REKTÖRLÜK SEÇİMİ ÜZERİNE

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
Sevgili hemşerilerim:
malumunuz olduğu gibi 21 Ekim 2010 tarihinde Sakarya Üniversitesinde kıran kırana tebarüz eyleyen böylesine bir rektörlük seçimine sadece Sakarya'mız değil belki de Türkiye'miz bile ilk defa şehadet etmektedir.
Şüphesiz ki her dört yılda bir yenilenen rektörlük seçimlerinin rutin olarak kendi veçhesi olduğu gibi esasen bendenizi alakadar eyleyen veçhesinin son dört yıldan beridir bendenize sinsice uyarlanan mobbinge tahammül sınırlarımın aşılmasına dayanamayarak tam bundan iki buçuk yıl önceleri basına açıklama yaparak rektör adayı olacağımı ibraz etmiştim.
Görüldüğü gibi vakti zamanı geldiğinde de seçime tam bir ay kadar vakit kalınca tekrar medyanın karşısına gerçek adaylığımı yinelemiştim. Bu vesileyle de sırf bir kızgınlığa binaen aday olmadığımı, aynı zamanda çok iddialı bir programımın olduğunu milletimle paylaşmıştım.
Bu on iki maddelik programım halen internet sitelerinde ve basının arşivlerinde muhafaza edilmektedir. İ
steyen varsa tekrardan bakabilirler. Ne hazindir ki programımın hepsine sahip çıka muhataplarım ve de rakiplerimin hiçbirisi nedense programımın ilk üç maddesine hep bigane kalıp sanki duymamışçasına hep sağır olmayı tercih ettiler.
Hâlbuki bütün rakiplerime çeşitli vesilelerle bu üç maddeye de sahip çıkın da beni de aday olmaktan kurtarın dediysem de böyle bir istekle karşılaşamadım.
Öyleyse bu üç madde diye soracak olursanız tekrarlamakta fayda mülahaza ediyorum:
1- Kuran-ı Kerim Enstitüsü,
2- Hz. Fahri Kainat Enstitüsü,
3- Ehlibeyt ve de Tasavvuf Enstitüsü.
Evet, bilakaydüşart rakiplerimin hemen, hemen hepsinin bendenizden daha muhafazakar takılmalarına rağmen nedense böyle bir istek ve de tercihlerinin mevzuubahis olmadığı gibi bu programımıza İlahiyat Fakültesinden de bazı arkadaşlarımızın söz vermelerine rağmen teveccüh göstermeyip hepinizin bildiği gibi rektörlük seçiminde aldığım oy sayısı ikiyi geçmemiştir. Bu söz konusu oyların bir tanesini bendeniz kendi kendime kullandım, ikinci oya gelince de sol tandanslı bir öğretim üyesi sırf Eşek Enstitüsü kurmayı vaad ettiğim için bendenize açıktan oyunu kullandığını gördüm. Yoksa bu talihsiz oyun kime ait olduğuna da bir türlü karar kılamayacaktım. Şu anda kalemimi elime alıp yaradanıma sığınarak durum tespitinde bulunurken vallahi meselenin neresinden başlasam diye şaşırıyorum. Bildiğiniz gibi meslek itibariyle bendeniz sosyoloji profesörüyüm. Çizdiğim her tablonun da sosyolojik bir durum tespitinden öteye gitmeyeceğini de hatırlatmak istiyerek makaleme yoğunlaşıyorum.

Bir defa şunu açık kalbimle ifade etmek istiyorum ki bendenizin hiçbir bağlantı ve de takıntısı olmayan müstakil düşünebile birisi olduğumu zaten bu özelliğime binaen birilerinin cesaretle bendenizi tacizi mubah gördüklerini, bendenize yapılan suçlamanın esasatının da lobisi yok, onu yiyeceğiz cümlesinin kime ait olduğunu bütün canibat fazlasıyla bilmektedir. Vaktaki aday olduk ve dahi söylemlerimizle ve eylemlerimizle de ses getirmeye başlayınca mazarrat kişiler heyecana kapılarak bunun arkasında şu adam var, bu adam var diye internet sitelerine yorumlar yazdılar.
Hâlbuki gelinen nokta da ispatladı ki arkamda hiçbir kimse de yokmuş. Fitne, fesat, tezvirat ehline duyurulur. Ancak şunu da itiraf etmek gerekir ki iki oy almama rağmen bu seçimin nihai galibi de bendenizden başkası değildir. Çünkü ben tek bir oy bile alsam yine kutsal bir mücadele ettiğimin idrakindeydim.
Birisinin diplomasının sahte olduğunu ispatlayarak heyecanı doruğa taşıdığım gibi bu vesile ile büyük bir hizmete ayak olduğuma birçok insan teveccühlerini sundular.
Çünkü hiçbir Allah'ın kulu benim gibi başını işine koyamazdı.
Çok şükür ki biz koyduk ve sonucunu da aldık. Bu emaneti sahibine teslim ettikten sonra daha da enteresanı olan başka bir vahameti paylaşalım. Adaylık açıklamam biraz gecikince haber gönderip hocam, oylarımız senin, deli dolu ancak sen bu üniversiteye miyar olursun.
Hem karşında doğru dürüst aday da yok. Kazansan da kaybetsen de oylarımız senin deyip beni ümitlendirenlere aman ha nolursunuz bana oylarınızı vermeyin boşa gider mi diyecektim. Osman Bölükbaşı gibi tabiidir ki sağ olun demiştim.
İnanır mısınız ben birileri gibi derslerimi asistanlara bırakıp seçim çalışması yapmayıp ders yaptım. Hiçbir Allah'ın kuluna da aman ha nolursun oyunu bana ver demedim.
Sadece medyada gerekenleri seslendirdim, hepsi o kadar. Hele, hele seçim salonunda birçok arkadaşım gelip beni kutlayarak sana oyumuzu verdik, hayırlı olsun demişlerdi.
Hepsinin de adları cebimde yazılı. Daha enteresanı seçim arifesinde sivil toplum kuruluşlarının bazı başkan ve de genel başkanları beni arayıp senin bu projelerini desteklemek adına seni destekliyoruz.
Üyelerimize söyledik, sana oy verecekler. Şimdiden hayırlı olsun. Bir yüksek okul müdürü seçim esnasında yanıma gelerek yemini billâh edip, bir de beni öperek şimdi oyumu sana vermeye gidiyorum deyince ben de kendisine oyunu boş ver nasıl olsa oy vermeyeceksin bize dua et yeter demiştim.
Tam bu esnada çok önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olan ağabeyimiz de masama gelerek senin programını çok beğendim. Biz kendi aramızda karar aldık.
Öbür güçlü adayların yanında gözükeceğiz amma oylarımızı gizlice sana vereceğiz demişlerdi. Hülasa gerek grup olarak gerek telefonla ve de çok tedbirli oldukları için direkt bendenize gelerek hocam nolursun adımızı dillendirme biz gizlice oylarımızı sana vereceğiz. Çünkü bu bizim aynı zamanda bir namus borcumuzdur diyenlerin isimlerini makalemde bir sıralasaydım yer yerinden oynardı.
Neyse onlar bizi aldattı ama biz yine de onları hoş görme makamındayız. Aslında aldığım sonuca o kadar mesrurum ki anlatamam. Allah korusun kazara bir yirmi küsür oy alsaydım bütün üniversite bu oylara sahip çıkacaktı.
Nasıl biliyor musunuz?
İki oy aldım ya. Bu oyların birisi bana ait, o aldığım ikinci bahtı kara oy var ya Allah'tan o oyun kim tarafından verildiğine şahidim.
Oda arkadaşımdan tutun da bütün mesai arkadaşlarım beni arayarak yemini billâh eyleyip vallahi ve de billahi o ikinci oyu ben sana verdim, yoksa tek oyla kalacaktınız derken tam Şener Şen'in muhtarlık seçimine döndü iş.

Ben şahsen bu neticeyi alacağımdan çok emindim.
Çünkü gerek ekonomik imkânlarım ve de gerekse de hiçbir lobinin adamı olmamış olmam bunu gösteriyordu.
Ancak bir sosyolog olarak şunu tespit etmiş bulunuyorum ki ne Kuran'ı Kerim Enstitüsünün ve nede Hz. Muhammed Enstitüsünün sahibi yokmuş.
Sırf bu realiteyi sergilemek adına aday olmam gerekmez miydi?
Hele, hele 28 Şubat döneminde üniversitemize dil uzatanlara duyurulur.
Eğer sizler Kuran'a ve de sünnete irtica diyorsanız işte size ispatı vacibi.
