Değişime direnen şirketler,
çok az ömrünüz kaldı
"Bu şirketi ben kurdum, tırnaklarımla kazıya kazıya şirketi bu noktaya getirdim, ben olmazsam bu şirket batar...".
Eğer bir şirketin patronu böyle düşünüyor ve söylüyorsa o şirketin çok az bir
ömrü kaldı demektir.
Çünkü, yapılan araştırmalara göre değişime direnen aile şirketlerinin çoğu
birinci kuşaktan sonra dağılıyor. Kendini sürekli yenileyenler, değişime ayak
uyduranlar, "aile anayasası" ile şirketini yönetenler daha verimli ve uzun ömürlü
olabiliyor.
Milyarlarca dolarlık cirolara ve varlığa sahip olsalar bile aile şirketlerinin
devamlılığını sürdürebilmesi için mutlaka kurumsallaşması gerekiyor ve
geleceklerini garanti altına almaları için kendi anayasalarını hazırlamaları
gerekiyor. Türkiye'de birçok aile şirketi şirket bünyesinde çalışan aile
bireyleri arasında performans değerlendirmesine bakıyor ona göre görev veriyor ve
yetkilendiriyor. Yani aile bireyleri, bütün çalışanlara uygulanan süreçten
geçiyor ve şirketteki pozisyonu ona göre belirleniyor.
Birçok aile şirketi geleceklerini garanti altına almak için "Aile Anayasası"
hazırlıyor ve uyguluyor. Bu anayasada şirket ortağı aile bireylerinin hisseleri,
görev ve yetkileri, kardeşlerin, eşlerin, çocukların ve damatların durumları net
olarak belirtiliyor. Şirkette çalışan aile bireylerinin ne zaman ve hangi birimde
görev alacağını belirleyen kurallar, "Aile Anayasası"nda ortaya konuluyor ve
uygulanıyor. Yani akrabalıkla işi ayıran ve sınırları iyi belirleyerek yazıya
döken, kayıt altına alan rahat ediyor, şirketin geleceğini garanti altına alıyor.
Günümüzde birçok şirket, geleneksel aile değerlerini modernize ederek ailede
eskiden konuşulmaktan çekinilen para konuları ve hisse paylaşımları… gibi
konuları konuşarak kesin kurala bağlıyor. Şirkette kurallar işlediği için miras
kavgası da yaşanmıyor. Şahsi harcamaların neye göre yapılacağı da belirleniyor.
Ev, araba ve buna benzer harcamaların şartları ve sınırları belirlendiği için
aile bireyleri arasında iç çekişmenin de önüne geçiliyor.
Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, birinci kuşakta son bulan aile şirketi
sayısı oranı yüzde 80, ikinci kuşağa ulaşanların oranı yüzde 16, üçüncü kuşak ve sonrasına devam edenlerin sayısı ise ancak yüzde 4. Dünyada aile şirketlerinin ortalama yaşam süresi ise 24 yıl olarak kabul ediliyor. Türkiye'de ise bu durum dünya ortalamasının çok altında.
Diğer bir araştırmaya göre aile şirketlerinde dağılma sebebi olarak öne çıkan
nedenler şu şekilde sıralanıyor: Kardeşler arası çatışma yüzde 43, kardeş-yeğen-
kuzen çatışması yüzde 19, miras kavgası yüzde 19, aileler arası kavga yüzde 14,
aile çatışması yüzde 5.
Türkiye'deki şirketlerin yüzde 99'unu aile şirketleri oluşturuyor ve maalesef bu
süreci Türkiye'deki her aile şirketi yaşıyor. İlimizdeki aile şirketlerinin
durumu da faklı değil. Eğer gerekli adımları atmazlarsa bu süreci yaşayacaklar.
Birçok aile şirketi ya faaliyetlerine son verecek, ya da el değiştirecek.
Yazı Tarihi : 08 Eylül 2010 Çarşamba
Bu yazı 1046 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Hasan Bey,
Ufkunuzun genişliğini ve Bilginizin derinliğini Biliyoruz.
Yeni Hamleler, Yeni yazılar bekliyrouz.
Sevgiyle kalın.
Ali GÜNEBAKAN @ 24.05.2011 15:59:06
ağzına sağlık hasan bey.
o.k. @ 08.04.2011 18:43:08
SAYIN HASAN COŞKUN. . .
TAKILDIN KALDIN BU KONUDA. . .
ARTIK,
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM.
BİRİSİ @ 23.02.2011 13:06:19