Portre / Fahri Tuna
Masal şehir.
Yok hayır rüyâ şehir.
Daha doğrusu: Masallardaki rüyâ, rüyâlardaki masal şehir.
Zümrüd-ü Ankâ örneği, yirmi dört medeniyette, her seferinde yeni bir ruh ve
güzellikle "yeniden dirilen" şehir.
Şehir Medine'dir evet; İstanbul'dur evet; -unutmayın- bir de Mardin'dir.
Ve, "dünya başkenti İstanbul"la yarışabilecek, "İstanbul'la boy
ölçüşebilecek", "İstanbul'dan geri kalmayacak" tek bir şehir varsa bu
ülkede, -biliniz ki- o şehrin adı tartışmasız Mardin'dir; Ulucami
Süleymaniye'dir, Şeyh Çabuk Eyüp, Şehidiye Sultanahmet'tir, Latifiye
Yenicami, Sultanmelik Fatih'tir Tuğmaner Beyazıt, Deyrul-Zaferan Manastırı da
Ayasofya'dır. "İyi ama boğazı yok Mardin'in" dediğinizi duyar gibiyim; var
vallahi; seksen üç bin dört yüz Mardinli de biliyor ve görüyor ki Mardin'de
deniz vardır, hatta boğaz hatta hatta Boğaz Köprüsü vardır; -Mardin'i bir
vesile ile ziyaret eden her Allahın kulu da bunu görmüştür, bilmiştir ve
itiraf eder ki – Mardinliler bahar ve yaz gecelerinde damdaki "tahtlarına
kurulur" denizi ve boğazı seyrederler; "bin yıldızlı palaslarda uyumak" da
dahildir buna; ama o ne saadettir, o ne sultanlıktır, o ne huzur ve sükundur
ya Rabbi!.
Rivayet bu ya: Günün birinde İstanbul kızı Zeynep âşık olur bizim Mardinli
Şeyhmus'umuza, Şeyhmus da ona. Zeyno'nun bir şartı vardır yalnız: "-Şeyhmus
der, ben İstanbul kızıyım, denizsiz, boğazsız, köprüsüz yaşayamam!
İstanbul'da yaşayalım biz." Bizim Şeyhmus aşağıya kalır mı? "Merak etme sen
Zeyno'm; bizim Mardin'de denizin de boğazın da köprünün de âlâsı var"; kız
işletildiğini düşünerek inanmaz önceleri, oğlan "yemin billah" edince yumuşar
Zeyno, ama bir şartı vardır: "Göreyim denizi, basarsın nikâhı!" Yola çıkılır…
Akşam saatlerinde Kaşiyari Dağları yamacına yaslanmış Mardin'e ulaşılır.
Şeyhmus gösterir Zeynep'e: "İşte boğaz, işte Marmara, işte Büyükada, işte
Burgazadası, işte Kınalıada. Bak şu ışıklar da boğazda gezinen vapurlar. Şu
gördüğün de Boğaz köprümüz. İnandın mı şimdi bana güzeller güzeli Zeyno'm?"
Kız gözleriyle görmüştür artık, kalbi mutmaindir: "-Evet, inandım iman ettim,
meğer Mardin'de deniz varmış " der, nikâh, zifaf, gerdek derken sabah olur.
Aaaaa o da ne; Zeynep bir uyanır ki "deniz"in yerinde yeller esmektedir,
karşısında yemyeşil bir ova vardır; öfkeyle bağırır: "Şeyhmusssss, nerede
benim denizim?", Şeyhmus sakin sakin cevaplar: "Gözümün nuru, akşam sen kendi
gözlerinle görmedin mi denizi? Sabah sular çekilmişse ben ne yapabilirim?"
Masalımızın finâlini merak ettiniz değil mi: Zeynep öyle bir dua eder ki, o
gün bugün deniz, boğazı ve köprüsünü de yanına alıp her akşam Mardin'i,
Mardinlileri ziyarete gelir olmuş, gün aydınlanıncaya dek oyalanarak üstelik.
