Aynalıkavak Yazıları / Fahri Tuna
XX. Yüzyıl dünya tarihine "krallıkların sona erdiği" yüzyıl olarak geçecek.
Halen İngiltere'de, Hollanda'da, İsveç'te filan "krallık/kraliçelik" var, eskiye oranla sureta, yani sınırlı sorumlu…
1959'dan bu yana Türkiye'de yeni krallar türedi.
Ülkemizde "kral" dediğinizde akla Metin Oktay gelir, Hakan Şükür gelir, Tanju Çolak gelir.
Kısacası bu ülkede artık babadan kral "doğulmuyor"; yeteneğinizi çok çalışarak geliştiriyorsunuz, aklınızı yetenek ve çalışkanlıkla birleştirerek (buna biraz da şansı ilave edelim) zamanla "kral oluyor"sunuz.
Türkcell Süper Ligi'nin yarım asrı devirdiği şu günlerde, şöyle bir soru akla gelebilir: Ligde Adapazarı da kral çıkardı mı?
Adapazarlı kral veya krallar var mı?
Var elbette; (bazı şehirler çatlasın) hem de dört tane.
Yaş sırasına göre sayarsak, Aykut Yiğit, Aykut Kocaman, Bülent Uygun, Hakan Şükür.
Tanıtalım istedik size yakından.
KUZU LAKAPLI KRAL: AYKUT YİĞİT
Yıl 1980. Efsane başkan Tuncer Tepe ve yönetimi işbaşında, 1965'ten bu yana "2. Lig'de kendi yağıyla kavrulmayı başaran" Sakaryaspor taraftarları bugünkü adıyla "Türkcell Süper Lig" türküleri söylemeye başlamış. Tepe de, Necdet Niş teknik yönetimine, Fenerbahçe'den 8 oyuncu transfer teslim etmiş… Fırtına gibi esiyor yeşil-siyahlı ekibimiz. Yenal Kaçıra'nın gol kralı olduğu o sezon ipi açık öre göğüslemeyi başarmıştı.
Peki Süper Lig'de nasıl tutunacaktık?
Sakaryaspor altyapısında Ekrem Karaberber'in elinde yetişen, 16 yaşındayken A takımda oynamaya başlayan Sağlıkçı Nuri Yiğit'in küçük oğlu, yani "bizim çocuk" Aykut, dört sezondur Eskişehir orta sahasında adeta "döktürüyor"du. İlk onu transfer ettik. Ardından Orduspor'dan Şenol Çorlu ve Turgay Poyraz'ı.
Yüksek top tekniği, nefis ara pasları, öldürücü plase vuruşları ile rakip kaleci ve defansların "baş belası" olan Aykut, özel hayatında adeta bir sessiz sakin bir kuzuydu. Coşkun'un "imparator", Kazım'ın "Tahamata", Yenal'ın "Tatar" lakabıyla çarpıldığı o günlerde Aykut Yiğit'e de arkadaşları "Kuzu" lakabını taktılar.
"BİR LEFTER, BİR DE AYKUT…"
Aykut'u minik takımda alıp yetiştiren Ekrem Hoca'ya göre, "aşırı zeki, oyunu iyi okuyan, adeta takımı yöneten ve oyunu yönlendiren bir kişiliği vardı. Futbolculuğum ve antrenörlüğümde iki çok büyük yetenek gördüm: Biri Deve İhsan (Ertem), diğeri Aykut Yiğit'tir. Penaltıyı asla affetmezdi, Garanti Bankası"ydı.
Spor yazarı Erol Girişken ise Aykut Yiğit hakkında, "Türkiye'de on sekiz içerisinde, plase-şut isabet yüzdesi en yüksek futbolculardan birisiydi. Bir Lefter'i seyrettim bu özelliklerde, bir de Aykut'u. Çok soğukkanlıydı, iki direği gördü mü, pıt diye köşeye bırakırdı" görüşündedir.
"Kuzu" lakaplı Aykut, ince pasları, plaseleri, önemli anlardaki asistleriyle, dört sezon formasını giydiği yeşil siyahlı forma ile, bir çok maçta Sakaryaspor'u sırtlarken, 3 sezon Sakaryaspor kaptanlığını da üstlendi.