Üniversitemizde bir tane bile mürteci olmadığı ayan beyan ortadadır. Yalnız şu gerçeği de paylaşmadan edemeyeceğim. Şayet rektörlük seçimlerinde öğrenciler de oy kullansaydı en fazla reyi bölümümde ben alacaktım.
Zaman zaman üniversitenin öğrenciye uyguladığı anketlerin sonucunda kendi bölümümde en yüksek oyu aldığımı Sayın Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Elmas tarafıma söylemişlerdi.
Şimdi size tarihi birkaç olayı naklederek makalemizi nihayetlendirelim.
Kısas-ı Enbiyayı okuyanlar bilirler ki tarihte birçok peygamber vardır ki bir tane bile ümmetleri olamamıştır.
Bu durum onların peygamberliklerine de hiçbir halel getirmemiştir. Bir de meşhur Hacıbayram Veli hazretlerinin meşhur hikayesi var.
Devrin hükümdarı Hacıbayram Veliye aşırı muhabbetinden dolayı ferman buyurarak her kim ki Hacıbayram Velinin müridi ise ol kimesne vergiden muaf tutula der demez bunu işiten herkesin bu tarikata mensup kesilmesi münasebetiyle hazinenin boşaldığını gören hükümdar durumu Hacıbayramı Veliye anlatınca bunun üzerine Hacıbayramı veli hazretleri bütün müridana haber salarak ertesi gün çadırının önünde hazır olmalarını emreder. Bilahare müridan toplanır.
Hacı bayramı Veli elinde keskin kamasıyla çadırdan dışarı çıkarak müritlerine seslenerek bugün sizleri Allah rızası için kurban edeceğim sırasıyla içeri buyurun der.
Bir er kişi ile bir de hatun kişi gönüllü olarak içeri girerler. Hacı bayramı Veli tedariklidir.
İçeriye bir koyunu saklamıştır. Siz gizlenin ben bu koyunu kesip kanını dışarı akıtacağım der. Dışarıdaki müritler çadırın kenarından kan akıp feveran kopunca hepsi can havliyle mekânı terk ederler.
Bunun üzerine Hacı bayramı Veli padişaha bir mektup göndererek bir buçuk müridinin olduğunu diğerlerini hepsinden vergi alınmasını beyan edince hem hazine dolar, hem de gerçek müridan tescillenmiş olur.
Hülasa Hacıbayramı Velinin bir buçuk müridi varken bendenizin iki oy almasında hiçbir yüksünecek durum yoktur.
İki oy aldık diye suskunluğa bürüneceğimizi zannetmesinler. Bizler her zaman hakkı ve de hakikati dillendirmeye amadeyizdir.
Bir de meşhur Almanya hatırası var. Alman bir zat Müslüman olup bir Türk hatunla evlenir. Vaktaki Kurban bayramı gelince kendi kurbanını kesmeyi deneyince yüzüne gözüne bulaştırır. Hayvanı da kesemeyip yaralar. Her tarafı kanlar içinde kalır.
Eşi kendisine bak şurada Müslüman lokali var oraya git birisine söyle de gelip bu kurbanı kessin deyince Alman Müslüman ilgili kahveye gider. Elinde bıçak üstü başı kan içindedir.
Burada Müslüman var mı diye seslenince hazırun korkusundan burada Müslim yoktur der. Temel ise hemen tedbiren istavroz çıkarmaya başlar ve de imamı gösterir.
İmam efendi ise yahu iki rekat namaz kıldırdık diye Müslüman mı olduk diye kendisini savunur.
İşte size bir zamane Müslim hikâyesi.
Netice-i kelam kim hayırlı faaliyetler icra edecekse onun rektör olması dilek ve de temennisiyle rektör olacak meslektaşıma bir tavsiyem olacak. Fitne, fesat ve de tezvirata kulak asmasın.
Tarafları yüzleştirerek meseleleri çözsün. Hukuka ve de hukukullaha riayet ettiğimiz ölçüde Allah bizlere yardım edecektir.
Bunun en bariz örneği bendenizim.
Yalnız başıma yürüttüğüm mücadeledir. Vesselam.



Yazı Tarihi : 30 Ekim 2010 Cumartesi
Bu yazı 1229 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bıyıkların Türk ama kullandığın dil arapça... Yazdıklarınızı daha sade bir Türkçe ile yazmayı denesenizi bence daha uygun olurdu.

