Yalan ve yalancılık bir defa bir yere konuçlanmaya görsün.
Cenab-ı Hakkın en nefret ettiği efalin yalan ve yalancılık olduğunu ve bu ahvalin canhıraşane düşmanı ve de yegane alternatifi olan doğruluk, dürüstlük ve emniyet sahibi olmak anlamında Emin sıfatı Hazret-i Fahri Kainatın en belirgin vasfı olup onu sadece dostları değil düşmanları dahi bu sıfatıylahep öne çıkarmışlardır.
Anlaşılması gereken en önemli özelliğin bu olması gerekirken nedense sureta haktan gözüküp bu işin işletmeciğini yapan her seviyede insanlarımızın görünürde peygamber ahlakını seslendirirken ama uygulamaya gelince en namlı kafiri ve de münafığı aratırcasına münafakat özelliklerini en kabasından en ince noktasına kadar yaşayıp etrafındakilere de yaşatmayı adeta yaratılış maksatları sayıp olmazsa olmaza çevirmektedirler.
Hayatımızın hemen hemen her safhasında değişik simalarla hele hele yalancılarla karşılaşmamış olmak na mümkündür.
Aslında her insanın belirli bir oranda söz kaydırmaları veya verdiği sözleri yerine getirememenin verdiği ezikliğin tesiriyle yalan söylemeye yeltendiğine hep şahit olmuşuzdur.
Ama sayıları az da kalmış olsalar bazı erdemli zevatın yapamayacağı işlerde söz vermeyip encamında da mahcup olmadığı gibi hem hukuku hem de hukukullahı harap etmedikleri için onların başları hep dik yürüyüp arkalarında da destan bırakıp bu darı dünyadan darı bekaya intikal eylerler.
Yani buraya kadar izahına çalıştığım iki kutuptan bahsettim. Bu iki tavrı da kendi yapıları içerisinde imanla küfür nokta-i nazarında normal birer tavır kabul edip tercihe ve hatta bir tarafın menfi olmasına rağmen takdire şayan da görülmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü neticede cüz-i ihtiyar devreye sokularak iyi veya kötü tercihen oynana gelmektedir. Bir insan iyiyi veya kötüyü bilinçli ve de sonucuna katlanılarak yapıyorsa ona şapka çıkarmak gerekir.
Peki öyleyse problem işin neresinde diye soracak olursanız o zaman size esas problemin doğruyla eğri arasında zulalanıp doğrusu oynandığında hep sureti haktanmışçasına eylemlerde bulunup evliya modeli oynarken eğrisi iktidara geldiğinde de hiç zaman kaybetmeksizin orada mekan tutup şaytanı lainin bile akıl edemeyeceği hile, desise ve de canbazlıklarda bulunup parsadan pay kapma oyununu öyle spesifik ve öylesine kaba hatlarıyla aynı aktörler tarafından yapılan filmlerde seyrede ede kafamız karıştı. Bu kadar ednalık hiçbir filmde oynanmamıştır.
Çünkü Yeşilçam'da bile bir kere bir aktriste bir rol biçilip onu oynamaya başlamışsa o zevata bütün filmlerde aynı minval üzere roller biçilir.
Aksi takdirde bir artistin bir filmde iyiyi, öbüründe kötüyü oynaması pek de şık kabul edilmeyen bir adettir.
Mesela rahmetli Erzincanlı Artist Erol Taş özel hayatında çok mütedeyyin ve de tutarlı birisi olmasına rağmen film icabı onun fiziki karakteristiği icabı ona hep tecavüzcü, hain, saldırgan ve de vahşi roller biçilmiştir.
Bu zat hakikaten bu filmleri de bihakkın oynayıp takdire şayan bir sanatçı olmayı kazanmıştır. Yani adamcağız ekmek yediği sanatında yanlış bir rolün bile en güzel bir şekilde ifası için bile gerçek hayatının tezadını oynayıp boşluk bırakmazken bizlerin sıradan hayatımızda rutin işlerimizde ne denli pervasızlıklara duçar olduğumuzu görmemek mümkün değildir.
Biz insanoğluna size buyurulduğu üzere dosdoğru olun fermanı bir taraftan Yunus'un Taptuk Emre'nin ocağına eğri odun sokmaya bile cevaz vermezken adı büyük içi boş ve de loş laşelerin inadına inadına yalan söyleyebilmek için ne kadar zahmetlendiklerine şahit oldukça insanlık vasfına müştereken sahip olmanın verdiği hemcinsiyetimden ar ediyorum.
Bir defa bu kodamanlar için söz verip tersini yapmak hayatın rutin bir efali olarak kanıksanmış olup ilgili bir şey sorulup hey hemşerim bana söz vermiştin ne oldu denildiğinde size hiç de utanmadan size ne zaman söz verdim demekten hiç de utanmazlar.
Vaktaki bu ahvali bilir kendilerine tenezzüle yeltenmeyince de aaa ayrımız gayrımız mı var, neden bize hatırlatmadın derler.
Siz de öyleyse şimdi hatırlıyorum dediğinizde keşke eskiden söyleseydin şimdi Mehmet, Musa, İsa izin vermiyor. Halbuki ifade edilen zevatın olup bitenlerden bihaber olduğunu da bilmeden bir şekilde onlara da hınçlanmanız temin edilme peşrevidir bu taktik. Ha vaktaki bu nevi puştluklara vukufiyet kesp edip her türlü melaneti kanuksayıp uyarlamada iz bırakamadığınızı zannetme zehabına kapılınca da ol zaman size yakıştırılan etiketin büyük adam olduğunu unutmayın.
Peki ya ne zamana kadar? Pek tabiidir ki ayağınız kayıp müstehakkınızı bulana kadar bu hep böyle gelip böyle gidecektir.
Encamınız ankarip ola demekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Velhasılıkelam başmünafık etrafına münafikununu alıp zaman zaman ahval değerlendirmelerine başlayınca da kesinlikle sadra şifa meselelere dokunulmamaya azami gayret sarfedip hep dikkatler olmayan ve de olması na mümkün olan vakalara çekilerek esas gündem bir türlü masaya yaklaştırılmaz. Çünkü bütün puştluklara zaten karar kılınmıştır. Hep birilerinin hakları gasp edilecektir. Bu gaspı setr edebilmek için de birileri birilerine kapıştırılıp gündem hıyarlıklarla meşgul edilecektir ki göz yanılması temin edilip parsa kendisi ve de ayakçılarınca kapılacaktır.
Bu tezgah ve de bu oyun adeta ali cingöz usulü yıllarca hep böyle gelmiş böyle de gidecektir. Gerçi sayıları az da olsa bazı ehli namusun bu gibi ahvale geçit vermediği vakiiyken de bunların sayısı bir elin parmağını geçmemektedir.
Genelde büyük problemler olsa da bazıları en azından işi makule yaklaştırdıkları için şimşek çakmasına mahal vermezken bazı sivri zevatın adeta ahlaksızlıkta nirvana yaptıklarına şahit olan zeki insanlar hem bu fitne ve de yalancılık organizasyonunun közüne fazlaca maruz kalmadan işi tadında da bırakarak durumdan vazife çıkarıp hemen hicrete tevessül eylerler. Doğrudur hicret de sünnettir, ama hiçbir Allah'ın kulu bu yalancılık közüne bir testi su dökmeye tevessül eylemeden mi ölecek oda yoksa teşarşür de mi yok diyoruz.
Encamınız hayrola temennisiyle vesselam.
Yazı Tarihi : 20 Aralık 2010 Pazartesi
Bu yazı 91 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar