Meşhur tespitte bir insanda imanla yalanın aynı anda bulunmasının mümkün olamayacağını irdelemek gerekirse birçok kutsal metinde bir mümin yalan veya günahların hangi türünden olursa olsun birisine tevessül eyleminde bulunmaya niyetlenince iman o zatın sinesinden çıkıp tapasinde bir bulut gibi beklermiş. Vaktaki günah akamete uğrayıp emarelerini de beraberinde götürdüğünde tekrar ilgilinin mustahak bir yerine avdet edermiş. Pek tabiidir ki başta iman metafizik bir eylem olması hasebiyle imanın kendisini görmemiz na mümkündür. Ancak bir iman ehli varsa biz bu zatın imanının gereği olan eyleminden onun mümin münkir veyahut da münafık olabileceği hakkında muhakeme yapabiliriz. Aksi takdirde iman ölçüm aleti mevzuubahis olamadığından su, elektrik, doğalgaz nevinden bir tespitte bulunmamız söz konusu değildir. Amma velakin yalan beyan eylemine gelince bu iradı uyarlayanları en fazla üçüncü eylemlerinde yakalamamak na mümkündür. Meşhur atasözünde "Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış" tespiti bugün toplumumuzda hangi eksen, hangi eğilim ve de hangi statüye sahip insanlar olursa olsun hemen hemen herkes herkesin ne denli arsız, hırsız ve de yalancı olduğunu fazlasıyla yaşarken ancak insanların sıfır sıfır rizikolu anlayışları onların doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesaretlerini tamamen ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Peki ya bu anlayış insanları bu mazarratlardan koruyabilmekte midir? Kesinlikle hayır diyorum. Çünkü belki bugün için olsun yalancı mahlukla yolunuz kesişmese de bugün komşuna musallat olan yalancı yarın sıra sana gelince sana da en ufak bir acıma hissi duymadan her türlü melanetini fazlasıyla uyarlayabileceğinden hiçbir kimse emin olamaz. Binaenaleyh bütün toplum beraberce hareket edip doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilme fedakarlıklarını gösterebilseler bütün toplumun huzur üzere yaşayabileceğine tarihte şahit olunmuştur. Filhakika bırakın dürüstlük üzere istikrarlı olmayı vakti zamanında yalancılıkta istikrar gösteren sıfır sıfır rizikolu Efendi bile hep melanetini başkalarını ve de aracı firma taşeronlarıyla ihya edip kendisine hiçbir toz bile kondurtmadan uyarlayıp sütlü kahvesini de yudumlayarak zevkle seyreylerken bir gün gelip bütün fitne, fesat ve de tezvirat hesapları ayaklarına dolanan zevatı reziletül melanetin istemeyerek de olsa kendisini cephede bulduğu gibi bütün kiralık yalancı şahitlerinin de tarumar olup onu terk etmelerine dayanamayarak bimarhaneye vasıl oldu. Yani şunu ifade etmek istiyoruz. Bu dünyada bile hiçbir şey gizli kalmıyor ve de müstehakkını fazlasıyla alabiliyor. Pek tabii ki öbür tarafı da saklı olmak kayıt ve de şartıyla madem ki her şey açığa çıkıp kral çıplak diye bağırıp çağırabilen bir alemde yaşıyorsak encamında rezil olup kepazelik yaşamamak için uzun vadede katmerleşip katlanarak ayaklarımıza dolanabilecek büyük felaketlerin daha büyümeden yılanı daha küçükken başını ezin darbımeselinden yola çıkarak eğer insanımız en kısa yoldan en ufak problemlerle bile karşılaştığında doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme melekelerini geliştirebilselerdi bugün hiçbir problem yaşanılmazdı. Çünkü efendiler efendisinin buyurduğu gibi hayırlı işlerde acele edin. Evet, hayırlı işler bellidir. Peki ya kötü işleri elinizin tersiyle itmek de başta şahsımız bilahare bütün mevcudat için en hayırlısı değil midir anlayışıyla diyoruz ki iyiye destek kötüye de en ufak köstek geleceğimizin yegane teminatı olacaktır.
Mamafih vakti zamanında beraber çalıştığımız bir zat vardı. Dünyasını değiştireli yıllar oldu. Bu zat sureta hep mümin gözükür, bütün kelamında hep maşallah, inşallah, biz müminler yaparız ederiz der hep parsayı götürürken bir gün de verdiği sözü ve de yemin içtiği bir meseleyi bihakkın değil ucundan bile tutmayıp beraber yaptığımız seferlerde bile bir meseleyi canhıraşhane savunurken onbeş dakika sonra yemini billâh ile söylediklerinin tersini iddia edip dururken etrafındakilerin hepsinin kimyaları dumura uğrardı. Ancak insanlar şeytana lanet okuyup hep kendilerinin üzerinden atlatıp uzaklaşmaya çalışırlardı. Onun ciğerini tanıyıp fırsatını bulanlar ondan uzaklaşmayı becerirken garip gureba ise mecburiyete binaen lanet olsun deyip hep katlanırken arkada onlarca yüzlerce maraz, kin, nefret, beddua bırakıyorlardı. Herkesin ortak temennisi böyle bir melanet mahlukatın belasını Allah'tan bulması şeklindeydi. Ama heyhat Allah üzerine düşeni fazlasıyla yapacaktı. Ama adetullah da mazlumların da en azından öksürmelerini bekliyorlardı. Çünkü adamcağızın yaptıkları hep yanına kar kalıp azmanlaştıkça azmanlaşan Hünsa Müşkil Efendi etrafını da kaybetmenin verdiği hınçla artık dandanakanda ölümüne sürtüşüyordu. Olan oldu biten bitti; olacak olur, bunlar bizi hiç de ilgilendirmiyor. Biz sadece ve sadece şu tespiti irdeleyerek makalemizi nihayetlendireceğiz. Mademki mümin bir insanda yalan olmazsa bunun mefhumu muhalifine göre de yalancıda da imandan hiçbir eser olamaz. Peki ya ne yapalım demişler. Meseleye şöyle bir rahalatı getirilmiş, hem de bir hadisi şerifte. Peki bu ahvalin belki de birkaç defa gerçekleşip tövbe estağfirullah ve de sonucuna katlanılmasından mütevellit belki de işin içinden çıkılabilirliği tartışılabilirken. Bir insan siluetli mahluku ucubenin hem bir taraftan tapınır vaziyette endam eylerken öbür taraftan da yalan beyanı bir hayat akışı olarak benimseyip sürekli imanla yalan arasında zikzak yapan birisinin sinesine yetkili meleklerce durmadan ve de usanmadan imanın girip çıkarılabileceğini mi zannedeceksiniz? Hayır, hayır buna artema bile dayanamaz. Aç kapa artema reklamlarının bile yalama olduğu bu alemde bir münafıka milyonlarca defa imanla yalanın girip çıktığını tahayyül ettiğimizde bu zatın artık hücrelerine kadar yalama olduğuna kanaat getirerek bu yalancı mahlukun artık bütün şeytani mahlukatın bile aklının ve de havsalasının alamayacağı seviyede fitne, fesat ve de tezviratı dageride bırakarak bir münafikun cephesinin başkomutanı olduğunu bütün okuyucularımla bilerek, yaşayarak paylaşıyorum vesselam.
Yazı Tarihi : 19 Eylül 2010 Pazar
Bu yazı 106 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar