Sakaryaspor asla sadece Sakaryaspor değildir!
SAKARYASPOR'da "özlemle" beklenen istifa nihayet gerçekleşti de cümle aleme bir rahatlık geliverdi, Rauf Batuboylu'nun büyük fedakarlığı sayesinde!
Ama bitmedi!
Hala "Tanrılar kurban istiyor!"
Bitecek gibi de görünmüyor. Şimdi de "hani nerede yönetimi eleştirenler. Neden ortaya çıkmıyorlar" geyiklerini dinlemeye başladık. Bu inceden hesap sormanın altında aslında "yönetim istenmiyordu, ama şimdi kimse aday olmuyor!" tedirginliğinin yattığını biliyoruz. Kimse kusura bakmasın ama sapla samanı fena halde karıştırıyoruz biz!
Neden mi? Yahu "Sakaryaspor iyi yönetilmiyor, başkan ve yönetimi istifa etsin" demek başka şey "Sakaryaspor'u ben kurtarırım" demek bambaşka şey. Mesela Başbakan'ı her eleştiren acaba "O yapamıyor ben daha iyi yaparım" mı diyor? Hayır böyle bir durum yokki ortada...
Batuboylu yönetiminin istifası istendi diye şimdi dönüp de kamuoyuna "auttan gelen bir topla gol atılmaya çalışılıyor" burası biraz komik ve gereksiz duruyor.
Evet yönetim istifa etmeli, etmeli ama yerine de kim gelecek diye kamuoyu birbirini suçlamamalı! Gelen gelir gelmeyen gelmez. Yoksa "bakın istifa ettik, Sakaryaspor ortada kaldı" gibisinden devasa egolarla uğraşamayız.
Başkan adayı çıkarsa çıkar, çıkmazsa kayyuma gider! Bir bardak suda fırtına koparmanın Sakaryaspor'a bir faydası yok! Hiç olmadı...
Sonra, bu Sakaryaspor dediğimiz şehrin ruhu, rengi bir takıma "köprü altı çocuğu" muamelesini lâyık görüyoruz ama farkında bile değiliz.
Sakaryaspor'un her başı sıkıştığında "Milletvekilleri yardım etsin, Vali sahip çıksın, Büyükşehir Belediye Başkanı neden sessiz" gibi dümbelekten fikirleri de bırakalım artık.
Sakaryaspor'a Sakaryalı Milletvekillerinin, Sakarya Valisi'nin veya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun himayesinde olmasına gerek yok. Her defasında vekilden, bürokrattan, başkana "aman yardım edin" diye haykırılacaksa işimiz pek de iyiye gitmiyor demekki!
Kendi dinamiklerini yaratmaktan artık çok uzaklardaysa Sakaryaspor, o halde zamanın kollarına bırakmaktan başka çare de görünmüyor.
Tekrar etmek isterim, şehrin ileri gelenlerinden yardım istemenin Sakaryaspor'a bir faydası yok. Olsaydı şimdiye kadar olurdu...
Hem böyle davranarak olası bir başkan adayının egosunu hemen "tavan" yaptırmış olmuyor muyuz?
Adaylığı düşünen kişi, bu kadar "kötü(!)" durumda bir futbol takımının başına geçmeyi kabul etmeyi "köy bağışlamış" edalarla kabul edecektir. "Eh madem kimseyi bulamadınız, ben bari sahip çıkayım" bu mu yani Sakaryaspor'un kaderi? Bu mu Sakaryaspor'un hak ettiği onur ve gurur?
Ona buna el açar gibi lanse edilmesi Sakaryaspor'un bambaşka ve "karanlık" sulara yelken açmasını hızlandırıyor.
Vali'nin, Başkan'ın veya milletvekillerinin bir etkinliği olabilir ancak bu etkinlik kulübü alıp bir yere getirmek olmamalı, olamaz da!
Adaylığı düşünenlere en azından manevi destek vermeyi taahhüt edebilirler.
Fazlasını beklemek Sakaryaspor'un geçmişine, başarılarına ve en önemlisi bu kentin sembolünü "küçük görmektir"
Sakaryaspor Kulübü'ne başkan olmak için, yüzbinlerce insanı temsil eden o koltuğa oturabilmek için bir sürü aday kıyasıya bir rekabetin içine girmiyorsa ve bizler "acaba kim gelip kurtaracak?" diye boş gözlerle sağa sola bakıyorsak demek ki bu kulübün başkanı olmak eskisi gibi cazip değil!
Bu hale gelmesindeki en büyük sebeplerden en büyüğü, kanımca Sakaryaspor'un her başı sıkıştığında olmayacak kişilerden medet umulmak zorunda bırakılmasıdır. Kendi yağıyla kavrulabilecekken her defasında neredeyse "kıyak" yapıyormuşçasına başkanlığa aday olanların seçildikten sonraki daha ilk haftada sanki zorla başkanlığa getirilmiş gibi herkesten yardım toplamaya girişmesi, ondan bundan destek istemesidir...
Yoksa, Sakaryaspor Kulüp Başkanlığını "dedem"de yapar! Kimse kusura bakmasın...
Binbir nazla başkanlığa aday ol, basın tarafından her gün çarşaf çarşaf resmin basılsın; incir çekirdeğini doldurmayacak beyenatların sürekli manşetlerden "baygınlık versin" kulüp başkanı olduğun için tüm Sakarya'nın sana "müteşekkir" olmasını bekle, paran olmadığı için şehirden, varlıklılardan, bürokrattan, validen yardım iste...
Eeee sonra!
Sonra "ben Sakaryaspor'un Başkanıyım" diye havanı at! Geçsin bu günler artık, geçsin ve bir daha da asla geri gelmesin! Sakaryaspor Kulüp Başkanlığı'nın, o binbir hatırayla, başarıyla özdeşleşen koltuğu "totoşlarınızı" bundan sonra ebediyyen ısıtmasın!
Yeşil-Siyah renklerle bezenmiş, sevenlerinin son ekmek parasını vererek "Yeşil-Siyah" umutlarla desteklemeye her zaman gönüllü olduğu bu kulüp artık "hak ettiği" yöneticilerine kavuşsun...
Sürekli yardım isteyen, para bekleyen, hangi ligde olduğu bile unutulmaya başlanan Sakaryaspor'un hak ettiği değer bu değil, hem de hiç değil!.. (4 OCAK 2011)
Yazı Tarihi : 04 Ocak 2011 Salı
Bu yazı 1 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar