Altı yıldır haftada bir gün, siz değerli okurlarımızla hasbıhal etmeye çalışıyorum.
Gerek dünya ve ülke gündemine yönelik gerekse ilimizde ve yöremizde gelişen güncel hadiselere yönelik tespit ve düşüncelerimi, siz değerli okurlarla paylaşmanın ötesinde hiçbir endişe ve beklentim olmuyor yazımı yazmak için masama oturduğumda.
Hiç kimseye bilmediği bir şeyi öğretmek gibi bir ukalâlık içerisinde olmadığım gibi, hiç kimseye düşündüklerimi dikte etmek gibi bir haddini bilmezlik içerisinde de olmadım.
Kendi değer yargılarımın çerçevelediği bir pencereden (Ama bu çerçeve hiçbir zaman at gözlüğü olmadı) görünenleri, hiçbir güç veya menfaat birlikteliğinin etkisi veya tepkisinin korkusunu taşımadan sizlerle paylaşmak, yegâne şiarım oldu.
İnşallah, bundan sonra da böyle olmaya devam edecek.
Bu köşede yayınlanan yazılarıma yönelik her tür tepki ve yorumu, ciddiye alıyor ve mümkün olduğunca okumaya çalışıyorum.
Ölçülü ve terbiye sınırları dâhilindeki her türlü tepki ve eleştiriden, gerçekten memnuniyet duyuyor ve yorumları yanlış bulsam da saygıya değer görüyorum ve bu anlamda gönülden müteşekkirim.
Zaman zaman cevap yazma gereğini fazlasıyla duyduğum yorum ve değerlendirmeler olsa bile, prensip olarak okuyucu yorumlarına hiçbir şekilde cevap vermeyi doğru bulmuyorum.
Böyle bir beklentiyle yorum ve değerlendirmede bulunan okuyucumuz varsa, bu beklentilerine cevap veremediğim için de beni hoş görmelerini diliyorum.
Zaman zaman karşılaştığım bir değerlendirme var ki anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Bazı okurlarımız, ısrarla "AKP düşmanlığı" yaptığımız iddiasında bulunuyor ve "Bu hükümet hiç mi doğru bir şey yapmıyor? Onları neden yazmıyorsunuz?" şeklinde, gerçekten de anlam veremediğim bir soru soruyorlar. Bu konuya bir kez daha üzerine basarak işaret etmek istiyorum ki; gelişen gündem içerisinde yanlış ve eksik gördüğüm her uygulamaya, kimin yaptığına bakmaksızın karşı çıkmak, benim için vazgeçilmez bir prensiptir.
Daha önce de bir yazımda belirttiğim gibi; iktidar sahipleri nezdinde, "Padişahım çok yaşa!" diyenler arasında değil, "Senden büyük Allah var!" diye uyarabilenler arasında olmayı yeğliyorum.
Bu benim hayat felsefem. Bunun AKP veya BKP ile bir ilgisi asla yok. Bugünün iktidar sahipleri AKP ise ve ona yönelik tavrımız ne ise, yarınlarda iktidara gelebilecek bir başka siyasi yapılanmaya karşı da tavrımızın ve yaklaşımımızın aynı olacağından asla kimsenin şüphesi olmasın. Yazımızın başında ifade ettiğimiz değer yargılarımızın çerçevelediği pencereden gördüğümüz eksik ve yanlışları dile getirmemize engel olabilecek hiçbir gerekçe olamaz.
Bu cümleden olarak şimdi ben kalkıp; "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Zeki Toçoğlu, hiçbir ön çalışması ve alt yapısı olmaksızın ortaya attığınız "Kentsel Dönüşüm Projesi" uydurmacasından yaptığınız "U" dönüşü, seçim arifesinde oy kaybı korkusuyla yapılan bir manevramıdır yoksa daha ciddi bir alt yapı çalışmasıyla meseleye sağlıklı bir çözüm üretmek için verilen bir molamıdır? Sanayi Esnafı bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyor…" desem AKP düşmanlığımı yapmış olurum? Veya; yaptığı Irak gezisinden anekdotlar aktararak, işgal kuvvetlerinin Irak'ta işledikleri cinayet ve katliamlar sonucunda bir milyondan fazla kadının dul kalmış olduğuna işaret ederek, "Biz bunun sorumlularından hesap sormayalım mı?" diye kükreyen Sayın Erdoğan' a ne demeliyim? "Helâlin var! Kim tutar seni!" diye tiribün şakşakçılığı mı yapmalıyım? Şayet, "Bu katliamların ve milyondan fazla dul kalan kadının sorumlusu, sizin eş başkanı olmakla övündüğünüz Büyük Ortadoğu Projesi'nin bizatihi kendisidir" dersem, AKP düşmanlığımı yapmış olurum?
Yanlış politikalarınız yüzünden yok olmaya yüz tutan tarım ve hayvancılık sektörünün içler acısı halini dile getirip, "Ben, vatandaşıma 20 milyona et yedirmem!" diyerek adeta üzerine devlet politikası oluşturduğunuz halde, bir yılda fiyatı iki kat artarak neredeyse 40 liraya yükselen et, sayenizde dert oldu desem AKP düşmanlığı mı yapmış olurum?
Her dönemin istismar malzemesi haline getirilen Başörtüsü meselesi' nin tam da seçim arifesinde bir kez daha gündeme taşınmasının esbabı mucibesi nedir diye sorsam, AKP düşmanlığı mı yapmış olurum?
Peki, ne yapalım? Sormayalım mı? Söylemeyelim mi?...
Yazı Tarihi : 08 Kasım 2010 Pazartesi
Bu yazı 156 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar