SEÇİM ENSTRÜMANLARI

Zihni Açba

Zihni Açba
Ülkenin seçim sathı mailine girdiği dönemlerde, alışılmışın dışında bir takım gelişmelerin yaşanmasına şaşırmamak gerek. Özellikle bizim ülkemizde, bu olağan dışı gelişmeler olmazsa şaşırmak ve bir anomalinin varlığından endişe etmek gerekir. İşsizler için iş, aşsızlar için aş umududur seçim arifeleri. Siyasete ve ülke meselelerine şu veya bu şekilde ilgi duymaya başladığım yaklaşık 40 yılı bulan bir zamandan beri yaşadığım bütün seçim dönemlerinde, bu durumun sadece tek bir istisnasını gördüm o da 57. Cumhuriyet hükümetini sona erdiren 3 Kasım 2002 seçimleridir. Kim ne derse desin o seçimler öncesinde, iş başında bulunan hükümetin, iktidar nimeti sayılabilecek hiçbir imkânı, seçim rüşveti olarak kullandığına şahit olmadığım gibi, tanıdığım birçok yetkilinin seçim yatırımı olarak değerlendirilir endişesiyle bir takım rutin faaliyetlerini bile askıya aldıklarını biliyorum. Bu benim kişisel tespitimdir ve o döneme ait aksine bir hadiseye şahit olan varsa ve eğer bir şekilde bize ulaşırsa, muhatapları her kim olursa olsun bu köşede, hem de büyük harflerle yazacağımdan hiç kimsenin endişesi olmasın.
Birkaç aydan bu yana, yani 12 Eylül Anayasa değişikliği referandumunun arkasından, 2011 Haziranında yapılacak genel seçimlerin gündeme girmesiyle birlikte, ülkemizin aslında ne kadar geniş istihdam imkânlarına (!) sahip olduğunu hayretle görüyoruz. Meğer resmi kurum ve kuruluşlarımızda ne kadar çok kadro açığı ve geçen seçim döneminden bugüne işsiz aşsız dolaşan insanlarımız için ne kadar da fazla istihdam imkânlarımız varmış da haberdar değilmişiz. Hadi bizim sıradan vatandaşlar olarak bunlardan haberdar olmayışımız normal bir şey de; devlet yönetimini üstlenmiş, devlet kademelerinde üst düzey makam ve mevkileri işgal eden kocaman kocaman (!) adamların da bundan bihaber olduklarına inanmak çok zor. Her ne hikmetse bu zevat, seçimlere altı ay kala her gün yeni bir kadro boşluğunun varlığını fark ediyor ve her gün yeni bir kurum veya kuruluş için "Şu kadar eleman alınacaktır…" açıklamaları yapılıyor. Tabii yeni fark edilen bu kadro boşluklarının doldurulması ve neredeyse yüzde 15 lere varan işsizler ordusunun hayallerinin gerçekleşmesinin, sadece küçücük bir şartı var. Haziran ayında yapılacak olan genel seçimlerde; AKP' nin, Sayın Erdoğan'ı önce tekrar Başbakanlık koltuğuna oturtacak ve sonrasında da Cumhurbaşkanlığı makamına ve hatta Başkanlık makamına taşıyacak yasal ve anayasal düzenlemeleri gerçekleştirebilecek bir çoğunluk oyuyla iktidara gelmesi gerekiyor.
Öyle zannediyorum ki; son zamanlarda henüz dublajına bile fırsat bulunamadan vizyona sürülen "İki dilli yaşam" filminin senaryosunu yazanların da bu seçimlere yönelik beklentileri aynı. Muhtemelen İmralı talimatlı olduğunu düşündüğümüz, bir anda ortaya atılan bir "Çift dilli yaşam" zırvalaması, hemen arkasından bu zırvayı dillendirenlerin "Ya! Biz öyle demek istemedik v.s…" gibi sözüm ona düzeltme beyanları ve hepimizin malûmu olduğu üzere Sayın Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP sözcülerinin, en yüksek perdeden yağıp, gürlemeleri. Sözümüzün başında da belirttiğimiz gibi, biz bu memlekette 40 yıldır siyaseti ve siyasi literatürü şu veya bu şekilde izleyen ve bilen bir insanız. Sayın Erdoğan'ın ifade tarzıyla tabiri caizse biz de siyaset zemininde dans eden birçoklarının cemaziyülevvellerini biliriz. Bu yağıp gürleme döneminde öyle tiplerin ağzından, öyle cümleler döküldü ki kulaklarımıza inanamadık. Birazcık zekâ kırıntısı taşıyan herkesin görebileceği bir gerçektir bu "İki dilli yaşam" safsatasının, esas itibarıyla "İki Partili Meclis" projesinin derme çatma enstrümanlarından biri olduğu gerçeğidir. Özellikle doğu ve güneydoğuda yaşanan terör ve üniter yapımıza yönelik tehditler konusunda sekiz yıllık iktidarı boyunca yaptığı yanlışlardan AKP zihniyetini arındırmak ve sözüm ona milli bir duruş sergiler görüntüsü vererek, halkın büyük bir kesiminde oluşan sert tepkiyi yumuşatabilmek ve bu tepkinin sandığa yansımasına bir şekilde engel olmaktır maksat.
Önümüzdeki günler, daha birçok gelişmelere ve değişmelere gebe gibi görünüyor. İki partili meclis senaryosunu vizyona sürmek isteyen mihrakların, siyasi dublörlerinin ellerine daha ne gibi enstrümanlar tutuşturacaklarını bilemiyoruz ama, mevcut iktidar ve muhalefet anlayışıyla şekillenecek iki partili bir meclisin, Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istikbali açısından en büyük risk olacağına inanıyorum.



Yazı Tarihi : 31 Aralık 2010 Cuma
Bu yazı 164 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Aslanlarım diyeceğim ama siz kurtun bozlarıydınız değil mi?
İtleri tanrı yapıp da kardeş arayanlar,
sadece kendilerini bulurlar etraflarında.
Ancak yürekleri delilerle,
aşk ikilemi geçiren insanlarla yola devam edersiniz.
Sonra da milleti satılmış ilan edersiniz.
Geçmişini bilmeyenlere aziz milletimiz hatırlatmasını biliyor.
Ders alanlar ise,başarıdan başarıya koşuyor.
Çenesi düşükler ve düşük çeneliler,lagalugaya devam.
Şu bir gerçek ki,bu işler için biçilmiş kaftansınız.
Ömre Bedel @ 09.01.2011 15:48:23
Zihni Açba Allah rızası için düşünür, Allah Rızası için söz söyler... Kul ister sevsin, ister sevmesin umrunda olmaz....
Ask İkilemi @ 07.01.2011 19:45:41
Sizde zerre kadar utanma, arlanma Allah korkusu yok be bedelli yorumcu.
Neymiş? Türkeş koltuk uğruna PKK'lıların olduğu hükümete güvenoyu vermişmiş!
Bir araştır bakalım bahsettiğin hükümetin MHP oylarına ihtiyacı varmıymış ki ortada pazarlık olsun?
bol keseden sallıyorsun.
Atma Recep din kardeşiyiz diyecem ama sizin dininiz belli değil ki kardeş olalım.
deliyürek @ 06.01.2011 22:32:43
ömre bedel biz çok şeyleri görüyoruzda sen görebiliyomusun bilmem analar ağlamasın diye haburda pkk şakşakçılığı yaptınız biz çark caddesinde şehitler ölmez diye yürüdüğümüz zaman coplattınız allah görüyor hepsini gün gelir bu hesap sorulur elbet
kaan @ 06.01.2011 21:16:15
Seninde Avşar Beyinden bir farkın yok.
Sanki Türkeş bir kaç koltuk için pkk lıların içinde bulundukları meclise güvenoyu vermediler.
Sanki bahçeli 7 saat süren toplantının ardından sümenaltı olacak evraka imza atmadı.
Zihnin açmazlarda Sayın Açba.
Kalemi elinize aldınız ya,
yapın bakalım düşmanlığınız,
dökün nefretinizi satırlara.
Nasılsa millet size itibar etniyor.
Kara çalmaya devam.
Ömre Bedel @ 03.01.2011 13:50:45
Online Ziyaretçiler
-