GÜVENMEK

Zihni Açba

Zihni Açba
Yaşadığımız tuhaflıklar silsilesi bir türlü bitmek bilmiyor. İnanın, her gün "Acaba bugün neye şaşıracağım" diye uyanır olduk.
Hani ayın şarkısı, ayın golü v.s gibi bir takım anketler ve yarışmalar düzenleniyor ya eğer "Ayın tuhaflığı" diye bir anket düzenlense, sanırım birinciyi seçmekte zorluk çekilir bizim ülkemizde. 31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe giren CMK daki tutukluluk sürelerinin sınırlandırılmasıyla ilgili değişiklikle birlikte bir anda gündemimize oturan Hizbullah terör örgütü, geçen bir ay içerisinde her gün yeni bir sansasyonel haber malzemesi oldu. Her gün yeni bir suçlama ve itham yer aldı medya manşetlerinde.

Siyasi iktidar sözcüleri ısrarla yargıyı suçlarken, yargı mensupları da üzerlerindeki iş ve dosya yükünün aşırı fazlalığından yakınarak, bir savunma psikozuna girdiler.

Kamu vicdanın gerçekten sızlatan "Canilerin sokağa salınması" gibi bir gerçek ortadayken, konunun bir şekilde muhatabı ve sorumlusu olan kurum ve kuruluşlar, çare aramak yerine birbirlerini veya birilerini itham etmek durumuna düşmüşlerdir.

Sanki bir "YASAL FİRAR" senaryosuyla salıverilen örgüt mensupları, bir hafta sonra geri aranmaya başlanmışlar ve fakat her nedense bulunamamışlardır. Sanki yer yarılmış ve onlar içerisine girmişler.
Geçmişteki hayat tecrübelerimden ve seyrettiğim birçok sinema filminden bildiğim pek çok firar şekli hatırlıyordum ama böylesini inanın hiç görmemiştim.

Parmaklık kesmek, tünel kazmak, açık ziyaretlerde ziyaretçilerin arasına karışarak kaçmak, sahte telgrafla tahliye olmak v.s gibi birçok yolunu duymuştum firar etmenin.

Ama bu kadar yasal(!) bir şeklini hiç duymamıştım. Yargının en üst düzeyde talimatı, güvenlik güçlerinin en kapsamlı nezareti ve yandaşlarının davul- zurnalı merasimi ile firar ettiler adamlar.

Aradan bir ay geçti ve bir ay boyunca her gün medyada manşet oldu, sözüm ona Hizbullah operasyonları. Her gün birkaç ev, birkaç dernek basıldı ama yakalanan yok.
Birileri, çöreklendikleri gazete köşelerinde "Hizbullah'ı meclise taşıma" senaryolarını tartışmaya açtılar bile. Gerisi nasıl olsa gelir. Ama "Bu tuhaflığın sorumlusu kimdir?" diye sormak kimsenin aklına gelmez. Bugün artık; suçları sabit görülmüş ve haklarında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları tasdik edilmiş yasadışı örgüt mensupları, yasal bir firar senaryosuyla sokağa salınmışlar ve aramızda dolaşmaktalar. Ne yapmalıyız? Adalete güvenmeliyiz…

Dedik ya tuhaflıklar bitmiyor.

Bir başka tuhaf skandal da Ergenekon mahkemelerinde ortaya çıktı.

Milliyet gazetesinde yer alan Esra Alus imzalı habere göre; 2. Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Harp Okulu dönem birincisi Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin kullandığı cep telefonu, gözaltına alındıktan sonra polis tarafından bilirkişi incelemesi yapılmadan önce açılarak rehberine 139 adet telefon numarasının yüklendiği ortaya çıktı. 18 Eylül 2008'de gözaltına alınan Çelebi'nin, Hizbut Tahrir örgütü ile bağlantılı olduğu iddia edildi. Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığı'nın (TİB) verdiği rapora göre, 19 Eylül 2008'de Merkez Komutanlığı'ndan bir polis memuruna teslim edilen gözaltındaki Çelebi'nin cep telefonu, aynı gün saat 23.52.42-23.54.05 zaman diliminde 1 dakika 23 saniye "usulsüz" olarak açıldı.

Şimdi düşünün; gerçek veya gerçek dışı bir iddiayla gözaltına alınıyorsunuz. Kullandığınız cep telefonuna el konuluyor.

Bir süre sonra mahkemeye çıkartılıyorsunuz ve sizin el konulan cep telefonunuzun rehberine bilginiz dışında kaydedilmiş, 139 tane yasadışı örgüt mensubunun telefon numarası, suçlanmanıza delil olarak önünüze çıkartılıyor. Peki, ne yapmalısınız? Güvenlik güçlerimize güvenmelisiniz. İyi, ama nereye kadar.

Gerçekten çok güzel ve her insanın ihtiyaç hissettiği bir duygu "GÜVENMEK". Keşke daha çok güvenebilseydik ve daha güvenilir olabilseydik...



Yazı Tarihi : 31 Ocak 2011 Pazartesi
Bu yazı 206 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

ÇOK DEĞERLİ BAŞKANIM BU YAZILARI İNSANLAR AKLI SELİM OKUSA KENDİLERİNE GELİR BİZ BAŞBAKANIN İSARİLE VAN MUNİT DEDİĞİNİDE BİLİYORUZ ARKASINDAN SESİ KALDIĞINID AÇOK İYİ BİLİYORUZ
İSMAİL AKASYA @ 09.02.2011 21:45:27
sedat sakarya @ 05.02.2011 12:56:04
Sayın başabakan işine ne gelirse onu söylüyor... Tutarlılık yok... BAşkanlık sistemi istiyorum diyor sonra, başkanlık sistemiyle yönetilen ve halkının %90 oyunu olan Mübarekin ülkesini terk etmesini istiyor... Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu... Şindi 2 milyon kişi ankara Sayın BAşbakan ABD ye git, seni istemiyoruz derse, sayın başabakan kendi kendine artık ABD ye gitmem gerekiyor... Hoşçakalın mı diyecek! Bu kadar saçma şey mi olur... Önce herkes kendi evinin önünü süpürsün... Başkasına laf atacağına, akıl vereceğine....
Ask İkilemi @ 03.02.2011 09:39:05
sayın zihni açba bey sizin referandum için sölediklerinizide biz biliyoruz sakaryaa HAYIR diyecek dediniz lütfen fikir idolejisinize göre ülke için yorum yapmayın yarum yapmayı geçtim iddaalı olmayın çünkü artık sizin gibilerin bu ülkede işleri kapandı başbakanı hiç sevmediğini ve hiç hazetmedeğini biliyorum ne kadar haber takip ediyosun onuda bilmiyorum ama geçen gün mısır ile ilgili açıklamaları bütün orto doğuda yankılandı ve insanlar artık onu DÜNYA LİDERİ olarak adlandırıyor ve artık sen ve senin gibilerde bunuda kabullllensin bilmem anlatabildim mii
hakan ak @ 02.02.2011 12:32:59
Zihni hafakanlar içinde olan zihni.
Bakıyorum avşar beyi ile beraber sende aynı hastalığa tutulmuşsun.
8 senedeir aldığınız hezimete bir yenisini de 12 haziranda ekleyelim,
bakalım bu hezimet kendinize getirir mi sizi.
şehit haberleri gelmeyince
nasıl ve ne şekilde saldıracağını şaşıran sizler,
bilmem haziranda yüzünüz kızarır mı
,,,,,,,,,,,
Davut Doğrud @ 01.02.2011 11:55:40
Online Ziyaretçiler
-