Neyin meselesidir, kimin meselesidir, niçin meseledir, niye meseledir hatta meselemidir değilmidir bilinmez ama; değişik zamanlarda bir şekilde bu "Başörtüsü Meselesi", temcit pilavı gibi her defasında yeniden ısıtılarak Türkiye'nin gündemine sokulur. Konunun teferruatına girmeden önce, bir hususa işaret etmekte fayda görüyorum. Bir şekilde kanayan bir yara haline getirilen bu problemin sebep olduğu mağduriyetlerden, fazlasıyla nasibini almış biri olarak ele alıyorum bu konuyu. Eşim, bu başörtüsü meselesi yüzünden iki defa okulundan atılmış, dört yıllık İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini sekiz yıl gecikmeyle oniki yılda bitirebilmiş ve bu gecikme dolayısıyla mesleğine sekiz yıl geç başlayabilmiş bir avukattır. Yani hariçten gazel okuyan veya meseleden siyasal rant sağlamak gibi bir beklentisi olan biri olarak değil, meselenin sıkıntılarını bilfiil yaşamış biri olarak dile getiriyorum konuyu.
Gerçekten de kimin meselesidir anlaşılır gibi değil. Bir dönem bakıyorsunuz, rejimi tehdit eden en tehlikeli silah olarak, sözde laiklerin hedef tahtasına oturtularak ülke gündemine yerleşmiş; bir başka dönemde bakıyorsunuz, "Din elden gidiyor" çığlıklarıyla din simsarlığı yapan bir takım siyasetçiler eliyle adeta parti flaması haline getirilerek, gündeme taşınmış. Küçük anekdotlarla, şöyle bir hatırlamaya çalışalım geçmişte yaşanan bazı olayları. Aralık 1995 seçimleri sonrasında sandıktan seçimin galibi ve hükümet kurma görevini üstlenecek olan siyasi partinin Genel Başkanı olan zat, seçim sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmesini yapıyor Tv. Ekranlarına; "Bundan sonra Profesörler, Rektörler, dekanlar, başörtülü kızlarımızın önünden düğme ilikleyerek geçecekler!...". Hani derler ya; "Al sana bir kaya, nerene dayarsan daya". Tam da bu gibi durumlar için söylenmiş gibi. Hemen ardından sözde laikçi cephenin "Rejim elden gidiyor" çığırtkanlıkları ve iki istismarcı cephe arasında süren kayıkçı kavgasıyla oluşturulan suni gündemlerle geçen iki yılın ardından, gelsin o meşhur "28 Şubat süreci" masalı.
Konuyla ilgili olarak çok ilginç bulduğum için Sakarya' dan da bir örnek olay aktarmak istiyorum. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki öğrencilere yönelik başörtüsü yasağına karşı tepkilerin gündemde olduğu dönemde, bir siyasi partimizin Sakarya milletvekilleri ve İl Başkanlığı tarafından yapılan bir açıklama, çok dikkat çekiciydi. Sakarya Üniversitesinin Eğitim ve öğretime başlayacağı gün, okul önünde oluşturacakları kalabalık bir kortejle başörtülü öğrencilere çiçek dağıtarak, sözüm ona Marmara Üniversitesindeki baskıları protesto edeceklerdi. O dönem görevde bulunan Sakarya Üniversitesi yetkililerinin, bu siyasi partinin İl Başkanı ve milletvekillerini ziyaret ederek; "Ne olur yapmayın böyle bir eylemi. Bizim okulumuzda herhangi bir sıkıntı yok. Böyle yaparsanız, gözler buraya yönelir ve burada da sıkıntılar başlar." diye defalarca ricada bulunduklarını, çok iyi biliyorum. Buna rağmen o milletvekilleri ve il yöneticileri o eylemi gerçekleştirdiler. Sonuç mu? Sonuç, herkesin beklediği gibi. O eylemin ardından, Çevik Bir cuntasının bir uzantısı olarak YÖK' de görev yapan Strateji Kurulunca görevlendirilen üç gözlemci Sakarya Üniversitesine geldi ve sonrasında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okuyan kızlarımızda, Marmara Üniversitesindeki öğrencilerle aynı sıkıntıları yaşamaya başladılar.
Konunun çözümü noktasında en ciddi adım 2008 yılında atılmış, ancak çok ilginç bir şekilde bu adım da engellenmiş ve bu kangren olmuş yaranın devamı sağlanmıştır. Geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı bir açıklamayı, bu engellemenin nasıl yapıldığını en açık ve öz biçimde ortaya koyduğu için aynıyla buraya alıyorum.
"Yükseköğretim kurumlarında başörtüsü sorunu siyasi istismar aracı ve inanç temelinde bir kamplaşmanın malzemesi haline getirilmiştir" görüşünü ifade eden Bahçeli, bu sorunun toplumsal huzursuzluk ve gerginlik kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirtti.
MHP ile AKP'nin bu konudaki 2008'deki ortak girişimleri, bu süreçte yaşanan gelişmeler ve Anayasa Mahkemesi'nin kararının kamuoyu tarafından bilindiğini vurgulayan Bahçeli, 28 Ocak 2008 tarihinde MHP ile AKP arasında varılan mutabakatın iki unsurdan oluştuğuna işaret etti. Anayasa'nın 10. ve 42. maddeleri ile Yüksek Öğretim Kanunu'nun Ek 17. maddesinin değiştirilmesi konusunda iki parti arasında yazılı anlaşmaya varıldığını ve bu mutabakatın imza altına alındığını kaydeden Bahçeli, bu süreci şöyle aktardı:
"Bu mutabakatın Anayasa değişikliklerine ilişkin bölümü 9 Şubat 2008 tarihinde gerçekleştirilmiş, ancak AKP, ikinci bölüme ilişkin anlaşmadan rücu etmiştir. Bunun sonucu bir bütün olan mutabakatın bir ayağı topal kalmış, süreç sonuçsuz bırakılmıştır. Anayasa değişiklikleri de CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından 5 Haziran 2008 tarihinde iptal edilmiştir".
Bilindiği gibi, son günlerde bu "Başörtüsü meselesi" yeniden gündeme taşınmış ve 2008 de meseleyi çözümsüzlüğe sokan iktidar ve ana muhalefet partileri, konuyla ilgili olarak birbirlerini samimiyetsizlikle itham eder duruma gelmişlerdir. Görünen o ki; biri bir ucundan, diğeri öteki ucundan tutarak, 2011 de yapılacak seçimlere kadar çekiştirip duracaklar Üniversiteli kızlarımızın başörtüsünü. Bütün ümidimiz ve dileğimiz o dur ki; çekiştirirken parçalamazlar da kızlarımızın başlarında kalır örtüleri ve bu karşılıklı istismar siyaseti de sona erer.
Yazı Tarihi : 18 Ekim 2010 Pazartesi
Bu yazı 180 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
ömre bedel... yorum yazmışsın.bende bi yorum yazsyım.camiler kışlamız minareler süngümüz dedi tayyip erdoğan ,bu billet inandı oy verdi .şimdi ak partiyi sıkıntımı aldı acaba başörtü meselesi gıdıklanmaya başlandı .bu bu meseleyi 10 yıldan beri tek başına iktidar olan ak parti çözemedi şimdi seçimlere sayılı zaman kaldı tekrar ısıtılmaya başlandı bu kadar istismar han gi partide görüldü .yazık yazık çok yazık.bu akparti bu siyaseti iyi biliyor .ama bence son günleri geldi
h.doğuş @ 25.10.2010 10:06:19
Zihni Beyzademizde tam mağdur.
Başörtüsü mağduru
12 eylül mağduru
akıldan mağdur
fikirden mağdur
insaftan mağdur
vicdandan mağdur.
Ne kadar mağduriyet varsa beyzademizi bulmuş.
Ama bildiği çok iyi bir şey var.
Olayları mhp ile işkillendirip
Ak Parti ye iftira atıp,kara çalmak.
Bunda bir mağduriyeti yok.
Başarılı da aynı zamanda.
ama sevinerek söyleyebilirim ki,
Sakaryalıları mağdur edemiyecek.
Sakaryalıların vicdan mağdurlarına itibar etmediğini zaten sandıklar söylüyor.
Ömre Bedel @ 24.10.2010 00:33:05
Bıktık artık sizin başörtüsü zırvalıklarınızdan. Bizim anamız bacımızda kapalı. Kimse başörtüsü ile dalga geçmiyor. Bunlar sizin / siz gibilerinin showları..Sayenizde başörtüsü sorun oldu. Yandaş basınlar bu kadar zırvalamasa sizin gibi bu ülkede başörtüsü saçmalığı kalkar. Başörtüsü neden yasak acaba? Sınavlarda kulaklık yardımı ile kopya çekimi, kişilerin tam eşgalinin belirlenmesi istenmesi yüzünden vb..şeylerden bu yasak getirildi. Sorun bu.. Gerçekten geri kafalılık sizin yazdıklarınız.. Milleti kandırmaktan başka birşey değil yazılanlar.. Daha yasa yada herhangi bir resmi yazı gelmeden üniversitede öğrenciler başörtüleriyle cirit atıyorlar.. Hadi ordan diyorum size..
B.B @ 23.10.2010 19:54:16
Kemalettin Kaya, yazının neresinde AKP ile MHP nin ittifakından bahsediliyor acaba? Ben göremedim de. Yoksa siz mutabakat ve ittifak sözcüklerinin aynı anlama geldiğini mi sanıyorsunuz? Ha bir de şu Deniz Bölükbaşının AKP ye tuzak kurduk dediği kaynak neredeyse söyleseniz de biz de baksak.
akyazılılar @ 21.10.2010 17:34:29
Başörtüsü akpnin ekmeği. MHP vatandaşın umudu.
Vatandaş kimin oyun peşinde olduğunu, kimin bu işi gerçekten çözeceğini anlaması durumunda akp yıkılır. Ama fakirin umudu ekmek, fakirin umudu dinine saygı. Saygı gösteriyormuş gibi yapana da Allah soracak.
Sokullu @ 21.10.2010 14:22:09
Sayın Açba bahsettiğiniz gibi AK Parti MHP ittifakı olmamıştır MHP her zamanki gibi oyunl peşinde olmuş ve müslümanların başörtüsü ile adeta dalga geçmiştir nerdenmi biliyorum diye sorarsanız MHP kurmaylarından Deniz Bölükbaşının TV lerde açık seçik şekilde biz AK Partiye tuzak kurduk dediği basın toplantısını sanırım medya arşivlerinden bulabilecek konumdasınız yopk bulamazsanız ben size gönderirim
Kemalettin Kaya @ 20.10.2010 23:40:01
Sonunda yök sınavlara başörtüsüyle girmeyi sebest hale getirmiş...
... YOK u anlamak zor sınavlara küpe ile girmek yasak başörtüsü serbest... Kulakları ışarıda bırakacak sınav tipi başörtüsü bağlama şeklini Resimli olarak anlatan bir broşür bastırılırsa biz de öğrenmiş oluruz...
Ask İkilemi @ 19.10.2010 06:57:12