Mevsimsel olarak kış mevsimini geride bırakmamıza rağmen ülkemizin üzerindeki kara bulutlar henüz dağılmadı. Kara bulutların ne getirip ne götüreceği pek kestirilememekle beraber bulutların dağılmasının kendi haline bırakıldığını kestirmek güç olmasa gerek. Bu kara bulutların arkasından nasıl bir sonuç ya da fırtına çıkacağını da açıkçası merak ediyoruz.
Ülke gündemimizde yine bilindik ama yöntem farklılığı gösteren konular var. Bu konulardan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılması istenilen faaliyetler dikkat çekmektedir. Bu bölge ile ilgili olarak henüz net bir devlet politikasının olmadığını görebiliyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığı ya da kurumların neyi amaçladığı belirsizliğini korumaktadır.
Öncelikle Türkiye-Ermenistan sınırının açılıp açılmaması konusu tam anlamıyla kaos olarak orta yerde durmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak Devlet siyaseti ile siyasi siyasetin uyum içerisinde yürütülemediği hissine kapılmaktayız. Bu uyumsuzluğun Türkiye çıkarlarının neyi gerektiriyorsa onun yapılması gerektiğine inanıyoruz. Başkasının çıkarlarının bizi ilgilendirmediğini, kendi çıkarlarımızı düşünmemiz gerektiğini ve bu doğrultuda radikal kararlar almamız gerektiğini ne zaman öğreneceğimizi merak ediyoruz.
Türkiye-Ermenistan sınırının açılması konusunda bir yerlere ya da bazı malum devletlere yaranma arayışının terk edilmesi gerekmektedir. Aksi halde taviz kapısının aralanması o kapının ardına kadar açtırılmasına neden olacaktır.
Gündemimizi meşgul eden ve amaca giden yolda araç olarak kullanılan bir diğer konu ise Türk tartışmasıdır. Her nedense ülkemizi ilgilendiren ve iç mesele olan konularda hep etnik yapı ve Türk ismi ön plana çıkarılmaktadır. Türklüğün ve Türkiyeliliğin ne anlama geldiğini tartışmadan yapamaz hale gelmiş oluyoruz. Bu tartışmaya her kesim ve kurum katılmakta, değişik yorum ve açılımlardan bahsedebilmektedir.
Bu tartışmaya katılanlardan olup vatan hainliği düşünmeyenlerin birleştiği ortak bir nokta var aslında. O ortak nokta özetle "Türkiye'de yaşayan ve ben Türk'üm diyen herkes Türk'tür" noktasına gelinmektedir. Ancak bunu tutup da Türkiyelilik ya da Türklüğü kullanarak değişik stratejilerin uygulanmasına basamak yapma arayışına çevirmek bu ülkeye yapılan en büyük kötülük olacaktır.
Hiçbir kişi, kurum, ya da kuruluş terörist ya da terörle mücadele açılımını Türklük ya da Türkiyelilik tartışmasına getirerek kendince açılım yapma arayışına sokamaz. Terörle mücadele etmekten yoruldum, artık ne olacaksa olsun anlamı taşıyan açıklama ve yorumlar yapamaz. Bunu yapmak kimsenin yetki ve görev sınırında değildir.
Terör ve teröristlerle mücadelede her nedense taviz verip af çıkartmaktan başka bir şeyler düşünemiyoruz. Hep taviz vermek zorunda mıyız acaba? Vatana hainlik yapmak üzere örgütlenen ve bu amaçla silahlı mücadele verip binlerce masum insanın canını alan, binlerce vatan bekçilerini şehit edenlere topyekûn af istemenin maksadı nedir? Anlaşılır gibi değil. Vatanın bütünlüğüne kast edip silahlı mücadele veren ve örgütün lider kadrolarını kapsayacak bir yasal düzenlemeyi istemeyi ima dahi etmek çok tehlikelidir. Bu düşüncenin uygulamaya konulması Pkk terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın affına kadar gider. Bu durumda eli kanlı vatan haini terörist başı karşınıza başka konumda dikilir. Bunlar neden düşünülemiyor?
Kuzey Irak peşmergeleri kendilerince bağımsız bir devlet kurma aşamasında yol almaktadır. Kuracakları bu devlet için sorun ve çatışma yaşamak istememektedirler.Amiyane tabirle tereyağından kıl çeker gibi bunu yapmak istiyorlar. Bunun karşısında en büyük engel olarak Pkk terör örgütünü görmekteler. Zira Pkk terör örgütü üyeleri ve lider kadroları Peşmergelerle çatışma ve çekişme içerisindeler. Ve kesinlikle de uzlaşamazlar. Zira aralarına kan davası girmiştir. Bunun da ötesinde Pkk terör örgütü lider kadrosu kurulacak Kürdistan devleti yanında gelecekte oluşturmayı planladıkları Büyük Kürdistan için hep asli aktör ve lider olmayı istemektedir.
Peşmergelerle,Pkk terör örgütünün uzlaşması için başta ABD çok gayret sarf etti.Ancak ABD bunda başarılı olamadı. Son olarak geçtiğimiz günlerde Pkk terör örgütü liderlerinden Murat Karayılan çok önemli bir açıklama yaptı. ABD ve Peşmergelere silahlarını teslim etmeyeceklerini, Kuzey Irak'tan çıkmayacaklarını söyledi. Yani artık Kuzey Irak'ta peşmergelerle Pkk arasında bir iç çatışma arifesine gelindi. Tam bu aşamada bizim bazı yöneticiler devreye girerek af kanununun kapsamının genişletilerek örgüt liderlerini de kapsaması gerektiği anlamında açıklama yapmaya başladı. Bu yaklaşımı anlamak mümkün değil.
Pkk terör örgütü asıl gücünü halen Kuzey Irak'ta tutmakta, Peşmergelerle silahlı çatışmaya hazırlanmaktadır. Bu amaçla sözde komuta konseyi 2009 yılı için ülkemiz sınırları içerisinde tek taraflı olarak ateşkes ilan etmiştir. Pkk'yı ülkemize karşı kullananlara karşı bizim Pkk'yı kullanma şansımız varken neyi nasıl yapacağımızı bilemez halde bulunuyoruz. Yani Pkk Kuzey Irak'ta olduğu sürece kurulması istenilen Kürdistan devletinin hayal olduğunu idrak edemiyoruz.
Ne zaman oynanan olmaktan çıkıp oynayan olmayı becereceğiz merak ediyoruz.
Yazı Tarihi : 16 Nisan 2009 Perşembe
Bu yazı 118 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar