralardan korkup, solucanları çoğaltmaya çalışsalar da, sıçanlardan medet umsalar da, bu fikirler ancak bir farenin zekâsının ürünü kadar değer taşır. Bu uyuşuk ve hımbıl solucanlar ilk iklim değişikliğinde yok olmaya mahkûm zavallı yaratıklardır. Solucanların varlığından dolayı irileşen sıçanlar da kobralar tarafından tüketilmeye mahkûmdurlar.
Birileri tarafından suni olarak oluşturulan iklim şartlarında semirtilip, büyütülmeye çalışılan, yalaka ve hımbıl solucanlardan oluşan, sendika gibi bir şey olamaya çalışan, her dönemde "bir bölen" olan karanlık kişilerin organizasyonunda, ilkesiz, ikiyüzlü ve yalaka bir azınlık güruh var mıdır, yok mudur, ne yaparlar, inceleme konusudur.
Şimdi siz, eğitim çalışanı arkadaşım, lütfen kendinize samimiyetle sorun!
Solucan ailesi gibi bir güruhun mensubu olmak mı istersiniz?
Sıçanlarla aynı safta olmak mı istersiniz?
Kobra ailesi gibi bir sendikanın üyesi olmak mı istersiniz?
Düşününce, küçük menfaat beklentilerine aldırmadan, kendinize saygı duyacağınız ve arkadaşlarınızın yüzüne her zaman utanmadan bakabileceğiniz doğru kararı mutlaka vereceksinizdir.
Her şey aslına rücû edermiş.
Hayırlı olsun…



Yazı Tarihi : 05 Mayıs 2009 Salı
Bu yazı 166 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Mayıs ayından sonra yaz geiyor, solucanlar yaz aylarında buruşup kaybolurlar
GA @ 06.05.2009 10:21:53
çok anlamı biryazı.tebrik ederim. ben bu yazıyı sürekli sizin yazılarınıza hakaret eden A.İKLİM Lİ arkadaşa itaf ediyorum. saygılarımla hep beraber aklımızı kullanalım
aklını kullan @ 05.05.2009 22:31:30
Bu yazıya yorum yapılmaz.Ancak şöyle denir."Anlayana sivri sinek saz anlamayana ne söylesen anlamaz."
Yılmaz durmuş @ 05.05.2009 12:26:39
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk