Şehir halkına verilebilecek en büyük ceza, sıcakların tavan yaptığı günlerde suyunun kesilmesidir, hiç kuşkusuz...
Zira vatandaş öylesine kurulu hale geliyor ki, hiçbir haklı sebep onları teselli etmeye yetmiyor...
İşte böyle bir susuz yaz pazarı geçirmek zorunda kaldı şehir halkı bir kez daha...
Bilinir ki "suyun yerini başka hiçbir şey tutmaz"!
O gün değil sokakta yürümek, serin bir yerde çay içmenin dahi faturası ağır oldu, bizim için...
Serde gazetecilik var ya...
Duy, bugüne değin duymadığın lafları...
Gör, azarın ve hoş olmayan sözlerin öfkeye dönüşmesini...
Kim dinler ve de kime nasıl anlatabilirsin bu şartlarda büyük boyutlu bir arızaya meydan vermesi muhtemel, bir sızıntının tamir edilişini...
Hangi çağda yaşıyoruz. 21. yüzyılda bu zulüm yapılır mı vatandaşa? Suyu kesmeye gelince şahin, vermeye gelince çile...
Bilin ki Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun altını oymaya kararlı bir yapılaşma var, Adasu'da...
Bunlar söylenen sözler arasından cımbızla çekip çıkardığımız en masum olanları...
Ağzını daha da bozanlardan tutun da, işi bir farklı yöne çekenlere verilecek cevap bulmak sanıldığı gibi kolay olmuyor...
Peki bu sıkıntıdan kurtulmanın bir yolu yöntemi yok mu?
Vatandaşa göre var...
Bir tatil gününde çoluk çocuk, ana avrat, bacı kardeş, torun torba hep evde, ama su yok...
Gel de çık işin içinden...
"Abi, sular ne zaman gelecek" diyenlerden kurtaramıyorum cep telefonumu ve yakamı...
Sitemler önce hanelerden, sonra da işyerlerinden yükseliyor...
"Yaz abi, yaz... Bir pazar günü iş yapacağız. Ümitle işe koyuluyoruz. Sular kesik. İnsan böyle bir şey olacaksa günler öncesinden uyarsa bizleri, ona göre tedbir alır cascavlak kalmazdık, çaresizce ortada. Müşterilere olan mahçubiyete mi yanalım, kaçıp giden paralara mı ağlayalım, şaşırdık kaldık. Elimizden gelen tek şey; işin başında olanlara veryansın etmek. Ne olur onu da bize çok görmeyin. Stresi, öfkeyi bastırmanın başka bir yolu varsa söyleyin keselim sesimizi" diyen işyeri sahiplerine hak vermemek mümkün mü?
Bütün bu gürültülerden medya olarak payımıza düşeni almaktan kurtulduğumuz sanılmasın...
Zaman zaman da olsa gazetemizde haberler asılsa manşetlere, tenkitler düşse köşelere, uyarıcı ve samimi...
Suyun kesilmesinden kaynaklanan ve kabına sığmayan öfkelerin bastırılmasına çare olmuyor, ne yazık ki...
Ne dökülen diller...
Ne değiştirilen borular...
Ne de gösterilen çabalar...
Su kesintisi ve arızaları önleyebiliyor...
15 gün sonra devreye gireceğinin altı çizilen 3. İsale Hattı'na su pompalanmadıktan gayrı, biz bu çileyi daha çok çekeriz...
Neyse ki, söylenenler doğru ise, biz doğruluğuna inanıyoruz, su kesintilerinin getirdiği şikayetlerin sona ermesi için sayılı günler kaldı, geride...
Ne desek nafile...
Beklemek kaçınılmaz...
İki hafta daha sabretmekten gayrı yapacak bir şey yok...
Yeter ki, söylenenler doğru çıksın, bitsin şu amansız çile...
Adasu da, vatandaş da rahatlasın, biz de kurtulalım gazeteci olarak "Bu ilde gazeteci yok" şeklindeki acımasız suçlamalardan...
Yazı Tarihi : 06 Temmuz 2010 Salı
Bu yazı 39 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar