OH BE AZABI

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
Oh be şansın yaver gider de hiçbir alemde hiçbir yokuşa maruz kalınmazsan her şey toz pembe gözüküp iştahı kesilen eşeğe Kayserilinin yeşil renkli gözlük taktırıp önündeki kuru samanı yeşil ot zannetme zehabıyla ağzının suyu akıp aslında kuru ot yediği halde yeşil yonca zannedip veya en azından farz edip yedikçe de semirtenlere sen benim ahvalimden ne anlarsın demekten başka içimden ne gelebilir ki. Eğer senin aklın hala soğuk savaş döneminin kalıntılarıyla curufat bağlamışsa ben ne diyebilirim. Sen bir taraftan vaazı nasihat eylerken öbür taraftan da küfrün organizasyonunun örümcek ağı kadar zayıflığını dillendirirsen ki doğrudur. Bu tamamen Kur'ani bir tespittir. Mabadehusunda da bir, iki, üç kişinin çomağıyla bütün şerrin defü refinin mümkünlüğünü de dillendirirsen peki ya bu iki üç kişi gökten mi inecek diye sormazlar mı? Kaldı ki hiç temenni etmeyiz amma ya bu iki kişiden birisi olarak ya siz takdir eylenip levhi mahfuza da işlenmiş ise ol zaman vay halinize. Biz kabak ehli filhakika aldığımız medrese kültürü mucibince zaten fazlasıyla incildeki tavsiyeye Hıristiyanlardan daha yatkın olup ah birileri çıksa da bize bir tokat vurup biz de elhamdülillah deyip öbür yanağımıza da darp etmeleri için gerekli refleksi göstermekte bayağı maharet erbabı olduğumuz konusunda hiç kuşku bırakmadığımız ayan beyan ortadadır.
Hal böyleyken sabırda ve de takvada da fazlasıyla hududullaha riayetimize rağmen eğer imtihanımız zor bir ahval almışsa dostlarımızdan sadece ve sadece hayır dua talebinde bulunmaktan öteye herhangi bir beklentimiz olamaz. Yok eğer buna rağmen bazıları kendisini iyilik havarisi ve de sıfır sıfır rizikolu anlayışın ahlaki ve de itikadi bir karakter olduğunu iddia ediyorsa o zaman cevabınızın aslında hepimizin sıfır rizikolu olmayı yeğlediğimizi ancak münafıkların ruhumuza dolandırdıklarını ifadeyle maruz görülmemizi, yok eğer ısrarla hamakat uyarlanıyorsa da ol zaman aynınından sizlerin de idrak edip iliklerinize kadar yaşayıp modern eğitim sisteminde olduğu gibi yaparak, yaşayarak idrakle hakkel yakin bit tecrübe yaşayıp yanıp tutuşup yakarmanızı temenni ediyorum. Size kızgınlığımdan falan da değil. Yoksa sizin bu gibi özel durumlara muttali olup tecrübeden yoksunluğunuz sizi gırtlağınıza kadar nemimeye bulandıracak nemime ise sizi helak edeceğinden böyle bir tecrübenin nefsiniz hakkında nasıl hayırlı olabileceğine siz karar kılacaksınız.
Meseleye ışık tutmak zaviyesinden bir gün Efendiler Efendisine doğru gelen bir münafık ki ismi Abdullah b. Sehl olacak. Peygamberimiz onun şerrinden Allah'a sığındığı halde Mescidi Nebeviye gelen bu zata hoş geldin yapılarak Efendimiz abasını yere yayarak onu oturtup bir süre sonra yolcu olup gittikten sonra bu iki çelişki gibi davranışın hikmeti sorulunca da Peygamberimiz bunun şerrinden emin olabilmek için iyi davrandığını buyururlar. Bilahare bu münafık ölünce de Resulullah cenaze namazını edaya gidecekken ayet nazil olarak bu melunun cenaze namazının kılınması Allah tarafından engellenir. Bu zalim öyle bir münafıktır ki mümin olan oğlu Efendimizden babasını öldürmek için müsaade istediği de çok enteresandır. Hakikaten Resulullahın ne kadar güçlü, kudretli, ismet sıfatını havi olduğu gibi Cenabı Hakkın koruması altında olduğu halde bu kadar tedbir almasının önem ve de ehemmiyetinin berazeti tamamen ortadadır. Biz korumasız garip gurebanın da aynı minval üzere olmaktan başka hiçbir çaremiz yoktur. Bunun fazlasıyla mefrukiyet makamı ve de müteselsilen tecrübelere rağmen yarım asırlık ömrümüzü hep boynumuzu bükerek başta kafir ceberuta, bilahare münafakata namusumuzdan maada yoka bile yok diyemediğimiz halde bir de üstüne üstlük sizin gibi zeka nimetinden gayri musallah olup hep düz mantıkla işin ahvalin görünen tarafına kanaat getirdiğimiz ve dahi zeka manevralarından tamamen yoksun olduğumuz halde artık canımıza malımıza namusumuza ve dahi canibatımıza tezellümle de kalınmayıp hakka tecavüzde sarhoşlukta şahika yaşayanlara nolursunuz artık müsaadenizle bir de biz öksürelim. Yok eğer bu ahvale bir türlü aklınız ermiyor ise de o zaman Allah haklıya yardım etsin demeyi de mi akledemiyoruz? Şahsen bendeniz bir şekilde ilinti kesp etme mecburiyetinde bile kaldığım her meselede içtenlikle Allah haklıya yardım etsin diyebiliyorum. Sizlerin de en kısa ve de kolayından bu tekerlemeye başvurmanız sizi ciddi birer sorumluluktan kurtaracağı kanaatindeyiz. Ömrümüzün encamı hep sabır üzere tezyin edildiği halde Peygamberimizin bile şerlerinden emin olamadığı münafıkların müteselsilen kırkıncı göbekten genetik cibilliyet veyahut da postunu işgal eden gerek seküler ve de gerekse de ruhani siluetle siluetlenip ismi rezilelerini setretme amacına matufen adlarının önüne arkasına sağına soluna üstüne altına bir katar kadar yapay ve de içi boş kariyerlerle kamufle edip kainatın kuruluşundan bugüne ve dahi kıyamete kadar tezellüm icracısı münafikun taifesi görüldüğü veçhesiyle hep saf, temiz, korumasız garibanları kendilerine hedef seçtikleri için oh be azabından nasibinden müstefid olanların bu gibi melaneti test edip tanıyabilmeleri na mümkündür. Çünkü bu melanet ehli nerede başarı ehlini görürse hemen onun itikadını istismar eyleyip kendi istek ve de arzuları doğrultusunda kullanır da bu zavallı zeki insanın bundan haberi olmadığı gibi bir de üstüne üstlük hizmete vesile olduğunu zanneder. Onun için diyorum ki eblehliğin ne kadar zor bir etki alanı varsa zeka ehli olmanın da aslında en azından onun kadar zor bir hamaliyesinin olduğunun acaba farkında mıyız? Sizler görünürde hiçbir olaya müdahil olmadığımızı mı zannediyorsunuz? Bu zındıklar sizi öylesine kötü işlerine alet ederler ki hakikaten safiyane tutumlarınızdan naşi farkında bile olamazsınız. Peki, ne zamana kadar? Pek tabii ki belli bir kısmı bu ahvalde çok ustalıkla uyarlananlarda da ancak ahrette kul hakkından sorulduğunuzda farkına varacaksınız ki artık çok geç kalınmış olup keşke ben de ebleh olsaydım da en azından mazluminden olabilseydim. Hâlbuki şimdi zekanın verildiği sorumluluğu yerine getirememiş olmanın hesabını vermeğe duçar olmasaydım gibi söylemlerin ve hatta Kur'an'i ifadesiyle "Ya leyteni küntü turaba" (Keşke toprak olsaydım) yakarmasının hiçbir faydasının olmadığı gün gelmeden eğer elimizi taşın altına koymaya cüret edemiyorsak bari imtihanı zor geçen kardeşlerimize yersiz taan ve de yersiz yere kırık plak timsali kuru nasihatlerde bulunmaktan içtinap edelim. Biz azab ehlinin sesi soluğu çıkmazken dünyasını mamur edinenlerin oh be keyiflerini bile azaba çevirmelerine gerek yoktur vesselam.



Yazı Tarihi : 12 Şubat 2011 Cumartesi
Bu yazı 63 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-