Lugattaki "hoşgörü" kelimesi sanki Mardin'i tanımlamak için yazılmıştır:
Yezidi'si, Süryani'si, Ermeni'si, Müslüman'ı, Arap'ı, Kürt'ü, Türk'ü; omuz
omuza, gönül gönüle; aynı sokakta aynı okulda aynı kurumda yaşar giderler.
Zinciriye / Kasimiye Medresesi, Deyrul-Zaferan / Kırklar
Kilisesi "hepsinin"dir, "hepsine"dir, "hepsi"dir artık.
Mâ'kili yazı tek başına Artuklu'dur; Artuklu tek başına Mardin'dir; Mardin
tek başına Ulucami'dir.
"Mardin kapı şen olur" bir Diyarbakır türküsüdür elbet; ama şu iyi
bilinmelidir: Mardin bütün gönül kapılarını şen eden bir şehrin adıdır.
Muhabbeti de doyumsuzdur Mardin'in; kaburga dolması, sembuseki, ıroku,
zindanı eşliğinde.
Tıpkı Mardin'in abbaralı gecelerine doyulamadığı gibi.
Harika taş binalardan/konaklardan oluşan tarihi Mardin'i, şu veya bu kişiler,
şu veya bu nedenle, çoğu kez siyaseti de arkalarına alarak çirkin çirkin
kaçak apartman bozuntularıyla kirletmeye çalışmışlarsa da, "her Firavun'a bir
Musa" misâli, Allah da Mardin'in yüzüne gülmüş; "Bolu beylerine karşılık
onlara bir Köroğlu" göndermiş: Vali Hasan Duruer… geçen iki sene zarfında
şimdilik restorasyonun yüzde kırkı tamamlanabilmiş… Duruer'in sloganı da
Rodinvari: "Çirkinlikleri atıyoruz, geriye gerçek Mardin kalıyor!"
Mardin için söylenen meşhur bir söz vardır: "Gündüzü seyranlık gecesi
gerdanlık" diye; el-hak doğrudur. El-hak bir başka doğru daha vardır: Mardin
seksen bir ilin gerdanlığıdır.
Taşın dile geldiği; taşın söz olduğu, şiir olduğu, hayat olduğu şehirdir
Mardin.
Mardin; şiir gibi şehir. Hatta şiir şehir.
Yazı Tarihi : 19 Şubat 2011 Cumartesi
Bu yazı 293 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Fahri bey..
Mardini biz de gördük.Sizin anlatımınızla da bir kere daha görmüş gibi olduk.Kaleminize sağlık.
Gerçekten herkesin gidip görmesi gereken muhteşem bir hazine.
Vali Hasan beyin ne kadar yararlı işler yaptığını hürriyet gazetesi geçen pazar yazdı..Kendisi er geç daha üst makamlarda kendini gösterecektir.İnanıyoruz..
Saygılar
Ergun Karlıovalı @ 31.03.2011 12:59:23
VALİN GİTTİ ŞİMDİ NE YAPACAN
ülkermesutkaya @ 20.03.2011 23:10:53
sevgili fahri kardeşim,
mardin ile ilgili övgü dolu yazının tümüne katılmakla beraber,etnik özelliğinin belirtilmesi belki hoşgörüyü vurgulamak olsa gerektir. ancak zor zamanlarda arap,süryani,nesturi,keldaniermeni ve eğer kalmış ise asurilere hiç zarar ve ziyan geldi mi? hayır sadece Türk ve kürtler mutazarrır oldular. çünkü gizli bir el bu iki kardeşi orada da kırdı.acaba etnik yapı bu unsurları bilerek mi düşman hale getirmektedir. kamu oyu hassasiyetinize binaen öğrenebilir mi?
nesim yalvarıcı @ 08.03.2011 10:57:59
sevgili fahri tuna mardini az da olsa görenlerdenim.Az bile anlatmış sayılırsın. Terörle anılan bu illerimizin artık gezilmesi ve görülmesi gereken yerler olmaları dileklerimle, yüreğine sağlık.
İHSAN ERKUL @ 26.02.2011 17:45:51