Gecen akşam bir türbe ziyaretine gittim.
Ve orada gördüklerimin ve duyduklarımın hala şaşkınlığı içindeyim.
Efendim, türbeyi her mümin insan gibi ziyaret ediyorsunuz, duanızı okuyup çıkıyorsunuz.
Çıkarken küçük bir masada oturan bir adam görüyorsunuz, masanın üzerinde üzeri 1 – 5 – 10 velhasıl rakamlar yazılı makbuzlar var, ve hepsinin ilgili kurumlarca onaylanmış olduğu üzerlerindeki yazılardan belli.
Kısacası yetkili kurumlardan izin alınarak isteyen kişilerin makbuz karşılığı bağış yapmalarına olanak ve imkân tanınmış.
Fakat makbuzların başında oturan ve bağışları kabul eden bu adamcağızın çok değil 3 – 5 metre ilerisinde bir başka adam daha var.
O ise bir kalem parası, bir kalem parası diye gelen gene sesleniyor ve aynı zamanda ise yine gelip geçenlere 3 – 5 metre ileride bağış toplayanı başıyla göstererek ORASI BAŞKA BURASI BAŞKA diye söyleyerek kendisinin ayrı olduğunu belirtmeye çalışıyor.
Gerçi bana göre bunu söylemesine de gerek yoktu.
Neden mi? Çünkü o da bağış toplamaya çalışıyor, bağış topluyor fakat bağışta bulunan hiçbir kimseye herhangi bir makbuz vermiyordu.
İşte; aradaki fark bu kadar basit ve herkesin anlayabileceği kadar da kolay.
Fakat bence bundan da daha önemli olan konu ise; bağış toplamaya çalışırken söylediği ORASI BAŞKA BURASI BAŞKA sözü. Evet, ne yazık ki bilmeden de olsa, kendince doğru yaptığını da sansa doğru söylüyordu
Onun ilgili kurumlardan izin almadan, makbuzsuz olarak topladığı ve toplayacağı paranın, paraların gerçekten dediği amaçlar için toplanıp toplanmadığı, nereye kimlere gideceği, hangi amaçlar için kullanılacağı veya birilerinin ceplerini mi meçhul.
Daha da önemlisi hala cebi fakir de olsa gönlü zengin olan, saf ve temiz duygulara sahip mümin kardeşlerimizin nasıl hala sömürülmeye çalışıldığı. Yıllardan beri olduğu gibi…
Evet, yıllardan beridir saf ve temiz kalpli mümin kardeşlerimiz soyuluyor, soyuluyor, soyuluyor. Ve genelde hepimiz de buna göz yumuyor ve seyirci kalıyoruz. Ne zamana kadar bıçak kemiğe dayanıncaya kadar.
Gazetelerde okuyoruz televizyonlarda, görüyoruz, islami holdinglerin milleti nasıl hortumladıklarını, dolandırdıklarını, nasıl biçare bıraktıklarını. Ve de yüzsüzce çıkıp yapmış oldukları konuşmaları.
Nasıl ki rüşvetin küçüğü de büyüğü de aynı ise, hortumun da, dolandırıcılığın da küçüğü de büyüğü de aynı.
Müslüman olduğunu iddia edip de saf ve temiz mümin kardeşlerimizi dolandıranların Yüce Mevla'ya nasıl hesap vereceklerini şahsen merak ediyorum.
Bakalım yıllardır süren Müslüman olduğunu söyleyenlerin Müslümanları söğüşlemesi ne zaman bitecek.
Yazı Tarihi : 21 Eylül 2010 Salı
Bu yazı 607 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.