O günleri yaşayanlar bilirler. Neredeyse insanların birbirlerine hayır duada bulunmaları bile yasaktı.
Sabah asansörde karşılaştığınız komşunuza "Hayırlı sabahlar" demeniz, alışveriş için girdiğiniz bir mağazaya "Hayırlı işler" temennisinde bulunmanız veya akşam iş çıkışı mesai arkadaşlarınızla "Hayırlı akşamlar" diyerek vedalaşmanız; o geceyi, Milli Güvenlik Konseyi bildirisine aykırı davranmak suçundan karakolda geçirmeniz için yeterli bir suç sayılabiliyordu.
Bilmeyenler, yaşamayanlar veya yaşadıklarının farkına varamayanlar için abartı gibi gelecek ama; denizin, gökyüzünün veya sevgilinizin mavi gözlerinden söz etmek bile o korkunç suçun kapsamında sayılabiliyordu.
Ne zaman? Oy pusulasında hayır oyunun mavi, evet oyunun beyaz olduğu, 12 Eylül Anayasasının 1982 de askeri dikta altında referanduma sunulduğu dönemde. O anayasanın halk oyuna sunuluşu ve propaganda sürecinde, sadece Milli Güvenlik Konseyi Başkanı olarak Kenan Evren konuşuyor ve hiç kimsenin aleyhte konuşma hakkı olmadığı için, 3 kişinin bir araya gelerek "Hayır" demesi bile korsan gösteri sayılıyordu.
Şimdi hapis veya gözaltı yok, sözüm ona herkes de konuşuyor ama, herkes yarınlarına yönelik inanılmaz bir tehdit altında.
Toplumun her kesimi işvereni, işçisi, memuru ile bütün halk bir şekilde bu tehditten nasibini alıyor.
Herkesin "Evet" veya "Hayır" deme hürriyetinin olduğu, hiç kimsenin tercihini açıklamaya zorlanamayacağı demokratik bir ülkede yaşadığını sanarak "Biz tarafsızız" diyen bir işveren kuruluşuna, Sayın Başbakan miting meydanından sesleniyor; "Bitaraf olan, bertaraf olur!". Affınıza sığınarak, belki anlayamayanlar olur düşüncesiyle biraz daha açık ifade etmek istiyorum.
Sözün anlamı şu; ben tarafsızım diyen yok olur. Yani; "Yok ederiz" diyor Sayın Başbakan.
Devlet Bakanı Egemen Bağış, "Anayasa'ya hayır diyenin ya aklından zoru vardır, ya da vatan sevgisiyle sıkıntısı vardır.
Tuzu kuru olanlar, terörden beslenenler, terör örgütleriyle işbirliği içerisinde olanlar hayır diyorlar" diye sıralıyor.
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, "Referandumdan hayır çıkarsa, iş adamları beni aramasın" diyor.
Mitinge katılmak kaydıyla idari izinli sayılan memurlarla ve kamu çalışanlarıyla doldurulmuş miting meydanında, güya sendika yöneticilerine sesleniyor Sayın Başbakan; "Hem hayır diyeceksiniz, hem toplu sözleşme isteyeceksiniz yok öyle yağma!..".
Şimdi sormak istiyorum; bu baskının, askeri darbe döneminde yürütülen "Evet" kampanyasından ne farkı kaldı ki? Haydi o kampanya darbeciler için, Kenan Evren ve cuntası için bir hayat- memat meselesiydi.
Oylamada anayasaya verilen "Evet" oyları, aynı zamanda Kenan Evren' in Cumhurbaşkanlığına da "Evet" demek anlamına geliyordu.
Peki bu referandum kimin için bir hayat - memat meselesidir? Bu referandum kimleri bir yere taşıma veya kimleri bir şeylerden koruma malzemesidir ki; "İyi vatandaş sayılmanın, işini yapabilmenin, aşını temin edebilmenin, neredeyse ülkede yaşayabilmenin tek ölçüsü "evet" demekten geçer hale gelmiştir.
Gerçekten de anlaşılmaz bir şekilde, telafisi olmayan toplumsal yaralara yol açacak bir çılgınlığa dönüşmektedir bu referandum kampanyası.
Gündeme her gün yeni bir bomba düşüyor ve kalkan toz dumandan göz gözü görmüyor. Referandum kampanyası başladığından bu yana "Hayır" diyenleri, kadın doğum uzmanı edasıyla "Ruh ikizi, ruh üçüzü, ruh beşizi …v.s" diye niteleyen iktidar sözcüleri, medyaya düşen ve İmralı'daki bölücü başına atfen yayınlanan "Hükümetle anlaştık.
Eylemsizlik kararı aldık ve "Evet" kampanyasını destekliyoruz" şeklindeki bir haber üzerine çılgına döndüler.
Sayın Erdoğan, miting meydanlarında ve kameralar önünde; bu haberleri asılsız iftiralar ve bu iddiaları haber yapanları da şerefsizlikle suçluyor.
İyi ama bu iddiayı ortaya atan ve böyle bir görüşmenin yapıldığını beyan eden muhalefet değil ki.
Bizzat terör örgütü sözcüleri ve onların siyasi uzantıları konumundaki BDP sözcüleridir.
Velhasıl, bir tuhaf curcunadır almış başını gidiyor.
28 yıl önce yapılanın da adı referandumdu 12 Eylül 2010 da yapılacak olanın da adı referandum.
Halkın "Evet" veya "Hayır" deme hürriyetinin önündeki en büyük engel; 28 yıl önce darbe yönetiminin zulüm ve baskılarıydı, bugün iktidarın yarına yönelik tehdit ve şantajlarıdır.
Keşke bu kampanya bu kadar gerginleşmeseydi.
Keşke bu kampanya bu kadar çirkinleşmeseydi ve keşke bir iktidar dayatması olarak değil de toplumsal bir mutabakat metni olarak halkoyuna sunuluyor olsaydı. Ama olmadı, oldurulmadı.
Sevgi ve saygı yerine "Sövgüyü" tercih eden, siyasi rakiplerini "Ellerini sıkmaya bile değer bulmam, isimlerini bile zikretmeye değer bulmam" gibi çirkin ve incitici bir iktidar anlayışıyla tepeden bakan bir hükümetin, bu toplumsal mutabakatı sağlaması elbette mümkün değildi. Bütün temennim odur ki; 12 Eylül günü yapılacak olan referandumun, Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti için hayırlara vesile olsun. Bu temennideki "Hayır" ın, referandumda kullanılacak olan "Hayır" oyuyla uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Muazzez Ersoy da ne güzel söylüyor; "Senin en güzel yerin, Kahverengi gözlerin…" İnanın çok sevdiğim bu şarkının da referandumda kullanacağım "Hayır" oyuyla hiçbir ilgisi yoktur.
Öküz altında buzağı arayanlara duyurulur…
Yazı Tarihi : 23 Ağustos 2010 Pazartesi
Bu yazı 250 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Zihni bey tespit çok yerinde ,isabetli ve anlaşılır sizi tebrik ediyorum.Artık bize şunu demek kalıyor "Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az" bazı yorumları okuyorum genelde akp seçmeninin profili bu , cahil sözü bile bu tip seçmenin fikriyatı anlatmak adına yeterli gelmez.
T.Babaoğlu @ 30.08.2010 10:47:48
Sakarya vilayetinde adam gibi adam muhalefet olmayınca,akp rahat hareket eder olmuş.Ben hem akp yi tutar hemde tutmam.Hizmet eden bugün kimse o benim partimdir.
A parti B parti,farketmez yani. Oyumuz EVET olacak.
Sakıp SURYÜZ @ 29.08.2010 22:52:57
ben adamım aşk iklimi sana adamlığıda ben öğretirim istersen adamsınız ya korkukdan isminizi yazmaya bbile cekiniyorsunuz sizin adamlıgınız zaten bu kadar siz adamın olmadığı yerde adamsınız oda kardan adamsınız
Erhan Martin @ 29.08.2010 16:59:44
ey medyabarın basiretsiz yorumcuları;
neden siz birşeyler geveleyince fikri yorum oluyor da biz yorum yapınca dalkavukluk oluyor. insan bunları yazarken biraz sıkılır ya. siz apoyu darağacından kurtarırken işbirlikçi olmayacaksınız akp apoyla masaya oturan işbirlikçi olacak. külahıma anlat. bakın siz gerçekten siyasetten bilgiden fikirden nasibini alamamış bir siyasi katmansınız. okuyunca zaten oralarda duramıyorsunuz. bize cevap yetiştirmeyin varsa sözünüz söyleyin olmayınca bize sarıyorsunuz. bu çok ayıp.bir tane aklı başında milliyetçi bana çıksın neden hayır dediğini anlatsın hayır diyecem. siz partinizden bağımsız düşünemezsiniz bizim farkımız bu işte. bizim siyasi duruşmuzu ak parti belirlemiyor. evrensen standartlar yetiyor bize.
gogol @ 28.08.2010 00:55:48
Debreli Ersan
Peki senin başka işin gücün yokmu
Her yaptığım yoruma sen ve bir kaçtane kiralık silahşör,
yorum yapıyor.
Zihnicimle arama niye giriyorsun.
Sende bir şey diyeceksen de.
Yoksa sus da ,belki adam sanarlar.
Ben Ak Partinin yalakalığını yapıyorum da.
Siz ne yapıyorsunuz.
Pkk ile bir olan mehape şaklabanlığı.
Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum ve kendimden şüphem yok.
Sen ve siz kendinize bakın.
Bozkurtlarım benim.
Aşk İklimi @ 27.08.2010 22:25:24
gogol ve aşk iklimi sizin başka işiniz yokmu eleştirmek illaki olacak ama siz eleştiri yapmıyorsunuz sizin işiniz akpnin dalkavukluğunu yapmak ama bence baska yol deneyin...
Erhan Martin @ 27.08.2010 18:32:58
sayın açba;
zihin açıcı olmayan bu yazıları yazarken vicdanın sızlamıyor mu hiç merak ediyorum. ilkokul çocuğu kompozisyonu değerinde bu yazıları yazarken hiç kendinize ben bu işi kıvıramıyorum başka mesleklerde şansımı denesem daha doğru olur diye düşünmüyormusunuz hiç. 99 da yakalanan katil hangi pazarlıklar sonucunda idamdan kurtuldu ve siz o zaman ne ile meşguldünüz sorabilirmiyim. neden katille pazarlık mı olur asalım gitsin diye türkiyemi ayağa kaldırmadınız. neden bu ortaklar aralarında anlaşmış bizi de bu pis pazarlığın içine çekmek istiyorlar diye feryat etmediniz. bu arada zihni bey siz o zaman ne ile meşguldünüz? Allah aşkına adalet ve feraset sahibi olun biraz. bir askerin daha şehit olmaması için gerekirse şeytanla bile oturul
gogol @ 27.08.2010 14:19:21
Aşk İklimi .... Denildimi Üstünüze Yok
Erhan Martin @ 27.08.2010 01:37:20
Ahh be Zihnicim.
Ne güzelde yazmışsın.
Şöyle bir yazılarına bak bakalım,
Yazdığın yanlış,eksik ve taraflı bilgilerinle karalamadığın gün yok.
Kim ne demiş sana.
Yavru muhalefetin sayınsız başkanı,konuşmalarının üçte ikisini hakaret,tehdit ve küfürle dolduruyor.
Yardımcıları ondan da beter.
Ana muhalefetin ise,sizden aşağı kalır yeri yok.
Aynı yerden beslendiğiniz belli.
Kim ne demiş size,
Sorguya mı çekildiniz.
Bir kaç konuşma arasında geçmiş kelimeleri cımbızla çıkarıp laf ebeliği yapıyorsun.
Sizlerin söyledikleri yanında o sözler zemzemle yıkanmış kalır,
Anadın mı????
Zihnicimmm.
Aşk İklimi @ 26.08.2010 14:12:36