Türkiye 1. Ligi İstatistiklerine göre; Sakaryaspor kaptanı Aykut Yiğit, 1984-85 sezonunda 34 maçta attığı 20 golle "Gol Krallığı" tacını takmayı başaracaktı. Aynı yıl Fenerbahçe'ye transfer olan Aykut, Stankoviç'in "güce dayalı sistemi" içerisinde kaybolup giderken, Altay ve Ayvalıkgücü'nde futbol hayatını sürdürecek ve faal futbolculuğuna son verecekti.
Geriye attığı ve attırdığı birbirinden güzel goller kaldı hafızlarda. Hele iç sahada GS'ı 1-0 yendiğimiz maçta, kaleci Simoviç'e attığı bir penaltı var ki, üstelik tekrarlatıldığı için, iki kez sağ ayağının içiyle, alt doksandan ters köşeye gönderişini, şahit olan hiçbir futbolsever unutamaz.
"BU ÇOCUK ÇOK BÜYÜK YILDIZ OLACAK"
Sakarya gazetesi spor servisinden, kısa dönem askerliğimi yapmak üzere 1984 yılı Nisanında Denizli Kışlasına teslim oldum. Acemilik sonrasında Ramazan Bayramı iznine geldim, günlerden 1 Temmuz. Tepe yönetimi Sakaryaspor'a yine flaş transferler yapmıştı; Galatasaray'dan Kaleci Eser'le Santrafor Sinan'ı, Fenerbahçe'den de Orta saha Özcan'la sağ açık Tavşan Mustafa'yı. 5-6 isimsiz yıldız adayı daha var imza atan. Kulüp binasında imza törenindeyiz. Gazetenin Spor Müdürü Hüseyin Komite, flaş transferlerle söyleşi yaparken, benden de "Fahri, bana yardım ediver biraz, şu isimsizlerle de sen konuşuver" dedi. Orta boylu, çelimsiz, temiz yüzlü gence sordum, "Adın soyadın?" "Aykut Kocaman" diye cevap verdi. Yanında 40 yaşlarında bir yakını vardı, durmadan bana " Aykut'la ilgilenin, bu çocuk çok büyük yıldız olacak" diyordu. İnandım mı, ne yalan söyleyeyim, pek de değil.
O sezon Aykut'un yüzüne bakan olmadı. Lisansı bile üç ay sonra Kulüp 2. Başkanı Ercan Acar'ın özel yardımı ile çıkartılabildi. O bir antrenman topçusuydu adeta. İkinci yarının son 5-6 maçına gelinmişti artık. Sakaryaspor küme düşme hattının çok üzerindeydi, rahattı kısacası. İçerde Malatyaspor'la oynuyorduk. Menajer Ekrem Karaberber, son 15 dakika kala K.Aykut'u (takımda bir de Aykut Yiğit olduğu için, ona küçük, diğerine büyük deniliyordu) oyuna aldı. 3 kez girdi soldan ceza alanına. Kendisine has "sağ ayağını boş geçip sol ayağıyla çalım atma" becerisiyle rakip beki üç kere terse yatırınca, seyirci bir coştu, bir başladı tribünler "Aykut, Aykut" diye inlemeye. O günden itibaren başta Kadıköy Saraçoğlu olmak üzere, tam on beş sene statlar "Aykuuuut, Aykuuut" diye inleyecekti.
AYKUT KOCAMAN ÜÇ KEZ KRAL OLDU
O sezon Aykut Yiğit gol kralı olunca Fenerbahçe'ye transfer oldu. Konuyu bilmeyenler, FB yöneticileri yanlışlıkla, "Küçük Aykut yerine Büyük Aykut'u transfer etti" iddiasında bulundular. Aslında hiçbir yanlışlık yoktu. 1985 Temmuzunda, Aykut Yiğit 20 golle Süper Lig gol kralı, Aykut Kocaman ise hepi topu 5 maç oynamış yeni yeni fark edilen bir oyuncuydu.
1985-86 sezonunda küme düştük maalesef, Aykut Kocaman'ın çabaları da bir işe yaramadı. 1986-87 sezonu ise Sakaryaspor'un ve Aykut Kocaman yılıydı. Erkal Etçioğlu başkanlığı, Necdet Niş teknik direktörlüğündeki takım, 2.Ligde fırtına gibi eser ve şampiyonluğu göğüslerken, Aykut da attığı 14 golle şampiyonlukta en çok pay sahibi oyunculardan birisiydi. 1987-88 yılında ise Sakaryaspor, tarihinin en büyük başarısını yakalayıp Türkiye Kupasını (şimdiki Fortis Kupası) müzesine getirirken, Aykut Kocaman rakip kalecilerin korkulu rüyasıydı artık. 1988 Temmuzunda Fenerbahçe'ye transfer oldu. Tam 8 sezon FB formasını zevkle ve şerefle terletirken, 3 kez Türkiye Süper (1.) Ligi Gol Kralı oldu: 1988-89; 29 gol, 1991-92; 25 gol, 1994-95;27 gol). 1984-2000 arası 16 sezonda (Sakaryaspor'un 1986-87 sezonundaki 2. Lig mücadelesindeki 14 golü hariç) attığı 200 golle Türkiye'de 200'ler Kulübü'nde yer alan beşinci Türk futbolcusu. Türkiye Süper Ligi'nde teknik direktörlük serüvenini sürdüren Aykut Kocaman, "adam gibi adam" duruşu ve tavırları, mütevazı kişiliyle hayatını sürdürürken, özel sohbette durumunu "Türkiye'de yükselmek tamamen bir şans, kısmet işi" diye özetleyecektir.
PEHLİVANLIKTAN KRALLIĞA: BÜLENT UYGUN
Fikret Uygun, 1970'li yılların Adapazarı'nda başarılı bir güreş antrenörüdür. Şekerspor ve Beden Terbiyesinde (şimdiki il müdürlüğü) bir çok yetenekli genci eğitir, milli takıma oyuncular kazandırır; Erol Kemah, Yavuz Erçoban, Kenan Çınar bunlardan bir kaçıdır sadece.
Fikret hoca, 1971 doğumlu oğlu Bülent'te "güreşte istikbal" görmekte, Bülent'in gönlü ise meşin yuvarlaktadır. Bir gün minik Bülent kendisini Sakaryaspor Minik Takımında bulur; Ekrem Karaberber adında sert görünümlü ama altın kalpli bir hoca vardır başlarında. Üstelik oğlu Esat da takım arkadaşıdır. Rahim (Zafer) ve Şaban (Yıldırım) da aynı takımdadır.
Minik, yıldız, genç takım derken yıllar hızla geçer; Sakaryaspor Genç Takımında (hem sahada, hem de dışarıda) en iyi bir kişiyle anlaşmaktadır: Golcü Hakan Şükür. Zaten genç milli takımda da beraberdirler.
Çocuklukları da beraber geçen takım tam bir "neşe kaynağıdır"; herkesin bir lakabı vardır, neredeyse isimler hiç kullanılmaz. Çapa Şaban, Butro Esat, Arap Bülent, Rayko Rahim, Baba Soner, Hasbi Murat, Köstebek Murat, Cello Orhan bunlardan bir kaçıydı.
18 yaşını doldurunca bu genç yeteneklere "gurbet yolu" göründü; Bülent Ankara Şekerspor'a, Esat Düzce Doğsan'a, Şaban Denizlispor'a, Rahim Gençlerbirliği'ne, Hakan Bursaspor'a uçtu. Onlarla 1990 Aralık ayında Yeni Sakarya'da "Gurbet Kuşları" başlıklı bir söyleşi yapmıştım.
HEM KRAL HEM ASKER BÜLENT
Ankara Şekerspor'da öldürücü çalımları, adrese teslim ortaları ile dikkatleri çeken Bülent, birkaç sezon içinde kendisini önce Kocaelispor'da, ardından iki sezon sonra da Fenerbahçe Sükrü Saraçoğlu Stadı'nda buluverdi. Oyun zekası ve tekniğinin yüksekliği yanında, santraforlara "al da at" şeklindeki ortaları ve gol noktalarındaki bitiriciliğiyle dikkat çeken Bülent, 1993-94 sezonunda sarı-lacivertli forma ile 22 gol atmayı başararak, Süper Lig Gol Kralı unvanını kazandı.
Fenerbahçe formasını başarıyla 4 sezon giymeyi başaran ve attığı her golden sonra tribünlere koşup verdiği "asker selamı" ile gönüllerde taht kuran Bülent, ayağının kırılmasının ardından bir daha eski başarılı günlerine dönemedi.
Krallığına, şöhretine ve büyük başarılarına rağmen eski dostlarını hiç unutmayan Bülent Uygun, Sivasspor'u süper Lig'de başarıdan başarıya koştururken, yardımcılıklarına da minik takımdan bu yana yakın arkadaşı olan Esat'ı ve Kaleci Murat'ı getirerek "ekip ve vefa çalışması"nın örneklerini sergilemektedir.
2008-09 sezonunda bitime 7 hafta kala lider Sivaspor'un başında teknik direktör olarak görev yapan, Türk futbol arenasının "mert, efendi, saygılı, milli birlik ve beraberliği her zaman ön planda tutan "Kral Bülent"e teknik adamlık hayatında da başarılar diliyoruz.
18 YAŞINDAKİ HAKAN ŞÜKÜR:
"HİÇ BİR DEFANS BENDEN KAFA TOPU ALAMAZ"
Türkiye Kupası'nı ilk kez müzesine götüren (1988 Mayıs ayı) Sakaryaspor forvetinde Aykut - Sinan uyumu kadar, tertemiz yüzlü saygılı efendi, havaya çıkışıyla, topa yükselişiyle "benden büyük golcü olacak, haberiniz olsun" diye bas bas bağıran 17 yaşında uzun boylu bir genç dikkat çekiyordu: Hakan Şükür.
İç sahada 4-1 yenildiğimiz Fenerbahçe maçında, zamanında dünyanın 1 Nolu kalecisi Sumacher'e attığı enfes bir kafa golü vardı ki, daha sonraki yıllarda milyonların hayranlıkla izleyeceği, avuçlarını patlatırcasına alkışlayacağı "klasik kafa golleri"nin ayak sesleriydi adeta.
Kendisiyle 11 Ocak 1990'da Adapazarı Baltürk Otel'de "hayatının ilk söyleşisi"ni yaptığımda, "yerden yükselen hiçbir topu, hiçbir defans oyuncusu benden alamaz" iddiasında bulunacaktı. Henüz 18 yaşını yeni doldurmuştu, büyük konuşmuyor ama büyük iddiaların adamıydı. Nitekim Türk futbolunda kırmadığı rekor kalmayacaktı.
O gün söyleşi bitiminde "göreceksin Fahri ağbi, bu sezon 16 gol atacağım, var mısın iddiaya" demişti, ben de "10'u geçemezsin" diye takılmıştım, "yemeğine" tutuşmuştuk, nitekim 9 golde kalmıştı. Üzerinden yaklaşık 20 sene geçmesine rağmen şahsıma hâlâ bir yemek borcu bulunan Hakan Şükür'e, Milli Takım ve UEFA Kupası'ndaki attığı gollerle hakkını bin defa helâl ettiğimi belirtmek isterim.
"KRAL, KRAL HAKAN ŞÜKÜÜÜÜÜÜR"
Fenerbahçeli bir babanın oğlu, Galatasaraylı bir dedenin torunuydu Hakan. 1.88'lik selvi boyuyla aslında o bir "basketbolcu" olacaktı ama kader onu minikken girdiği Ekrem Karaberber fabrikasından "Türkiye'nin en büyük golcüsü" olarak mezun edecekti.
Bursaspor'da oynadığı 54 maçta 11 gol gibi "az sayıda" gol atmasına rağmen, Fatih Terim onu önce "ümit" ardında da "A Milli" takımdan hiç eksik etmeyecek, hatta takımın sistemini onun üzerine kuracaktı. 1992'den itibaren Galatasaray ve gurbet günleri başlayacaktı.
Hakan sadece "iyi bir golcü" değildi; "şemsiye santrafor"du da, yani asist yapıyor, pres yapıyor, iki kişilik koşuyordu: Hayatı futbol okullarında ders olarak okutulacak bir profesyoneldi de.
Kırmadığı hiçbir rekor kalmadı: 8 lig şampiyonluğu, UEFA Kupası, A Milli formayla 112 maçta 51 gol, Avrupa Kupalarında 38 gol, Türkiye Süper Liginde 249 gol, üst üste 3 kez gol krallığı; 1996-97 sezonu 38 gol, 1997-98 sezonu 32 gol, 1998-99 sezonu 19 golle.
Türkiye'nin "en büyük kariyerine", "en büyük şöhretine" rağmen o hep Sakaryalı Hakan Şükür oldu, İnter'de 54 nolu formayı giydi hep, çocuklarını alıp Yavuz Ağbi'sinde (Köfteci İsmail) "Islama köfte" yemeğe geldi sık sık. İtalya'ya, İngiltere'ye uçakla "Islama köfte ve kabak tatlısı" gönderildi kendisine sık sık.
Futbolu Galatasaray'da 2008 Mayısında "şampiyon" ve "kaptan" olarak bıraktı; tıpkı 1992'de geldiği sezon "şampiyon" oldukları gibi. Ali Sami Yen tribünleri hâlâ "Kral, Kral Hakan Şüküüüüüür" diye yeri göğü inletiyor. Hakan lugattaki "Kral" kelimesini hak ederek taşıyanlardan.
------------------------------------------------
AYKUT YİĞİT
1959 yılında Adapazarı'nda doğdu. Sakaryaspor altyapısında yetişti. 16 yaşındayken a akımda forma giydi. 18 yaşındayken Eskişehirspor' transfer olan Aykut Yiğit, başarılı 4 sezonun ardından, 2.Lig Şampiyonluğu (1981) üzerine tekrar Sakaryaspor'a döndü. En teknik orta saha oyuncusu olarak dikkatleri üzerine çekti. 4 sezon oynadığı ve bir sezon kaptanlığını üstlendiği Sakaryaspor'da, 1984-85 sezonunda 34 maçta attığı 20 golle Türkiye 1. Ligi (Türkcell Süper ligi)nde gol kralı oldu. Stankoviç'in isteğiyle 1986 yılında Fenerbahçe'ye transfer olan Aykut Yiğit, 1 sezon Fenerbahçe formasını giydi. Ardından Altay'a geçen ve ardından Ayvalıkgücü'nde oynayan Yiğit, 3 kez A Milli formayı giydi. Aykut'u minik takımda alıp yetiştiren Ekrem Hoca'ya göre, "aşırı zeki, oyunu iyi okuyan, adeta takımı yöneten ve oyunu yönlendiren bir kişiliği vardı. Futbolculuğum ve antrenörlüğümde iki çok büyük yetenek gördüm: Biri Deve İhsan (Ertem), diğeri Aykut Yiğit'tir. Penaltıyı asla affetmezdi, Garanti Bankası." Spor yazarı Erol Girişken ise, "Türkiye'de on sekiz içerisinde, plase-şut isabet yüzdesi en yüksek futbolculardan birisiydi. Bir Lefter'i seyrettim bu özelliklerde, bir de Aykut'u.Çok soğuk kanlıydı, iki direği gördü mi, pıt diye köşeye bırakırdı." Sakaryaspor altyapısında antrenörlük yaptı. Sakaryaspor A Takım menajeri iken Sivaspor deplasmanına giden takım otobüsünün 7 Eylül 2002'de Yozgat yakınlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Adı Karaman Mahallesindeki bir ilköğretim okuluna verildi.
AYKUT KOCAMAN
1965 yılında Geyve Doğançay'da doğdu. Spora Eczacıbaşı Jimnastik Takımında başlayan Aykut, futbolla İstanbul Altınmızrak'ta tanıştı. 1984 yılında Sakaryaspor'a transfer oldu. 4 sezon formasını giydiği Sakaryaspor'la 2. Türkiye Ligi Şampiyonluğu (1987, 14 gol kaydetti) ve Türkiye Kupası Şampiyonluğu'nu (1988) yaşadı. 1988-1989 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer oldu ve 8 sezon FB formasını giydi. Takımının iki lig (1989 ve 1996), bir Cumhurbaşkanlığı ve iki kez Başbakanlık kupası almasında önemli pay sahibi oldu. 8 sezon giydiği Fenerbahçe formasıyla 140 gol attı ve 3 kez Türkiye Gol Kralı olarak Kral unvanı aldı: 1988-89 (34 maçta 29 gol), 1991-92 (30 maçta 25 gol), 1994-1995 (25 maçta 27 gol. 12 kez A Milli olan Kocaman, 1996 yılından itibaren 4 sezon İstanbulspor formasını giydikten sonra 1. Türkiye Ligi'nde attığı 200 golün ardından futbolu bıraktı (2000). 1984-2000 yılları arasında (Sakaryaspor'un 1986-87 sezonundaki 2. Lig mücadelesindeki 14 golü hariç) attığı 200 golle, Hakan Şükür (249), Tanju Çolak (240), Hami Mandıralı (219), Metin Oktay (217)'dan sonra 200'LER KULÜBÜ'nün beşinci üyesi ve Türk Futbolunun 5 efsane golcüsünden birisi unvanını aldı.. Kocaman'ın Uluslar Arası Fair-Play Ödülü (CIFP-1996) de bulunuyor. Türkcell Süper (1.) Ligi'nde İstanbulspor (3 sezon), Malatyaspor, Konyaspor ve Ankaraspor'da Teknik Direktörlük yaptı. Aykut Kocaman, kendi yükselişini "Türkiye'de yükselmek tamamen bir şans, kısmet işi" diye özetlemektedir.
BÜLENT UYGUN
1971 yılında Adapazarı'nda doğdu. Sakaryaspor minik takımında futbola başladı. Ankara Şekerspor'un ardından Kocaelispor'a transfer oldu. Başarılı bir orta saha oyuncusu olarak dikkat çeken Uygun, 1993'te Fenerbahçe'ye transfer oldu. Galatasaray'ın şampiyon olduğu 1993-94 sezonunda 30 maçta 22 gol atarak 1. Türkiye Ligi gol kralı oldu. Fenerbahçe'deki 4 sezonda 107 lig maçında 39 gole imza atan Bülent Uygun, ardından Kocaelispor'a verildi. Ayağının kırılması üzerine 1,5 yıl sahalardan uzak kalan Uygun, ardından Dardanelspor, Trabzonspor, Zonguldakspor ve Sivasspor formalarını giydi. 2003 ocak ayında futbolu bırakan Bülent, Sivaspor'da önce menajerlik yaptı, üç sezondur da teknik direktörlük yapmakta, takımı lig liderliğini sürdürmektedir. 11 kez A, 17 kez Ümit, 13 kez A Genç, 14 kez B Genç milli olan Bülent Uygun'un, milli forma altında 8 golü bulunuyor.
HAKAN ŞÜKÜR
1971 yılında Adapazarı'nda doğdu. Spora basketbol ile başlayan Hakan Şükür, daha sonra futbola yönelerek Sakaryaspor minik takımına devam etmeye başladı. 16 yaşındayken Sakaryaspor A takımı formasını giyen Hakan, 2 sezonda Sakaryaspor formasıyla 38 lig maçına 10 gol kaydetti. Ardından Bursapor'a transfer olan Hakan, 54 maçta 11 gol attı. 1992'den bu yana Galatasaray formasını giyen Hakan Şükür, aralıklı olarak kısa sürelerle İtalya (Torino-5 maç, İnter – 24 maç, Parma – 15 maç) ve İngiltere'de (Blackborn-yarım sezon) futbol oynadı. Hakan Şükür Galatasaray'ın üst üste 4 lig (1997, 98, 99, 2000) ve UEFA Kupası Şampiyonluğu'nda (2000) ve Türkiye A Milli futbol Takımı'nın Dünya 3. Olmasında (2002) en büyük pay sahibi olarak tarihe geçti. Türkiye Türkcell Süper (1. ) Ligi'nde attığı 249 golle, 200'LER KULÜBÜ'nün ve Türk Futbolunun gelmiş geçmiş en çok gol atan efsane golcüsü unvanını elde etti. Diğerleri: Tanju Çolak (240 gol), Hami Mandıralı (219 gol), Metin Oktay (217 gol) ve Aykut Kocaman (200 gol). Üç kez üst üste Türkcell Süper Lig Gol Kralı (1996-97, 33 maçta 38 gol), (1997-98, 34 maçta 32 gol) ve (1998-99, 33 maçta 19 gol) oldu. 112 kez A Milli formayı giyerken attığı 51 golle, Türk tarihinde milli forma altında en çok gol atan futbolcu unvanı da elinde bulunuyor.
Yazı Tarihi : 21 Nisan 2009 Salı
Bu yazı 245 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın Tuna
Taraklı Haber sitemiz editörü A.Naci İşsever size iletilmek üzere Hüsnü Gürsel ile ilgili olarak bir yazı gönderdi size bunu nasıl ulaştırbiliriz.
fotometin54@mynet.com
Taraklı Haber
TARAKLI HABER @ 26.04.2009 15:42:18
Yorumunuz hakaret içerdiği için yayına verilmemiştir
NEDIM KURT @ 23.04.2009 10:23:52