Her yıl olduğu gibi, bu yıl da büyük bir şevk ve coşku ile kutladık Kutlu Doğum Haftasını.
Organizasyonun, ülke çapında Diyanet İşleri Başkanlığının önderliğinde, bizzat müftülüklerce takip edilerek yürütülmesi, hem daha düzenli olmasına hem de ilgi ve heyecanın daha yoğun hissedilmesine vesile oldu. Belki birçok kimsenin aklına bile gelmemiştir ama, bana göre ülkemiz ve özellikle de yöremiz açısından bir başka önem daha taşıyordu, bu yıl kutlamaların isabet ettiği dönem. 29 Mart Mahalli İdareler seçimlerinin hemen ardından, böylesine sevgi ve muhabbet vesilesi bir yoğunluğun yaşanması, birçok yörede seçim kampanyaları boyunca oluşan kırgınlık ve küskünlüklerin de bu vesileyle yumuşadığına ve hatta ortadan kalktığına inanıyorum. Dileğimiz odur ki; bu vesileyle gönüllerimizi saran sevgi ve muhabbetin, yüreklerimizi ısıtan sıcaklığın, nefislerimiz ve beyinlerimiz tarafından iğfal edilmeden, ilânihaye devam etsin.
Bu cümleden olarak; bütün İslam âleminde olduğu gibi, güzel ilçemiz Akyazı'da da büyük bir ilgi ve coşkuyla idrak edildi, Şanlı Peygamberimizin kutlu doğum yıldönümü. Akyazı Müftülüğünün, gerçekten de takdire şayan gayret ve çalışmaları ile bana göre maksadına ulaşan bir kutlama programı gerçekleştirildi. Gönül isterdi ki; üç- beş yüz kişinin katılımı yerine üç-beş bin kişinin katılımının hedeflendiği daha geniş bir mekânda gerçekleştirilseydi bu program. Ama her şeye rağmen güzel bir program oldu ve emeği geçen herkese gönülden müteşekkiriz.
Öncelikle Sezar'ın hakkını Sezar'a verdikten sonra, bu kadar güzelliğin arasında adeta bir karaçalı gibi gözüme batan bir çirkin davranışı da burada dile getirmeyi gerekli görüyorum. Önce, kendimce çok çirkin bulduğum bu davranışı, neden görmezden gelemediğimi ifade etmek istiyorum. Kendimi bildim bileli öğretmenler, hocalar (imamlar), müftüler ve Diyanet İşleri Başkanları benim için çok önemli insanlardır. Onlar, herkesten çok bilgili, herkesten çok görgülü, herkesten çok dikkatli, velhasıl erdem ve fazilet alameti olan ne kadar özellik varsa hepsine ve herkesten fazla sahip olmalıdırlar diye düşünür ve öyle kabul ederim. Başkalarında on hatayı hoş görebiliyorken, onlara bir hatayı bile çok görürüm. Bu benim elimde olmayan bir şey. Belki de gönlüm öyle arzu ettiği için böyle düşünüyorum. İşte bu sebeple, sözünü ettiğim bana göre çirkin duran o davranışı hoş göremedim.
Akyazı Müftüsü Sayın Metin Tomurcuk' u hiç tanımam. Hakkında bildiğim tek şey, bir ara basına yansıdığı kadarıyla; bir takım siyasi mülahazalarla tayin edildiği İznik'ten İdari mahkeme kararıyla tekrar Akyazı'da ki görevine geri döndüğü hususudur. Belki bir eksikliktir ama sokakta görsem tanımazdım kendisini. Ama bana göre; taşıdığı kimlik ve üstlendiği görev itibariyle, yukarıda sıraladığım vasıflara herkesten çok, en azından benden daha fazla sahip olmasını beklediğim ve arzuladığım birisiydi.
Kutlamalar çerçevesinde düzenlenen salon toplantısında, bir kere daha ifade etmeliyim ki her şey çok güzeldi. Konuşmacı olarak davet edilen Hatibin üslup ve konuyu ele alış biçimi gerçekten muhteşemdi. Hele Akyazı halkının değişik kesimlerini temsilen protokol sıralarında yer alan misafirlerin her birine birer çiçek buketi sunularak güzelleştirilen final, gerçekten organizasyonda bir zirveydi. Ancak; o salonun protokol sıralarında yegâne siyasi kimlik olarak yer alan Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Sayın Ahmet Birinci ve Belediye Başkan adayı Sayın Rahmi Aktürk' e bu finalde yer verilmeyişi ve birer çiçek buketi sunulmayışı, bana göre bütün güzellikleri gölgeleyen bir çirkinlikti. Diğer siyasi rakipleri YSK kapılarını tırmalarken, programlarını yarıda keserek o salonda bulunmayı tercih eden bu iki kardeşimize karşı sergilenen kabalık ve nezaketsizliğin, hangi endişe veya korkudan kaynaklandığını çok merak ediyorum Sayın Tomurcuk. Umarım, yeni bir tayin korkusu değildir. Çünkü; benim bildiğim müftüler, Osmanlı kadılarının mirasçısıdırlar ve yüreklerinde korku ve endişeye yer olmaz…
Yazı Tarihi : 27 Nisan 2009 Pazartesi
Bu yazı 43 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar