Mel'un Bilim, bilmem ama hiç duydunuz mu? Bu kavramı pek tabiidir ki hiçbir kimsenin bu ilmî ifadeyi duymuş olabileceğini zannetmiyorum Bendeniz uzun yılardan beridir melanet teorileri üzerinde beyin jimnastiği yapmak zorunda bırakılmış olmamdan ötürü bu kavramı icat ettim. Haddizatında dünya kurulduğunda bilim mi vardı? Hayır yoktu.
Bilimin mensubiyetleri emek vererek beyin çürüterek disipline ettiler. Biz gureba da asrımızın müptelası olup hayatı zindana çeviren mel'unluk emrazından çok mağdur olmamız hasebiyle bu illete karşı dinamizm kesbedip ayakta kalabilmek amacıyla sayü gayret göstermemiz münasebetiyle başta mel'unları, melaneti ve sonuç olarak ortaya konulan bu Bizans oyunlarının duçarları olarak parçayla bütün ilişkilerini kurarak ortaya konulan dehşet nüma ahlaksızların ciddi, ciddi bir mel'un bilim oluşturduğumu tespit edip zaptı rapt ve neticeten insanoğlunun ahlakî, insanî, iktisadî, siyasî ve ruh dünyasını ifsatla meşgul olan ve çağımızın post modern illeti olan bu çaput yüzlülerin bir bakıma mütesettir ideolojilerini aralayarak ilan ediyor ve bütün insanlığın din, mezhep, ırk gibi belirleyici ayrılıklardan elini çekip haddizatında bu melanet erbabının münafıklıkları ve bu münafıklık faaliyetlerinin yeryüzünü nasıl da çaktırmadan birbirine kırdırdıklarını ve aradan sıyrılabildiklerine dikkatleri çekmek istiyoruz.
Binaenaleyh bu nifak erbabını ve de gizli faaliyetlerini tespit ve tağyir edebildiğimiz ölçüde yeryüzündeki bütün ifsat mekanizmalarının faaliyetlerinin suya düşüp akamete uğrayabileceğine bir inanabilsek dünyadaki bütün kavga, gürültü, sömürü ve bunlara bağlı olarak kan, intikam ve açlık problemlerinin en kısa zamanda nasıl da sona ereceğine bizler de şaşıracağız.
Pek tabiidir ki melanet olayı dünyanın ilk kuruluşu ve Habil, Kabil kardeşlerin mukatelesi ve bu devasa dünyayı paylaşamamalarından neşet etmiştir.
O gün bugün bu melanet yarışı ivme kazanarak boyutlarını tezellüm üzerine tezellümle katlayarak gelmektedir. Tarih sürekli tekerrürle iştigal ettikçe bu melanetin altından kalkınmasına imkan yoktur.
Halbuki bütün kutsal metinlerde ve hassaten son kitabı mucibinde Hucurat Seresi Ayet 6 da birisi size bir haber getirdiğinde onu araştırıp mutmain olmadan inanmayın; hele, hele araştırmadan taraf hiç olmayın ikazına kulak asılmadıkça yanlışlardan azade olmak mümkün değildir. Neymiş efendim haber kaynağı çok sağlam imiş. Son zamanlarda moda haline gelen meşhur ifadeyle ki Sayın Başbakanımız da bunu sık sık dillendirdiğinden bizim de kullanmamızda birsakınca olmasa gerektir. "Sizin sağlam haber kaynağınızı yesinler". Yine Kuran-ı Kerimde mudayene ayetinde buyrulduğu gibi sözleşmelerin mutlaka kayıt altına alınması güzelce yazılması ve mutlaka en az iki tane de güvenilir şahit bulundurulması esası çok manidardır ve bu esasın bir diğer tarafı da şahitlerin en az yarısının er kişi olması, gerek kadınların duygusal olup tesir altında kalabilmeleri ve meselenin bir diğer tarafı olup gözden kaçırılan rüknünün de er kişiden maksat kişi cinsiyet açısından erkek olsa bile ruhsal olarak erkeklik özelliklerini havi olması esasıdır kanaatimce. Çünkü bu memlekette kadın kılıklı çok er olabildiği gibi er haysiyetli erkek Fatma ve kara Fatma'larımızı da unutmamak gerekir tespitini zikretmiş olalım. Burada esas olan ruhsal cinsiyet olsa gerektir diyorum. Malum olunduğu veçhesiyle Mel'un Bilimin aktörleri münafık , yani kafirlere bile dua okutan erzeli rüzela mahlukat. Bendeniz de bilvesile bir Mel'un Bilimci olarak mel'unların ne denli amansız, kuralsız ve de ahlaksız olduklarına defalarca şahit olduğumdan ötürü mütehassısı sayılırım. Ama yanlış yapıp kul hakkını ihlal etmemek için birilerine kolay,kolay mel'un damgası vuramam. Ona en az üç tane şans tanırım ama bazıları var ki hatırların hatırı için çeyrek veya yarım asır katlana geldiklerinden meşhur bir iti dün gece rüyamda gördüm. Yine alışılagelip ednalık kespettiği gibi el, kol, yüz ayak hareketleri ve elfazı lain kullanmaktaydı. Bu fakir de tavırlanmak sadedinden eşşek gibi anırmaya başladım ve rüyamda öyle anırmışım ki uyumakta olan ev ehli uykudan uyanarak beni de uyandırarak hayrete düştüklerini söylediler. Hemen kendime gelip tövbe estağfurullah çekip sabah olunca da hemen devrin teoloji alimi Emin Efendiyi arayarak rüyamı yorumlattım Hoca Efendi bana evladım eşek üç zarurete binaen anırır:
1- Karnı acıktığında,
2- Cinsel iştahı kabarınca,
3- Cin, peri ve şeytan görünce.
Bu rüyanda birinci ve ikinci şıklar söz konusu değil; ama üçüncü şık tamamen rüyanla alakalı olsa gerektir. Rüyada gördüğün insan siluetli şeytan sadedinden eşeğin tabii sünneti olan ahvalini gerçekleştirip omu ifşa etmesine işaret edilmektedir. Hakikaten bu tevil yorum benim de aklıma mütenasip düşüp bundan böyle zevatın mel'uniyette nirvana yaptığından en ufak bir tereddüdüm kalmamış olup ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözü mucibince de bundan böyle malum zevata gönül huzuru içinde melanet mümessiliyetini hak kazanmış olup hakkını iadede en ufak bir sakınca olmadığı yönünde gönül huzuruna vasıl olunmuş olduk. Ne yapalım kişi sevdiğiyle beraberdir. Ne ekerseniz faiziyle ona kavuşursunuz.
Bu vasileyle altını defalarca çizerek okuduğum ve her müminin mutlaka okuması ve ondan istifade etmesini istirham ettiğim ve elimdeki kitabın 23.baskısı olduğu, orsan baskıları hariç 100. Baskıyı görmeden ölmek istemediğim "Yaşayan Kur'an Hazreti Peygamber" isimli Prof. Dr. Ali Akyüz'ün Ensar Neşriyatlı eseri Hz. Peygamberi sistematik olarak ayet ve kültür harmanlamasıyla bugüne kadar emsali olmayan bir çalışma yapmış olması hasebiyle kendilerini canı gönülden kutluyor ve daha nice çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum. Evet, sözkonusu eserin 144. Sayfasında yazmaya çalıştığım makalemi adeta taçlandıracak, vuzuha kavuşturacak. Hadiste:
"Allah samimi, içten ve dürüst olmayanı kabul etmediği gibi kulların münasebet standardını da bu esasa göre tespit etmiş ve fıtratın kanununu böyle vazetmiştir. Hz. Peygamber de, üç/dört özellik vardır ki kimde tamamı bulunursa o katıksız münafık olur, bu hususiyetlerden biri ya da bir kaçı bulunursa nifak izleri taşır; yalan konuşmak, sözünde durmamak, düşmanlığında kaide kural tanımamak ve güveni kötüye kullanıp hıyanet etmek" sözleriyle doğru, dürüst, samimi ve de güvenilir olmayı imanın en önemli erdemi saymış aksini de nifak göstergesi olarak nitelemiştir". Yine bu hadisi tamamlayan birçok ayetlerden birinde "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emrine muhalefetin her türlüsünün fiziksel olarak küfür derununda ise münafıklıkların yattığını ifade etmek gerekir kanaatindeyiz.
Hz. Fahri Kainatın meşhur bir hadisinde "Birisiyle dost olduğunuzda ona bütün sırlarınızı vermeyin belki birgün gelir de düşman olursunuz da o bilgileri size karşı kullanabilir. Yine birileriyle düşman olduğunuzda da adavetinizi sonuna kadar götürmeyiniz. Çünkü bir gün gelir de barışır dost olursanız yanlış yaptığınız adamcağızın yüzüne bakamaz olursunuz" nasihati bizim için her zaman hususiyetini taşıyabilecek azamete sahiptir. Yok eğer kendinize ve de uyarlayacağınız zulmün size kar kalabileceği zehabına da kapılacak olup haddi ve de hududullahı aşacak olursanız bir gün gelir her şey sizin istediğiniz, planladığınız gibi gitmeyip başkalrına hazırladığınız tuzaklara kendiniz duçar kalırsınız. Çünkü gayretullaha da dokunmaya pek gelinmez. Gözünüze kestirdiğiniz garip gureba ona ait olur da ki o da kendi ifadesiyle ben tuzak kuranların en dehşetlisiyim buyurmaktadırlar. Hayat üslubu haline getirmiş olduğunuz alışkanlıklarınızın serüveni olarak hedeflerinize kilitlediklerinizi sanki siz yaratmış ve siz rızıklandırıyormuşcasına canınızın istediği gibi köşeye, daha köşeye ve de en köşeye sıkıştırıp onu tam telef edecekken birden bir maraz ve de araz baş ağrısı ve bilvesile tebabet tevziine ve hey hemşerim beyninde tümör gelişmiş onu alacağız teşhisi ve de kafanız matkapla delinir, tümör alınır. Biraz kendinize gelirsiniz. Yine ağrılar kesilmez. Meğer tümör dşiymiş sürekli doğuruyor. Artık dünyanız kararmış ve hedefinize kilitlenen zavallılar size unutturulmuştur. Geriye tek isteğiniz kalmıştır. Bir an önce emaneti sahibine tevdi edip kabir azabı ve sizi afiyetle midesine indirmeyi bekleyen haşerat. Artık siz bir hiç bile değilsiniz. Bir ömür boyu etrafınızı söğüşleyip kendilerine servet bıraktığınız aile efradınız bile bu zavallı bir an önce nalları dikse de kendisinden kuryulsak niyazında bulunurlar ve nihayet güzel haber yayılır, adamcağız kurtuldu denilir. Halbuki kendileri ondan kurtulmuştur da ayıp olmasın diye ona iftira edip kurtuldu derler. Çünkü kurtulmak nerde aslında azabın elim daha yeni yeni başlayacak. Kurtulmuş olsa, olsa ondan zulüm gören mazlum ve mağdurlar kurtulmuş olurlar. Ölüm mazlumlar için bir kurtuluş ama zalimler için hesabın ilk noktası olsa gerektir. Onun içindir ki Mevlana'ya şab-i arus (gerdek gecesi) olan ölüm zalimler için büyük bir zulümdür, onların canları da çok tatlıdır. Bir türlü ölmek istemezler. Bin bir pınardan su getirtip bin bir aktardan otlar devşirip özel macunlar yapıp ölümsüzlük iksirini yakalayabileceklerini hep vehmederler. Ama Yüce Çalap Kitabı Kadiminde ölüm haktır. Onu ne bir saat geri ne bir saat da ileriye almanın na mümkün olduğunu her şeyin olduğu gibi ölümün de onun yed-i kudretinde olduğunu akıl etmemiz için bizlere hatırlatıyor. Vesselam binler selam.
Yazı Tarihi : 12 Aralık 2010 Pazar
Bu yazı 105 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar