Yukarıda her ne kadar hayvani azaba duçariyetin serencamı özetlenmiş olsa da fil azabı hayvani azabın bir sacayağı olarak endam eylese de tetebbuat fil azabının başlı başına müstakil bir çalışmayı gerektirmektedir. Yıllar öncesiydi.
Sayın emekli başmüfettiş Ebubekir Aytekin bir vesile ile filin nasıl ıslah edilip ehlileştirilip insanoğlunun hizmetine verilmesinin hikayesini bizlere anlatmıştı.
Hakikaten tüyler ürpertici olan bu süreci sizlerle paylaşarak fil gibi azametli ve de kudretli bir hayvanın akıldan gayri musallah olmasının istismar edilerek nasıl da yanıltılarak istimal eylendiğini görelim. Bilindiği üzere fil de bütün hayvanlar gibi yabani olarak yaşarken bu kudret ve de azametin bir şekilde kullanılabilmesi üzerinde beyin jimnastiği yapan insanoğlu encamında şu yöntemi bulup uyarlayarak fili emrine amade kılmaktadır.
Önce korkulan bu hayvan bilahare sahte görüntülü bir dostluk icra edilip kandırılarak emir komuta edilmektedir.
Fil veya fillerin bulunduğu bölgelerde yol güzergâhlarında birkaç metre derinliğinde çukurlar kazılarak bir şekilde bu fillerin bu yerlere düşürülüp hapsedilmeleri sağlandıktan sonra siyah elbiseli haşin görünümlü insanlar tarafından uçlarında çelik çiviler bulunan uzunca sopalarla hergün mutad olarak dövülüp taciz edildikleri gibi, aynı zamanda ölmeyecek dereceye kadar aç ve de susuz bırakılan filler takatsiz ve de bitab bırakılana kadar canlarından bezdirilirken tam ölümle burun buruna gelen fillerin imdadına bembeyaz giysilerle su dolu kovalarla ve de yeşil otlarla gelen bir gurup insan fillerin açlığını giderip kana kana da sulandıktan sonra ellerindeki pansuman bezleriyle fillerin kanayan yaralarını pansuman eyleyip ağrı ve de sızılarının dinmesine gayret edip o zavallı hayvanların sevgisine mazhar olanların aslında biraz önce siyah giysili zulüm uyarlayıcı zalimler olduğunu ne oradakiler nede fillerin hiçbirisi tefrik bile edemiyordu.
Havf ve reca diyoruz ya böylece yapay da olsa ömrünü korku ile ümit arasında bulan bu zavallıcıklar .
Zavallı olmanın ötesinde aklın hamaliyesinden yoksun olmanın dezavantajının meyanında fiziki kudret sahibi olmasının kendisi açısından hiç de bir anlamı olmamaktadır. Belki de bu kudret onun başının belası olup bu gücünden istifade etmek isteyen insanların hedefi haline gelmektedir.
Keza bülbülü altın kafese hapseden güzel sesidir atasözü bunu doğrulamaktadır. Çünkü bugüne kadar hiçbir karganın sesinden ötürü itibar gördüğü vaki değildir. Evet, evvelemirde teazzubla muazebeye duçar kılınan zavallı filler siyah giysili zebani kılıklı azap melekleri mesabesindeki insanları gördükçe dizlerinin bağı çözülüp teslim olmaktan başka hiçbir çare bulamayan fillere bembeyaz giyimli kuşamlı insanların adeta birer melek mesabesinde hizmete amade olmaları sahteciliğin daniskası da olsa bu sahte dostluklar karşısında medyunu şükran olan filler artık bir vefa borcu karşılığında bundan böyle kalan ömürlerini beyaz giysili olduğu kadar içinin de onun zıddına bir o kadar kararmış olan insanların emrine girmekten başka çare bulamaz.
Velhasılı bu uyarlama teaddüden tekrarlanıp vaktaki ıslah operasyonunun tamamlandığına inanıldığı vakit ilgili fillerin artık hizmet içi eğitimi tamamlanmış olup kullanılmak üzere o çukurdan dışarı çıkarılarak normal hayata döndürülürler.
Zaman, zaman eski alışkanlık ve de hürriyetine avdeti hatırlayıp isyanda bulunan filler vaki olduğunda hemen en kısa zamanda o eski simsiyah giysili azap melekleri fillere görünüp en ufak bir uyarlamayı hatırlatır hatırlatmaz o gördüğümüz devasa endamlı mahluku ucubeler birden kendilerini salıverip adeta birer kuzuya dönüşürler. İşte size kısaca bir filin azabını serencam eyleyelim.
Dünya kuruldu kurulalı bu zalim insanlar filin büyüğü olan mamuttan tutun da bugüne kadar intikal eyleyen neslini nasıl da elin de oyuncak yaptığını vakti zamanında filden ordular kurup Kabe'yi bile basmaya geldiğini unutmamak lazımdır.
Mamafih güneydoğudaki sınırda kaçakçılık yapanların atlarını asker üniforması giyerek dövdüklerini böylece uyuşturucu yüklü hayvanların üniformalı polis asker gördüklerinde nasıl da kaçtıklarını sağladıklarını bir emniyet yetkilisinden dinlemiştim.
Demek ki her hayvanın bir şekilde biz azamı mevzuubahis imiş ama filin başına gelenlerin mislinin bütün zalimlere uyarlanması temennisiyle makalemizi Van'ın Selimiye Mahallesinde kayıtlı olup Üsküdar Karadavut Paşa Camiinin önünde ayakkabı boyacısı olan hemşerime ayakkabılarımı boyatırken kendisinden şunları hem dinledim hem de kayıt altına alabilme müsaadesi aldım.
Hocam keşke ben bir eşek olsaydım. Çünkü eşeğin ne elektrik, ne su, ne telefon, ne evlenme, nede yeme içme gibi hiçbir derdi söz konusu eşek her istediğinde yer içer anırır ve de hayatının bütün rükünlerini fazlasıyla yerine getirir. Bundan dolayı da hiçbir sorumluluk altına girmez tespiti bizlere hem insan azabını hatırlattığı gibi hem de Sayın Dr. AliŞeriati'nin mektuplarında amcasının oğluna ABD'den gönderdiği cevabi mektup da çok enteresandır. Bu ayakkabı boyacısının temennisi gibi keşke ben de bir eşek olsaydım diyebilmesinin hakikaten altının çizilmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum vesselam
Yazı Tarihi : 01 Ağustos 2010 Pazar
Bu yazı 75 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar