HANGİ HAK? NEYİN HAKKI?

Zihni Açba

Zihni Açba
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi'nin yayınladığı genelge doğrultusunda, bu yıl yapılacak olan genel seçimlerde aday olmayı düşünen il ve ilçe teşkilât yöneticilerinin, 31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla istifa etmeleriyle birlikte, gerek mahalli basın ve yayın organlarında gerekse ulusal yayın organlarında, milletvekili aday listeleri ve sıralamalarına yönelik bir yayın furyası başladı.

O kadar çok MHP uzman ve bilirkişisi türedi ki sıralamaya kalksak sütun dolar. Sakarya mahalli medyasında oluşan bu konudaki ilgi yoğunlaşmasını anlamaya çalışırken, internet aracılığıyla inceleme imkânı bulduğum diğer bazı illerin mahalli basın ve yayın organlarında da aynı yoğunlaşmanın olduğunu tespit ettim.
Enteresan bir şekilde her yerde, konuya dair kalem oynatan herkeste bir liste ve sıra düzenleme merakı gördüm. Daha henüz adaylık başvuruları bile başlamamışken, sıralama tahminleriyle birlikte yayınlanan aday listelerine şaşmamak mümkün değil.
Bir yandan, bir anda yoğunlaşan bu medya ilgisini anlamaya çalışırken, benim için daha dikkat çekici ve anlaşılması daha güç olan bir başka enteresan yorum ve yaklaşıma dair düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle. Ortalıkta bu aday listelerinin uçuşmaya başlamasıyla birlikte, kendini Ülkücü veya MHP'li olarak nitelendiren bazı kimselerin daha önce hiç şahit olmadığım bir takım yorum ve ifadelerini duymaya başladık. Bir yerde herhangi bir ismin adaylığından bahsediliyor, birileri hemen "Onun hakkı canım. Şunları yaptı, bunları yaptı. Şu kadar uğraştı, bu kadar uğraştı. Milletvekili olmak hakkı v.s…" diye söze başlıyor. 40 yıldır bu camianın mensubu olan biri olarak, gerçekten de çok tuhaf geliyor bu ifadeler bana. Bu camiaya mensup insanların kullanabileceği bir ifade tarzı değildir bana göre bu ifade tarzı. "Hangi hak kardeşim? Neyin hakkı? Kimin hakkı?" diye çıkıştığımız zamanlarda oldu bu tiplere.
Milletvekilliği, bir hizmet ve görev yeridir. Onu bir hak, ödül, ikram veya bağış olarak görmek, en ölçülü ifadesiyle ahlaksızlıktır. Kime, neyin hakkını tahsis ediyorsunuz ki? Neye göre bir hak tahsisi yapıyorsunuz? Bu tarz bir yaklaşım ve değerlendirme, Milliyetçi Hareket Partisi geleneğinde var olmayan bir yaklaşım tarzıdır. Ülkücü terbiye ile hiç bağdaşmayan bir değerlendirme tarzıdır. Bu camianın idealleri ve iddialarıyla örtüşmeyen bir değerlendirme biçimidir.
Eğer bu hareket ve bu camia adına atılan birkaç adım, harcanan beş-on kuruş veya feda edilen üç- beş günlük zaman, bir kısım insanlar için hak sahipliği belgesi yerine geçiyorsa; inandığı dava uğruna canından vazgeçmiş şehitleri var bu camianın, acaba onlar için nasıl bir hak üleşimi yapacaksınız çok merak ediyorum. Eğer konu bir vatandaşlık hakkı olarak değerlendiriliyorsa ona bir diyeceğim yoktur. Yasalarda ve parti tüzüğünde belirtilen aday olma vasıflarını haiz her ülkücü, liyakat noktasında zaafı bulunmayan her Milliyetçi Hareket Partisi mensubu, milletvekili adayı olmak hakkına sahiptir. Adaylar arasında bir tercih ve sıralama belirleme yetkisi de mevcut şartlara göre, partinin yetkili ve ilgili birimlerinin irade ve sorumluluğu dâhilindedir.
Özellikle bulundukları görevlerden istifa etmeleri sebebiyle adaylık kulislerine isimleri erken düşen bazı arkadaşlarımıza tavsiyemiz odur ki; yakın çevrelerinde bulunup, kendileri için hak tahsisi çığırtkanlığı yapan tiplerden uzak dursunlar. Eğer bunu bilmeyerek veya farkında olmayarak toyluklarından yapıyorlarsa, bundan vazgeçirsinler. Zira, bu tip çığırtkanlıkların doğurabileceği en kolay sonuç, tabanda fitne oluşturmaktır. Bugünden başlayacak bir fitnenin, seçim zamanına kadar hangi boyutlara ulaşabileceğini varın siz hesabedin. Sadece kendi nefsi adına düşünüp, davrananlar için bir şey diyemem ama, birazcık millet ve memleket meseleleriyle ilgili endişesi olan herkes için; Milliyetçi Hareket Partisi'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekası ve istikbali adına vazgeçilmezlerinden biri olduğu inkârı mümkün olmayan bir gerçektir. Endişe ve hassasiyet taşıyan herkesin, bu gerçeğin farkında olarak davranması gerektiğini düşünüyorum.



Yazı Tarihi : 10 Ocak 2011 Pazartesi
Bu yazı 339 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

hakan ak @ 20.01.2011 16:03:16
turna @ 20.01.2011 01:13:13
Zihni bey, Ankara'da oturdukları koltukları bırakmamak için türlü entrikalar çevirenler Ülkücü oluyorda bizim içimizdeki İnsanlar Milletvekili olmak isteyince ahlak ve Ülkücülükten bahsediliyor.
ANKARA'NIN BENCE YARISINDAN FAZLASININ ÜLKÜCÜLÜKLE FALAN İŞİ YOK ONLAR SADECE KOLTUKLARIMIZI SAĞLAMLAŞTIRALIM BİZ BURADA OLALIM DERDİNLER... SAYGILARIMLA
sait subaşı @ 19.01.2011 11:55:24
Duyun artık sesini,
İllede adayım mı demesini bekliyorsunuz.
Yazıklar olsun size ya.
Ahde vefa sizin semtinize uğramamış belli.
Ömre Bedel @ 16.01.2011 15:25:03
Sevgili "Ülküdaş" rumuzlu kardeşim;
Bir prensibimi ihlal ederek size cevap yazma ihtiyacı duydum.Sanırım bana bir şekilde, en azından telle ulaşabilme imkanınız vardır.Eğer ulaşırsanız, Milletvekilliği makamının bir hak olarak özellikle bir ülkücü için değerlendirilemeyeceğini size anlatabilirim. İsteseniz yazıyı bir kez daha baştan sona okuyun ama anlayarak okuyun lütfen. Bir kez daha söylüyorum Bir ülkücü için milletvekilliği hak değil, bir görevdir sadece. Liyakati ölçüsünde üstleneceği bir görevdir. Sevgi ve sayglarımla..
Zihn Açba @ 12.01.2011 12:40:00
Ülkücülük, Şahsiyetçilik ve ahlakçılık dokuz ışıktan üçü?
Milletvekilliği bir ülkücü olarak önce sizin hakkınız, hakkınız değil diyen ahlaksızdır. Bunu yüksek sesle seslendiren de çığırtkan değil, ülkücünün hakkını teslim eden ? haksızlık karşısında susan şeytan değil? ÜLKÜCÜDÜR.
Ama İstanbul il başkanı İhsan Barutçu, Tekirdağ il başkanı Yunus Meral?ın daha çok hakkıdır. Sebebi biri üç dönemdir biri iki dönemdir il başkanıdır. Ülkücülerin ve MHP?lilerin acısında ve sevincinden yanında olmuştur. Ailelerini ve işlerini ihmal etmek zorunda kalmışlardır. Sadece paralarını ve vakitlerini vermemişlerdir.
Bunlar gibi şahsiyetlere bu hareketin ihtiyacı vardır. En iyi siz bilirsiniz ki güzel günlerde ülkücü olmak kolaydır. Ülkücü zor günlerin adamıdır. Ülkücülük sıra dışılıktır. Ülkü ile kal.
Ülküdaşın
ülküdaş @ 10.01.2011 20:38:05
Ülkücülük, Şahsiyetçilik ve ahlakçılık dokuz ışıktan üçü?
Milletvekilliği bir ülkücü olarak önce sizin hakkınız, hakkınız değil diyen ahlaksızdır. Bunu yüksek sesle seslendiren de çığırtkan değil, ülkücünün hakkını teslim eden ? haksızlık karşısında susan şeytan değil? ÜLKÜCÜDÜR.
Ama İstanbul il başkanı İhsan Barutçu, Tekirdağ il başkanı Yunus Meral?ın daha çok hakkıdır. Sebebi biri üç dönemdir biri iki dönemdir il başkanıdır. Ülkücülerin ve MHP?lilerin acısında ve sevincinden yanında olmuştur. Ailelerini ve işlerini ihmal etmek zorunda kalmışlardır. Sadece paralarını ve vakitlerini vermemişlerdir.
Bunlar gibi şahsiyetlere bu hareketin ihtiyacı vardır. En iyi siz bilirsiniz ki güzel günlerde ülkücü olmak kolaydır. Ülkücü zor günlerin adamıdır. Ülkücülük sıra dışılıktır. Ülkü ile kal.
Ülküdaşın
Ülküdaş @ 10.01.2011 20:37:51
Online Ziyaretçiler
-