Süslü kelimlere dayanmak gerçeği olduğu gibi yansıtmamak için yapılır... iyi günler dilerim...
umut @ 13.11.2010 21:23:05
Merhabalar Sn. Hocam ve adaşım. Medyabar sitesini ara bi ara bakar isminizide görürdüm ve adaş olmamız vesilesi ile birde oradaki resminiz ve soyadınız çok ilgimi çektiği için bir kaç yazınızı gözucu ile takip etmiştim ama son yazınızı tamamen okudum ve sizin üni.de hoca olduğunuzu orada gördüm. Hatta aday olduğunuzuda buradan öğrendim. Rektörlük seçimleri için yazdığınız yazınız güzeldi umarım bundan sonrası için hayat daha güzel olur. Bir gün nasip olursa yüzyüzede sizinle tanışmak isterim. iyi günler dilerim...
Hayrullah Köstereli @ 09.11.2010 13:59:40
Değerli hocam, rektör kimdir, rektörlük nedir anlamam bilmem ama bilirim ki insanlar giyindikleri kıyafetlere, payelere ve tezyinata göre bir şey değil, özlerinde ne ise odurlar. Hani derler ya "kimi insan koltuğundan alır değerini, kimi insan ise oturduğu koltığa değer verir". Hikayenin özü budur velhasıl. Ancak hacıbektaş hikayesi (bir benzeri de hallacı mansur için anlatılır) günümüz insanının saiklerini ifade etmede önemli bir mikyastır ki: menfaate gelen çok, külfete gelen ise yok. Elhasıl hocam, rektör olmak isteği de bir menfaat yönelimi değil midir? Eğer siz menfaatlere seslenseydiniz,yani bir tas şerbet sözü verseydiniz sizin de sineğiniz bol olurdu. Bütün gerçekliğiyle var olmak bie ispata muhtaç iken rektör olmak da nedir?
cüneyt taş @ 31.10.2010 16:03:36
sevgili hocam hayrullah şanzumi mağlup olduğun yerde galipsin hocam verdiğin mücadele üniversite tarihinde ibretle okunması gerekir sizi mağlup görenler bilsinlerki kendilerinin ne din ile ne kuran ile bir ilgisi bulunmamaktadır eğer öyle bir şey olsaydı Türk üniversite tarihinde ,ilk defa kuran enstütüsü kurucam diyen bir profösere gerekli ilgi ve alaka gösterilirdi gözün aydın türkiyem sakarya üniversitesinde iltica falan yok onun herkez müsterih olsun hocam yolun açık olsun hocam yanındayız saygı sevgi ve bol muhabbetlerim ile harnamenin büyük üstadına. saygılar akkarizade serbülent
akkarizade serbülent efendi @ 31.10.2010 13:05:43
Güneş balçıkla sıvanmaz. Hocam siz Üniversitemiz için çok büyük bir kıymetsiniz. Rektörlük seçimlerinde elde edilen oyların parametrik bir değeri olmadığını yakından gördük. Senin özgül ağırlığın diğer adayların tümünden daha fazla basıyor. Sakarya Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde tek başına olduğunu biliyoruz. Ama sen tek başına bile Cumhurbaşkanından, Başbakandan Ayetullahlardan, Barak Obamalardan torpilli olduğunu ilan eden bazı rektör adaylarını bile perişan ettin. Adamları birincilik rüyalarından uyandırdın. Olsun hak ve hakikat her zaman yerini bulur. Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler...
Necla Pakel @ 30.10.2010 10:02:26
Hocam kendini boşuna yorma. kimsenin Ehlibeyt enstitüsü, kuran enstitüsü yada ahlak ve fazilet yarışı ile alakası yok. Kimsenin böyle bir derdide yok zaten. Bakma sen milletin dindarlığına yada dindarmış gibi göründüğüne. Para konut avanta meseleleri konusunda biraz kulis atsaydın oy rekortmeni olurdun sen. İlahiyat fakültesindede bir tane gerçek mümin olsaydı sana sadece bu projelerden bile en az bir tane oy çıkardı. İnsanlar karşılarındaki şahısların ahlaki yapılarına yada gözgöre göre hak hukuk yemelerine bakmıyor. Kime ne kadar avanta düşecek bunun hesabındalar. Türkiye her alanda ahlak mücadelesinde mağlup oldu. Son meydan muharebeside İkinci Sakarya Meydan Muharebesiydi. Birincisinde kazandı ikincisinde kaybetti. Geçmiş olsun Türkiyem
Bedirhan İnce @ 30.10.2010 09:50:05
Online Ziyaretçiler
-