Bu Şehirden Bir Hüsnü Gürsel Geçti

Fahri Tuna

Fahri Tuna
Aynalıkavak yazıları / fahri tuna
Bu Şehirden Bir Hüsnü Gürsel Geçti


Hüsnü Gürsel (Foto: Barbaros Gürsel)

Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde kalbur saman içindeyken Adapazarı diye bir şehir varmış.
Selanikli Vehbi Efendi, bakmış ki Selanik'te hayat yok artık, Sarı Şaban köyünden tası tarağı toplayıp Adapazarı'na göçmüş. Bu sıralarda yıl Rumi 1331 imiş, Avrupalılar yıl 1915 diyorlarmış o zamanlar. Balkan Harbinin üzerine Çanakkale seferberliği de eklenmiş; 300 bini aşan sayıda şehidimizin olduğu zorlu günler. Vehbi Efendi Adapazarı'na yerleşmeye karar vermiş. Çünkü Adapazarı ovası, geldikleri Selanik ovasına çok benziyormuş, ayrıca çok da hemşerileri varmış burada. Üç nüfuslarmış o zamanlar; kendisi, eşi Bâkiye hanım ve bir yaşlarındaki oğlu Hamdi. İlkin Ulus caddesinde, bugünkü Sakarya İlkokuluna giderken soldan 2. sokaktaki bir eve yerleşmişler. Adapazarı'nı işgal etmiş Rumlar, Vehbi Efendi de katılmış şanlı direnişe, sonraları İstiklâl Madalyası ile ödüllendirmiş Atatürk. 1341'de (1925) bir oğulları daha olmuş aynı evde otururken. Güzel mi güzel bir çocuk. Vehbi Efendi "hanım bu çocuğa Hüsnü adını verelim, çok güzel bir çocuk bu, bahtı da güzel olur inşallah" demiş, kulağına ezan okuyup "Hüsnü" diye seslenmiş üç kez. Hüsnü "güzel" demekmiş Arapça'da çünkü. Gün gelmiş büyük bir sanatçı olmuş Hüsnü Gürsel. Sadece Adapazarı'nın değil Türkiye'nin tanıdığı sevdiği bir fotoğraf sanatçısı.
Bir gün gelmiş, Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı hüzne bürünmüş; 23 Nisan 2009 günü Hüsnü Gürsel sevenlerinin dualarıyla ebedi aleme uğurlanmış.
Hüsnü Gürsel'le yüzlerce söyleşi yapılmış, hakkında onlarca yazı, portre yazılmış, bir çok belgesel çekilmiş.
Aşağıda Irmak'ın 2001 yılı 2. sayısında yaptığım söyleşi ile yine Irmak'ın 2002 yılı 13. sayısında yazdığım portreyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

--------------------------------------------



Hüsnü Gürsel (Foto: Fahri Tuna)

Söyleşi / Fahri Tuna
50. SANAT YILINI KUTLAYAN HÜSNÜ GÜRSEL,
"FOTOĞRAF BEİM İÇİN BİR YAŞAM TARZIDIR"

Sayın Hüsnü Gürsel, siz ülkemizde 50'inci sanat yılını kutlayan çok az sayıdaki sanatçımızdan birisiniz. Fotoğraf sizin için neyi ifade ediyor?
Fotoğraf benim için bir yaşam tarzıdır. Hayatımın her safhasında fotoğrafı yaşıyorum. Fotoğraf genel olarak insanı doğa ile haşır neşir yapan bir olaydır. Kendimi doğada buluyorum,. Önemli olan doğaya bakmak, görmek, görüntülemektir.
Çevremizde yüzlerce fotoğraf görüyoruz, ama sanat fotoğrafı farklı, peki sizce sanat fotoğrafı nedir?
Fotoğraf sanatı; objeleri, haliyle insanı, doğayı, ağacı, çiçeği her şeyiyle görüntülerken; onu sanat yapan şey, bakış açısıdır, ikincisi ışıktır ve ışıkla bakış açısını iyi dengelediğin zaman sanat fotoğrafı kendiliğinden gelir. Zaten sanatı bir tesadüflerin eseri olarak tarif etmek mümkün ama; buna göre tesadüfleri sıklaştıran kişiye de sanatçı diyoruz.
Fotoğraf sanatı ile ilginiz nasıl başladı?
1945-48 yılları arasında Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü'nde eğitim görürken, ayriyeten Türkiye'nin ilk fotoğraf sanatçısı olan Şinasi Barutçu'dan haftada iki saat ders almıştım. İlk ateşi, hâlâ adına yarışmalar düzenlenen bu hocamızdan aldık. Mezuniyetimin ardından çalışmalarımı daha çok fotoğraf sanatı üzerine yoğunlaştırdım.
Okul sonrası öğretmenlikleriniz var; o sırada ne gibi çalışmalarınız oldu?
1948'de mezun olduktan sonra Kastamonu Göl Köy Enstitüsü'nde görev yaptım; okulda fotoğrafçılık kolunu üstlendim. İmkânlar azdı; elektrikler akşamları verilirdi; modern kümeslerden birini, öğrencililerimle birlikte stüdyoya dönüştürdük, gündüz ışığıyla tabları yapıyorduk. Çalışmalarımız o zamanlar siyah-beyazdı. Daha sonra görev yaptığım Köy Enstitülerinde de, fotoğraf kollarını üstlenerek, çalışmalarımı sürdürdüm.
Sizin bir "Adapazarlı Grup-5" çalışmanız var. Bu örgütlenme nasıl oldu, ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?
1961 yılında Adapazarı Merkez Ortaokulu'nda göreve başladığımda, bazı stüdyoların vitrinlerinde değişik fotoğraflar gördüm; araştırdım, bunları çekenin, İbrahim Zaman diye bir delikanlının olduğunu tespit ettim. Temasa geçtim. Diğer stüdyolarda da bazı arkadaşlar keşfettim. Ve sonunda "İbrahim Zaman, ben, Mümtaz Ertürer ve Naci Sevinç" adlı arkadaşlarla birlikte, dört kişiydik, bugünkü Defterdarlık Binasında (eski Halkevi Binası), bir şubat tatilinde ilk sergimizi açtık. Büyük ilgi gördü. Ardından Hayri Yazıcıgil'i de aramıza alarak "Adapazarlı Grup-5"i kurduk. Daha sonraki yıllarda, değerli sanatçı Cemal Turgay'ın da İzmit'ten katılımıyla, grubumuz güçlendi.
Daha sonra?
Ünlü rejisör, fotoğraf sanatçısı Baha Gelenbevi, ressam Zeki Faik İzer, grubumuzun çalışmalarını ve yarışmalarda kazandığı ödülleri görünce, "sanatın yalnız İstanbul'da değil, taşrada da yapıldığını" söylediler, hayretlerini gizlemediler. Rejisör Baha Gelenbevi'nin daveti üzerine, Grup-5 olarak, 1965 yılında İstanbul Belediyesi Sanat Galerisi'nde sergimizi açtık. Ardından "Sapanca Gölü" konulu sergimiz, sonra da İbrahim Zaman'ın "Güvercinler" ve Mümtaz Ertürer'in serbest konulu sergileri geldi. Mümtaz Ertürer'le benim, yapı Kredi'de "Halk Sanatlarında El" konulu karma bir sergimiz açıldı.
Sizin bir de kapı tokmakları serginiz olacak?
Yapı Kredi Bankası benden bazı sergiler istedi. Bunlardan biri "Anaolu'da Ev ve Sokakları", diğeri ise "Kapı Tokmakları"dır. Bu amaçla; kapı tokmaklarını araştırmak üzere, Kastamonu, Safranbolu, Ankara Merkez ve İç Anadolu'dan Van'a kadar, bilhassa eski yerleşim merkezlerini dolaşmak suretiyle, bunları saptamaya çalıştım. Bu ilginç kapı tokmaklarının fotoğrafları, bankanın Galatasaray'daki galerisinde sergilendi.
Diğer yandan kataloglar, Meydan Larousse Ansiklopedisi var?
1962'den bu yana, Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde broşür ve kitaplarda yüzlerce fotoğrafım yayımlandı. Meydan Larousse Ansiklopedisinin 37 ilinin renkli fotoğraflarını çektim. Sakarya Valiliği'nin 1967, 1973, 1994 ve 1998 yıllıklarının fotoğrafları benimdir. (Bu söyleşiden üç yıl sonra, Sakarya Valiliğinin 2004'teki "Vilayet Oluşun 50. yıldönümü" nedeniyle yayımlanan kitabının fotoğraflarını da Hüsnü Gürsel bey çekti. F.T.). Öte yandan 17 Ağustos 1999 Depreminin ardından Adapazarı Büyükşehir Belediyesi'nce yayımlanan "Fotoğraflarla Adapazarı Depremi" kitabının çekimlerini Servet Sezgin ve Fatih Gürsel'le birlikte gerçekleştirdik.
Efendim, Grup-5'den ayrı olarak bir de Grup-2'den söz edilir?
Ferruz Ertürer, Barbaros Gürsel, Ruhi Sakman, Namık Gürkan ve Gazi Ülgen, bizim Grup-5 olarak yaptığımız çalışmalardan etkilenip, "Grup-2" adıyla, bir fotoğraf kulübü kurdular ve çalışmalarını sürdürdüler.

Adapazarlı Grup-5 İstanbul'daki ilk sergilerinde – 1965
Bir de AFAK var?
Sayın Baha Gelenbevi, Türkiye'nin FIAP'a üye olabilmesi için, İstanbul ve Ankara'nın ardından, üçüncü kulübü kurmamızı rica etti; federasyonun bu üç kulüpten meydana gelmesini istedi. Sonuçta Grup-5 ile Grup-2'yi birleştirerek AFAK'ı (Adapazarı Fotoğraf Amatörleri Kulübü) kurduk. Üç ay sonra Dernekler Masası, tüzüğümüzün bir maddesini aykırı buldu. Sekreter arkadaşımız 15 gün içinde değiştirmeyi unutunca, AFAK tarihe karışmış oldu, AFAK da bürokrasiye kurban gitmiş oldu.
21'inci Yüzyıla girdiğimiz şu günlerde (söyleşi 2001 Ocak ayında yapılmıştı), fotoğrafla ilgili olarak Adapazarı'nda ne gibi çalışmalar var?
AFAK'tan sonra bir süre kesinti olsa bile, Adapazarı'nda 90'lı yılların başından itibaren Servet Sezgin ve Fatih Gürsel'in çabalarıyla olumlu çalışmalar yapıldı. Zaman içinde bu iki gencin etrafında 30-35 kişilik bir grup oluştu. Halen SAGÜSAD çatısı altında, disiplinli ve yararlı çalışmalar yapmaktalar. Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanlığının 1998, 1999 ve 2000 yıllarında düzenlemiş olduğu Fotomaraton yarışmalarının da olumlu katkıları oldu. Diğer yandan Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi de kuruldu. Eğer fotoğraf bölümü de açılırsa, canlanmanın daha da artacağını umuyorum.
İlk ve son kişisel serginizi ne zaman açtınız Hüsnü Bey?
İlk sergimi 1950 yılında Kastamonu Göl Köy Enstitüsü'nde açtım. Ondan sonra bir çok kişisel ve karma sergilerim oldu. Son olarak 1-15 Şubat 2001 tarihlerinde İstanbul Cemal Reşit Rey'de 50'inci Yıl Sergimi açmanın mutluluğuna eriştim.
Bir çok da ödülünüz var?
Evet; başta İFSAK olmak üzere, ulusal bir çok yarışmada ödüle layık görüldüm. Uluslar arası iki yarışmada ikincilik kazandım. En son, 2000 yılında Koç Alliance'nin düzenlediği "Türkiye'nin Köprüleri" adlı yarışmada, renkli baskı dalında ikinciliğe layık görüldüm.


Hüsnü Gürsel'in kendisi gibi fotoğraf sanatçısı olan oğulları - 2001:
Fatih Gürsel (solda) ve Prof.Dr. Barbaros Gürsel (solda). (Foto: Fahri Tuna)

Geçtiğimiz günlerde "50'inci Sanat Yılında Hüsnü Gürsel" adıyla bir program gerçekleşti. 50'inci sanat yılını kutlamak nasıl bir duygu?
İbrahim Zaman, Hasan Kurtiç, Sinan Çileli, Fahri Tuna, Servet Sezgin ev Fatih Gürsel, tamamen benden habersiz, bir komite oluşturarak – sağ olsunlar – bir dizi etkinlik hazırlamışlar. "50'inci Sanat Yılında Hüsnü Gürsel" adıyla hazırlanan ve içinde sergi, kitap, sinevizyon ve saydam gösterisi bulunan bu program, 19 Ocak 2001 tarihinde ASM'de gerçekleşti. Başta Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran olmak üzere; emeği geçen dostlarıma çok teşekkür ediyorum. Değişik sanat dallarına gönül vermiş sanatçı kardeşlerimin de, 50. yıl mutluluğunu yaşamalarını dilerim.
"50'inci Sanat Yılında Hüsnü Gürsel" adlı bir kitabınız yayımlandı. Kitap hakkında bilgi alabilir miyiz?
Az önce sözünü ettiğim 50. Yıl Kutlama Komitesi, elli yılın anısına kitap hazırladıklarından bahisle, benden sanat hayatımın en iyi 120 fotoğrafını istediler. Değerli sanatçı dostlarım İbrahim Zaman, Prof.Dr. Sabit Kalfagil, Gültekin Çizgen, Prof.Dr. Mehmet Bayhan, İzzet Keribar, Nevzat Çakır, Prof.Dr. Güler Ertan ve Necati Mert'in yazılarıyla taçlanan, 136 sayfalık bir kitap ortaya çıktı. Kitapta, sanat hayatım boyunca çektiğim binlerce fotoğraf arasında, 31'i siyah beyaz toplam 120 fotoğrafım yer almaktadır.
Hüsnü Bey; son olarak yaşınız 76 oldu (bu söyle 8 sene önce yapılmıştı) ama sergiler, ödüller, kitaplar devam ediyor. Fotoğrafın sizi, sizin de onu bırakmanız pek mümkün görünmüyor galiba…
Evet bir Çin atasözü vardır: "Kaplana binen inmez"miş. Şimdi ben de kaplana binmiş vaziyette, sımsıkı sarılmış gidiyorum. Irmak Dergisi / Yıl: 1 (2001), Sayı: 2, S. 12-13



Portre / Fahri Tuna
HÜSNÜ GÜRSEL
Daima Güzellikleri Çeken Bir Güzel Adam

Işık ve nesnelerle şiir yazan adam.
Kalemi objektifi...
Çektikleri, her gün bakıp geçtiklerimizdir. Ama o bakmaz; görür, bekler, öyle bir açıdan, öyle bir ışıkla çeker ki, bilmem hangi yarışmada ödül alan bir sanat fotoğrafı olur!
Hâzâ Osmanlı beyefendisi. Yok hayır, münevveri.
"Hüsnü" güzel demek; Hüsnü Bey güzele, en çok da doğaya tutkun.
Hüsnü Gürsel'in üç çeyrek asrı aşan hayatı şöyle de özetlenebilir zaten: Güzelin peşinde geçen bir ömür.
Çocuklarının adlarına lütfen dikkat: "Barbaros, Münevver, Fatih"
Hüsnü Gürsel'i, fotoğrafı "Barbaros misali fethe" çıkmış bir Osmanlı-Türk münevveri" olarak tanımlayabiliriz.
31.5 sene "resim öğretmenliği" de var.
Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nden mezun. "İlk ateşi, Türkiye'nin ilk fotoğraf sanatçısı Şinasi Barutçu Hoca'mdan aldım" der. İlk kişisel sergisini 1950 yılında Kastamonu'da açmış; ikincisini 1953'de Trabzon'da. Sonraları Yapı Kredi Bankası için "Kapı Tokmakları" ve "Anadolu Ev ve Sokakları" sergileri var. Tabii bir çok toplu sergisi de.
1963'de beş arkadaşıyla "Adapazarlı Grup 5"i kurarlar; İbrahim Zaman, Mümtaz Ertürer, Naci Sevinç, Hayri Yazıcıgil ve O. Sonra da 1965'de "Grup-2" ile birleşerek "Afak"'ı.
1.75 boy, yaşıtlarının aksine tığ gibi bir vücut, dikdörtgen etli bir yüz, kiremit renkli bir dağ yamacından yeryüzüne çıkan kaynak suyu misali bir çift göz, daima tebessüme yakın bir ciddiyet, kartopu beyazı saçlar, çoğunluk spor ayakkabı, spor giysi.
İçkisi sigarası yok.
80 yaşındaki delikanlı; 40 yaşındaki bir insandan tek farkı, "tevellütü"nün 1341 (1925) olması, yani Ecevit'le, Demirel'le akran.
Sağ omuzu hiçbir zaman boş değildir! Fotoğraf makinesi, eli, gözü, kulağı kadar ondan bir parça olarak asılı durur.
En sadık dostu Hasselbladı'dır. (1)
İki servet sahibi bir sanatçıdır: Biri eşi(2), diğeri arkadaşı(3)
"Kapı Tokmakları", "Anadolu Ev ve Sokakları" ve Meydan Larousse Ansiklopedisi'ne çektiği 37 il için, bütün Anadolu'yu boydan boya taramıştır.
Kendisini "doğa fotoğrafçısı" olarak tarif eden Hüsnü Gürsel'in, meslektaşlarına göre en belirgin iki özelliği; "titizliği" ve "kompozisyon disiplini".
Son yıllarda oğlu Fatih'le birlikte yeni bir unvanın daha sahibi. "Tanıtım fotoğrafçısı". Bunu eleştirenlere sözümüz: Sanatçı açlıktan ölmek zorunda mıdır?
Nezaketin "kendisine bu kadar yakıştığı insan ülkemizde az bulunur" sanırız. Dağdaki çobanla cumhurbaşkanına aynı saygı ve ciddiyetle yaklaşabilen belki de tek örnek Hüsnü Gürsel'dir.
Telaffuzunda kendine has vurguları vardır; "....ler", "....den", "...rup-5", "....sal", "niz" vurgularını resmen hafızanıza nakşeder.
Sanatta yarım asrı aşan ender sanatçılardan. En favori eserlerinden oluşan "50'inci Sanat Yılında Hüsnü Gürsel" adlı nefis bir albüm-kitabın da sahibi.
Sakarya Valiliği'nin 1967, 1973, 1994, 1998 ve 2004 il yıllıklarındaki o nefis fotoğrafları çeken adam da odur.
Katıksız Atatürkçü. Hiç bir gün siyaset konuştuğu ve taraf tuttuğu görülmemiştir.
Ardından bırakacağı iki güzel mirası var; "bir-çok ödül" ve "fotoğraf sanatçısı iki oğul": Prof. Barbaros Gürsel ve Fatih Gürsel.
Evliya Çelebi'nin objektiflisi.
O gördüklerini yazıyla fotoğraflamıştı, Hüsnü Bey objektifiyle.
Daima güzellikleri çeken bir güzel adamdır Hüsnü Gürsel.

------
(1)Hasselblad: "İsveç malı fotoğraf makinası. Optikleri Zeiss. Tek objektifli refleks makinadır. Objektifleri değişebilir. Dünyanın en kıymetli makinalarından." (Hüsnü Gürsel, özel bir sohbetten.)
(2)Yarım asırlık eşi Servet Hanım Teyze,
(3)Yakın dostu fotoğraf sanatçısı Servet Sezgin

Irmak Dergisi, yıl:2 (2002), sayı:13, sh.9



Yazı Tarihi : 29 Nisan 2009 Çarşamba
Bu yazı 272 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk